Bercan Tutar

Sabah

İsrail boşalıyor siyonizm çözülüyor

'Seçilmiş millet' oldukları palavrasını dillerinden düşürmeyen İsraillilerin en küçük bir zorlukta nasıl tabana kuvvet ülkelerini terk edip kaçtıklarını görüyoruz. Filistinliler ise onca kuşatma, vahşet, açlık, salgın, hastalık ve ambargolara, en sistematik ve en barbar katliamlara rağmen ölüme meydan okuyor, vatanlarını terk etmiyor. Bu tablo kimi

ABD'nin siyonist paradoksu: İran

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun göreve ilk başladığında yaptığı kritik açıklamalardan biri de dünyanın artık çok kutuplu olduğunu ve ABD'nin tek hegemon olmadığını vurgulamasıydı. Bu açıklama çığır açıcıydı. Nitekim Rubio bu konuyu daha da netleştirmek için bazen "Ben küresel dışişleri bakanı değil ABD'nin dışişleri bakanıyım" ifadesini kullan

İntifada'nın üçüncü zaferi

Ortadoğu, İsrail'in İran ile 12 günlük çatışmasının bitiminden ve Gazze'ye yönelik 7 Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü soykırım saldırılarından sonra yeni bir döneme giriyor. İsrail ve Amerikan medyasındaki iki ayrı haberde hem Gazze'ye yönelik kirli senaryo sızdırıldı hem de İran'ın nükleer programına dair yeni yol haritasının detayları açıklandı.

Ateşkes sürecek mi

İsrail ile İran arasında 13 Haziran'da başlayan 12 günlük çatışmalar ABD Bakanı Donald Trump'ın devreye girmesiyle sona erdi. Her iki taraf da Trump'ın istediği ateşkesi kabul etti. Şimdi dünya kamuoyu bu ateşkesin kalıcı olup olmayacağını tartışıyor. Özellikle yayılmacı siyonist rejimine güvenmeyen kesimler duran çatışmaların ilk fırsatta yeniden

Trump, İsrail'i değil kazananları sever!

Dünyada bütün gözler ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik İsrail saldırılarına katılıp katılmayacağında. Zira 'Önce Amerika' anlayışının savunucusu Trump derin bir ikilemde. Aslında kafasında ne yapacağına dair düşünceleri net. Fakat eyleme geçmekte zorlanıyor. Ya da daha net ifade ile doğru zamanı bekliyor. İki hafta içinde kararını verecek.

Trump'ın tabanı İran ile savaşa karşı

Amerikan kamuoyu yeni savaşlara şiddetle karşı. Ancak Amerikan devleti de müptelalık düzeyinde savaşlara bağımlı bir siyasi zihniyete sahip. Kan ve kaosla beslenen mitolojik bir canavardan farksız. Her yere saldırmak istiyor. Silah şirketleriyle fanatik evanjelik-siyonist lobilerin pençesindeki Amerikan yönetimleri bu trajik paradoksu aşmak ve halk

İsrail'i bekleyen çifte çöküş

Gazze'deki soykırımdan dolayı içeride ve dışarıda meşruiyetinin dibe vurduğu bir dönemde İsrail'in İran'a yönelik saldırısı her açıdan bir kumar. Yükselen küresel tepkiden dolayı ABD artık İsrail'e açıkça destek veremiyor. Daha dolaylı ve örtülü şekilde yardım ediyor. Nitekim Joe Biden'ın aksine Donald Trump, Netanyahu'nun politikalarına daha mesaf

Nükleerde asıl tehdit İsrail

Gazze'de tarihin en barbar soykırımını sürdüren Siyonist İsrail rejimi bir yandan da 'nükleer enerjiye sahip olmamalı' diyerek İran'a saldırıyor. Gerekçesi hem çok ahmakça hem küstahça. "İran nükleer enerjiye sahip olursa ardından bu enerjiyle silah yapacak ve beni vuracak" diyor. Oysa dünyayı aptal yerine koyan İsrail'in şu an neredeyse 400'e yakı

Siyonizmin önündeki tek engel Yeni Türkiye

İsrail ile İran arasındaki çatışmayla ilgili yorum yapıp kalem oynatanlara bakınca tarihsel, kültürel ve ideolojik bir hayli sorunla karşı karşıya olduğumuzu görmemek mümkün değil. En muhafazakâr ve milliyetçi kalemlerde bile bir kavramsallaştırma sorunu var. Batılı yanılsama ve kültürel kompleksin temel dinamiğini oluşturan 'emperyal ideolojik eşi

Siyonist projede 'ikinci aşama'

Bölgemizde yüz yıldır terör estiren ve 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de tarihin en vahşi soykırımına imza atan siyonist İsrail rejiminin İran'a saldırması sürpriz olmadı. Aslında İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'yı ilhakını amaçlayan saldırılarının asıl hedefi bölgenin tamamen rehin alınmasıydı. Kurulduğu 1948 yılından bu yana Araplarla üç savaş yapan