BAYAT İSNADLARA CEVAPLAR - 12
BEDİÜZZAMAN "KADINLARI ŞEFKAT KAHRAMANI" OLARAK TAKDİR EDERKEN...
Ahmakçasına yapılan bir diğer isnad da "Bediüzzaman'ın "kadını şeytanın askeri gibi gördüğü" uydurması ve "çocuklarınız kâfir olabilir, evlenmeyin" dediği zırvasıdır.
Evvela, hanımlar için kaleme aldığı "Hanımlar Rehberi"nde, "hemşirelerim" dediği hanımlara "kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyevileri ve fıtratlarındaki ulvî seciyelerini bozulmaktan kurtulmanın çâre-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiyeden başka yoktur" tavsiyesinde bulunan Bediüzzaman'ın "hanımlar şefkat kahramanlarıdır" tanımı bu zahir zırvayı bertaraf eder.
İlâveten "maattessüf biçâre mübârek taife-i nisâiyenin [hanımlar taifesinin] zâlim erkeklerin şerlerine ve tahakkümlerine mâruz kalması"na karşı "Risale-i Nur'un en mühim bir esası şefkat olduğunu" nazara vererek, "bir vâlide veledini [evlâdını]tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu fedâ etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var" takdiri, bu husustaki bütün iftiraları ifna eder.
Ve Bediüzzaman'ın "Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zattan ders aldığım halde, kasem [yemin] ediyorum ki en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve manevî derslerdir" beyânı, nesillerin eğitiminde kadının rolüne verdiği önemin ifadesi olur. (Lemâlar, Yirmi Dördüncü Lem'a, 260.)
Diğer yandan başta Risalelerde ailenin kıymeti ve kudsiyetiyle ilgili beyanların yanısıra Bediüzzaman'ın yakınında ve hizmetinde bulunan Nur talebelerinin evli olması Bediüzaman'ın "evliliğe karşı olduğu" yalanını temelden berhava eder.
**
Ve diğer zahir yalanlar ve iftiralar...
Aslında sözkonusu nâdânlar gibi 70-80 yıl öncesinde ecnebi isihbarat servisleri güdümündeki "yerli" mihraklarca pompalanan bütün iftiralara Bediüzzaman, zamanında eserlerinde, mahkeme müdafaalarında, lahika mektuplarında esaslı cevaplar verir.
"Doğru İslâmiyeti ve İslâma lâyık doğruluğu" tebliği vazife bilen Bediüzzaman'ın, Kur'ân'a, Sünnete, kıyas-ı fukâhaya, icmaaı ümmete göre bu ve benzeri isnadlara verdiği cevaplar, sözkonusu uydurmaları bütünüyle ortadan kaldırır.
Bunun gibi hiçbir delile dayanmadan, hiçbir mesnedi olmadan savrulan, Bediüzzaman'ın esarette iken Abdulkadir Geylânî'den medet istemesini "Abdulkadir-i Geylânî'den yemek geldi" çarpıtmasını boşa çıkarır. "Kur'ân-ı Kerîm yerine Risale-i Nur eksenli bir Müslümanlık anlayışı" uydurmaları, "sapkınca uçuk - kaçık katmerli çirkin iftiraları iftiracıların yüzlerine çarpar.
Yine "Ye'cüc-Me'cüc meselesi"ne dair Bediüzzaman'ın "Allah en doğrusunu bilir", "Gaybı Allahtan başka kimse bilmez" kayıtlarıyla sahih hadiserin mana ve tevillerinden bir teviline itirazın hiçbir ciddiyetinin olmadığını ortaya koyar.
Bunun içindir ki Kur'ân'ın özet olarak işaret ettiği, Peygamberimizin (asm) mucizâne ve muhakkikane haber verdiği ve İslâm âlimlerince vaaz edilen hakikatlerle, derin cehâletiyle saptıran nâdânın sarhoşçasına savurduğu yalan ve dolanların hiçbir kıymeti kalmaz.

5