Eğitim ''Milli'' değil

Eğitim sistemimiz milli adıyla çağrılsa da laik müfredat ile çocuklarımızın kimliğini mi koruyuyor, yoksa yabancılaştırıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türk eğitim sisteminin İslami değerlerden kopuk olduğunu ve bu nedenle nesilleri kimliksizleştirdiğini iddia ediyor. Kur'an merkezli eğitimi savunması, ahlak ve maneviyatın temelini oluşturması gerektiğine dayalıdır. Fakat laik ve milli eğitim arasında gerçekten çözülemez bir çelişki var mı, yoksa her iki unsuru birleştirmenin yolu yok mu?

Eğitim, tohumla başlar. "Besmelesiz" eğitim ve haram kazançlarla/lokmalarla çocuklarımıza zulmediyor, geleceklerini karartıyor. Bahçelerimize diken ekerek, gül toplayamayız.

Fıtratların korunup, geliştirilmesi yerine, değiştirilip bozulması, eğitimle zulümdür.

İyi insan için; eğitimin milli, kitapların kaynağının ve kıblesinin de, hayat rehberi Kur'an olması gerekir.

İYİ İNSAN Hayatımızın her alanında olduğu gibi, EĞİTİM'de de "iyi insan" için, Hayat Kitabı'mız Kur'an'ın ve örnek insan/Peygamber'in (sav) rehberliğine olan "zaruri" ihtiyacımızın farkında bile değiliz; şaşkınlıkla, başka adreslerde çözüm arıyoruz. Bulamayız. Ahdimizi ve kendimizi/kimliğimizi unuttuk. Bize; hayat/şifa verecek ilke, yasa ve ölçülerden neden uzaktayız "İnsanların hayırlısı, onlara hizmet eden/faydalı olanlardır." Kendin için istediğini ve sevdiğini, başkaları için de iste ve sev..." (sav) Bu vb. öğütlere ihtiyacımız yok mu (Bakara/38, Al-i İmran/31; Enfal/24; İsra/82; Taha/123-124; Ahzab/21)

Tarihimize, kimliğimize/manevi değerlerimize aykırı/yabancı eğitimle nesillerimize zulmetmeye devam ediyoruz. Çocuklarımızdan şikâyete hakkımız yok. Tersine, onların, bizden şikâyete hakları var.

İnsanın yaratılışındaki/fıtratındaki güzel hasletlerin korunması, geliştirilmesi/kimliğinin, şahsiyetinin inşasıyla/iyi insan yetiştirmesi gereken EĞİTİM düzeni; bizde, tam aksi yönde kimlik ve kişiliğin bozulması/değiştirilmesi şeklinde uygulanmaktadır; çünkü kıble yanlış seçilmiştir. Ne kendimiz kalıyor ne de başkası oluyoruz. "Ecnebi"/yabancı içerikli, müfredatlı eğitimin adı "milli" olsa ne Bu çarpık/yanlış eğitim tezgâhında dürüst/iyi, kişilikli/kimlikli nesillerin çıkması "istisnai" bir durumdur. Yine de "mayamız" sağlammış ki, bu tezgâh, herkesi dönüştürememiştir.

Bir eğitim; hem "milli" hem de "laik" nasıl olabilir

Eğitimin kıblesi, neresi

Rahman (cc) adına/adıyla başlamak yerine, şeytanla/tağutla başlayan "okuma"lar/EĞİTİM'ler yanlıştır; nesillerimize zulümdür. İlki; imar, ıslah, adalet iken, ikincileri de tabiatı gereği, ifsad odaklı ve zulümdür. İnsan fıtratı, korunup geliştirilmesi gerekirken, değiştirilerek bozuluyor. Bozulan insan da, en tehlikeli varlık olarak, her şeyi bozabiliyor...

"Ahlak ve maneviyat" eğitimini önemsemeyen/öncelemeyen eğitim düzeninde; adaleti satan hukukçular, dini satan ilahiyatçılar, müşteriyi aldatan, bozuk ürün üreten/pazarlayan iş adamları, çürük bina yapan/yaptıran bürokratlar, müteahhitler, mühendisler, para için gereksiz ameliyat yapan cerrahlar, vatana hıyanetten çekinmeyen siyasetçiler, öğrencisine cinsel tacizde bulunan öğretmenler, öğretmenini kurşunlayan öğrenciler, muhtaç ana-babasına bakmayan çocuklar... yetişir.

"Öğüt verecek insandan daha çok, örnek olacak insanlara ihtiyaç var." (Mevlana Hz.)

TEMEL DEĞERLER İnanç, ahlak, hayat, akıl, aile, nesil, mal, şeref... vb. temel değerler/hak ve özgürlükler; ancak ilahi hukuk/şeriat ile korunup sağlanabilir. Günümüzde hangi değer korunabiliyor Hayat Kitabı Kur'an; lafta, rafta, istismarda...