Dumanlı bir yazı
Sigarayı bırakmak yasak ve tıbbi öneriler değil, ancak toplumsal ikiyüzlülük ve kültür kaybıyla boğuşan birey için mücadeledir—peki bu mücadeleyi kişisel ahlak sorunu mu, yoksa çağın yalnızlığının semptömu mu olarak okumalıyız?
Yazar, sigaraya olan bağlılığını toplumsal ikiyüzlülük, yabancılaşma ve gençlik kaybıyla iç içe geçmiş bir hastalık öyküsü olarak sunarken, aslında modern yaşamın insan nefesini daraltmasından şikayet ediyor. Mustafa Polat'ın anısı aracılığıyla, sanat ve arkadaşlığın vasat yaşamlarda bile bir tür kültürel kalkan oluşturduğu gösterilse de, bireysel alışkanlıkların toplumsal iyileştiriciliğin ötesinde ne kadar kültürel iflasta kişisel çıkmazlara dönüştüğünü sormak gerekmez mi?
Hangisini diyeyim!
Şu adam arabasından yanan sigarayı attı.
Yasaklı havaları sevmediğimi bilen bilir. Oradan netice çıkmaz zira.
Üstelik -yasak ters tepti- hanımefendiler gizli saklı içerlerken iş şimdi aleniyete bindi. Açığı kapalısı havayı bulutluyorlar.
Bir de bizim o misillü tütünümüz varken paramız niye o yabancı paketlere gidiyor; bilen eden var mı! Bu da kör karanlık, kurşunî bir soru olsun.
Ben baktım ki ortalığı dumanlıyorum; üfürdüğüm gibi sigarayı... O dumanlı havalar bitti.
Bekâr evinde üç kişiydik. Ben, Merhum Mustafa Polat, Cemil Ertonga. Cemil çok rahatsız olurdu dumandan, kokudan, ama arkadaşlık hatırı diye bir şey var. Üçümüz de gariban... Kırk metre kare bir ev... Ama Kumkapı sahilini görüyor. Arada fânîlik hüznü öyle bir çöküyor ki...
[Ve Mustafa bir Haziran gecesi Ramazanda ve yirmi beşinde elveda dünya diyor. Ölüm ille de vaktinde geliyor. Şiirinde dediği gibi ölüyor Mustafa. Bir Haziranda, Eyüp sırtlarında olmak diyor; öyle de oluyor. O yarım kalan şiirini de Mevlüt Amca (babası) itmam eyliyor. Aile kelimeli, kültürlü olunca çocuklara yansıyor demek.]
«
Yıllar, yıllar geçmiş. Sen de bırakabilirsin; bunda bir keramet yok.
Haydi bu fakir şiir yazıyorum havalarına tüttürüyordu da senin derdin ne!
Yasağı ko kenara da sen kendin bırak bu işi. Derde doktora düşme!
Ben düştüm; bir şey de yapamadılar.
Nefesim daraldı. Rahat nefes alıp verenlere hayranlıkla bakıyordum.
"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."
İlâcını yine kendim araştırdım; söylemem!
Ama maddî-manevî çok uğraştım. ok dumanlı zamanlardı.
Dön, gel gençliğim dön, gel de al, git şu yorgunluklarımı. Bir nefes gençlik iksiri çekeyim gel de.
Neyse buraya bir şiir bırakayım da içer gibi okuyun; ezberlersiniz belki.
Haa, ezberinizde birkaç mısra, beyit, şiir, türkü olsa konuşurken imdadınıza yetişmez mi!
«
KÜL TABLASI, SİGARA ÜSTÜNE
Şu her sigara içişimde...

16