Ali Barskanmay

Ali Barskanmay

Karar
Kültür-Sanat / Eğitim 79 yazı 0 takipçi

Beceri yoksunu

Beceri, elinden iş gelmek, maharet anlamına; becerikli ise elinden iş gelen, işi yapmaya yatkın, maharetli demektir. Beceri kelimesinin maarif dünyamızdaki yerini arayalım.Kalemin aynasını biraz geçmişe tutalım. Cumhuriyet öncesi Osmanlı'da malumunuz mektep, medrese, azınlık, askeri, tıp, mühendishane ve sanat okulları. Her kültürden okul. Mekteple

Modern hayatın panzehiri: Gassal

Günümüz dünyasının öznesi ekonomi. Ekonomi, hayatın her anında toplumun her alanını dizayn eden ve insana şekil veren büyük güç. Parası olanların dünyayı yönettiği yoksulların Afrikalılaştırıldığı bir dünya. Beyaz adamın coğrafi keşifler sonrası dünyaya hakim olup dünyayı yönetme kılıcını eline aldığı tarihten itibaren ekonomi dünyanın gidişatını b

Zafiyet

2000'li yılların ilk yılları. Ecevit krizinin ülkeyi ekmeğe muhtaç ettiği yıllar. Ecevit'in ricası üzerine (!) Amerika, Kemal Derviş'i ekonomimizi düzeltmesi için göndermiş. Kemal Bey, sil baştan ekonomik reformlarla halkın sıkı kemerini daha bir sıkıyordu. İşler yoluna girecek vaadiyle beklerken MHP nedenini bilmediğim bir çıkışla hükümet krizi çı

Kuzguncuk müdavimlerinin hayat yükü

Kuzguncuk; tarihte bağı, bahçesi, bostanı, ineği, sütüyle İstanbul'un geleneksel Boğaziçi köylerinden biriydi. Evliya Çelebi'ye göre Fatih zamanında "Kuzgun Baba" adlı veli bir zatın buraya ikame edilmesine binaen "Kuzguncuk" adını almış. Kuzgunlar, buranın Kuzguncuk olduğunu biliyor mı bilmem ama İstanbul'da kuzgunların en çok yuva kurup yaşadıkla

"Tanrı'nın sözlerini işitme kıtlığı"

"Ben" kelimesi için TDK'ye bakıyorum. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Birinciyi gösteren kişi. Kadim kültürümüzde ben "ene-enaniyet" nefsi kibir, gurur, iddiacılık, benlik ve bencillik olarak anlamdırılır.Ben'in dünyamızdaki yerini "Ben ondan daha üstünüm, itaatsizliğiyle başladı. Güç sarhoş

Ali Fuat Başgil ile Gençlerle Baş Başa

Ali Fuad Başgil, Osmanlı'da hayata atılıp Cumhuriyet'e hayat veren nadir aydınlarımızdan bir beyefendi. Başgil, 1914'te tahsilini yarıda bırakıp yedek subay olarak Birinci Dünya Harbi'nde dört buçuk yıl Kafkaslarda cepheden cepheye koştuktan sonra İstanbul'a döner. Ne yapması gerektiği konusunda tereddütler yaşadığı harbin yıkıntı yıllarında eşe do

Bilinç kıyısında

İstanbul sabahında yollar, arabalar, meydanlar, kaldırımlar, duraklar insan kaynıyor. Bilhassa metrosu, iskelesi olan semtlerin sabahı insan mahşeri. Araçlar, gemiler, metrolar; harıl harıl insan taşıyor insan kusuyor mu demeliydim. İnsan keşmekeşinden kaybolmamak elde değil. Kolay değil tabi İstanbul'un AVM'lerini, okullarını, hanlarını, sabah dol

Yusuf'un tatil torbası

Geçtiğimiz cuma 20 milyona yakın öğrenci, 1 milyondan fazla öğretmen bir haftalık ara tatile girdi.TDK'ye göre tatil kelimesi "Kanun gereğince çalışmaya ara verilen süre." Eskiler İstirahata çekilme derdi. İstirahat; yorgunluğunu gidermek, dinlenmek, soluklanmak anlamına gelir. Müsterih kelimesiyle aynı kelime ailesinden olup müsterih ise "Bütün ka

Sevgili Arsız Dirmit

Latife Tekin'in " Sevgili Arsız Ölüm" romanı Dirmit adıyla tiyatroya uyarlanmış. Nezaket Erden seksen beş dakikada molasız arasız oynuyor. Nezaket Hanım'ın oyun performansına diyecek yok. Kekelemeden hık mık demeden oyunu yaşar gibi oynuyor. Latife Tekin Tanzimat'tan beri işlenegelen, Cumhuriyet ile işlenmesi temcit pilavına dönüşen ve 27 Mayıs, 12

Saat gibi işleyen kader

İki yaşlı. Banka oturmuş. Göğe bakıyor. Gökyüzü onlar için renkli bir televizyon. En renkli kareler orada: hayaller, ilhamlar, sesler, yaşananlarDurup düşünülen bir yerdir banklar. Her şey bu banklarda otururken ağarır: şakaklar, hatıralar, hayaller, kentler, muhabbetler Sonbahar güneşi. Sanki buzdolabından çıkmış. Onları ısıtmıyor. Güz mevsimi ha

Narkoz Kesilince

Ben Yiğit'i ilk gördüğümde 13 yaşında, 1.60 boyundaydı. Evlerine vardığımda koltuğa uzanmış. Ayaklarını koltuğun yanında sarkıtıp telefonda oyun oynuyordu. Dış kapının zilini çalmam, odadan içeri girmem, anne babasıyla tanışıp konuşmam kendisini yerinden kıpırdatmadı. Kendisinde hiçbir merak ve refleks oluşturmadığı gibi dönüp gelenin kim olduğuna,

Çay Baki

Kahvehane veya kıraathane ikisi de bize has bizim toplumumuzun sosyalleşme mekanlarıdır.Mahalle içindeki kahvehaneler erkeklerin iş ev arasındaki sıkışmışlıktan kaçıp sığındığı mekanlardır. Kıraathaneler, Osmanlı Tarihçi Peçevi'ye göre okur yazar kişilerin kitap ve güzel yazılar okuduğu, tavla veya satrançın oynandığı mekanlardır. Üstad Sezai Karak