"PKK, dün BBC'de yetkili sözcüsünün ağzından teröre yeniden başlayacaklarını ilan etti." (3 Eylül 2003)
Oysa Öcalan'ın İmralı'ya konulmasının ardından PKK kimlik değiştirmiş ve adını KADEK yani "Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi" ve Kongra-Gel (Halk Kongresi) yapmıştı.
O günlerde "'PKK terörü ne zaman bırakmıştı ki' diye sormak artık anlamsız!" diye yazı yazmıştık.
Belki artık çok anlamlı: PKK'nin Eruh'taki ilk cinayetlerinin 40. yılı da doldu. Şubatın, önümüzdeki ayın 16'sında, İmralı'da Öcalan 25. yılını dolduracak. Arada yaşadığımız "hendek savaşı" deneyiminin de 10. yılı doluyor.
PKK'nin KADEK'leşmesi belli ki Irak'ın kuzeyinde savaşı sonrasındaki gelimeler ve Irak ipin ucunu kaçırma olasılığı yüzünden teröre bıraktıkları yerden devamını gerektiriyordu.
PKK 22 yıl önce KADEK'leşmişti. Sözcüsü BBC Türkçe yayınında diplomatik bir dil cambazlığıyla teröre devam edeceklerini şöyle ilan etmişti:
"(Türkiye) Kürtlere daha fazla siyasal ve kültürel haklar vermediği için tek yanlı ilan edilen 'ateçkes'in sürdürülme imkânı kalmamıştır. Bundan sonraki süreçte düşük yoğunluklu çarpışmaların beklenmesi gerekir."
Bu "düşük yoğunluklu dilbazlığın" özeti açıktı:
- PKK cinayetlerine bıraktığı yerden devam edecek!
Ettiler de.
Düşündürücü olan teröristlerin! "Teröre başlıyoruz!" ilanını, "İngiliz TRT'si" BBC'den yapmış olmalarıydı.
Zira BBC var BBC'den "içeru".
Kendi siyasetçilerine bile tarafsız yayıncılık adına kök söktüren, ter döktüren BBC ile onlarca yabancı dilden yayın yapan BBC Dış Yayınlar Servisi'nin yolları ve bütçeleri ayrı.
İngilizler Türkiye'nin görünürde Kürt duyarlılığına çok saygılılar.
Cumhuriyetin ilk yıllarında finanse ettikleri isyanların izlerini silmek için Tamilce, Eskimoca, Zuluca yayın yapan BBC, Ortadoğu'nun 50 milyon diye açıklanan Kürtlerine, Kürtçe yayın yapmaktan özenle uzak duruyor.
Aynı duyarlılığı yakın yıllara dek Amerikalılar da gösterdi. Ama artık Amerikalılar VOA (Voice of America) kanalıyla her gün Kürtçe yayın yapıyorlar.
Burada iki olasılık var:
Ya aralarında Kürtçenin ülkemiz sosyopolitiğine yan etkileri konusunda görüş ayrılığı patlak verdi ya da bir iş bölümü yaptılar:
Biri tavşana kaç derken teki tazıya tut emri veriyor.
Bu noktada Öcalan'ın "anadilde eğitim" için ne düşündüğünü şahsen çok merak ediyorum. Annesinin Türk olduğunu kendisi açıklamıştı. Anadili Kürtçe değil. Örgüt militanları ile tercüman aracılığı ile mi konuşuyordu acaba
2003 yılında avukatları aracılığıyla yaptığı bir aıklamayı da anımsamak gerekiyor:

151