Ahmet Özdemir

Ahmet Özdemir

Yeni Asya
Yaşam / Din 44 yazı 0 takipçi

Kardeşliğin güzel sonuçları

Muhacirler, "Ensar kardeşlerimiz, bize mal mülk verdi, nasıl olsa geçimimizi sağladılar" diyerek boş durmuyorlardı. Doğrusu bu, imanlarından gelen gayrete de tersti. Her biri elinden gelen çabayı göstererek, mümkün oldukça kimseye yük olmamaya çalışıyordu. Burada yaşanmış bir örneğe bakalım:Resûl-i Ekrem (asm) tarafından birbirlerine kardeş yapılan

Asr-ı Saadetten günümüze

Ümmü Süleym Müslüman olup Peygamberimize (asm) biat ettiği sırada, oğlu Enes b. Malik yanında değildi.Enes, annesinin Müslüman olduğunu öğrenince çıkıştı. Ümmü Süleym dinden çıkmadığını, sadece yurtlarına gelen zâta iman ettiğini söyledi. Enes'e de İslâm dinini anlattı. Eliyle işaret ederek Kelime-i Şehadet getirmesini istedi. Enes b. Malik, annesi

Abdullah b. Selâm'ın Müslüman olması

Abdullah b. Selâm, Medine Yahudîlerinin ileri gelen âlimlerinden biri idi. Babası Selâm'dan Tevrat'ı ve tefsirini de öğrenmişti. Babası, âhirzamanda gelecek peygamberin sıfatlarını ve alâmetlerini de kendisine anlatmıştı.Abdullah, Resûl-i Ekrem Efendimizin Medine'ye gelişini Müslümanlara müjdeleyen Yahudîden duymuş ve kendisini tutamayarak, "Allahu

İnsanda ölüm düşüncesi

Ölüm, İslâm inancı açısından hayatın sona ermesi değil; bilakis ebedî bir hayatın başlangıcıdır. Hayat yaratıldığı gibi ölüm de yaratılmıştır. Bu hususta Bediüzzaman şöyle demektedir:"Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir. Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye

Peygamber kıssalarının gayesi...

Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok peygamber kıssası anlatılır. Bunlar niçin anlatılırKur'ân kıssalarının en önemli maksatları arasında şunları sıralayabiliriz: 1. İman esaslarını ispat etmek ve açıklamak. 2. Vahiy ve peygamberliği ispat etmek. Resul-i Ekrem (asm) Efendimiz ümmî idi. Yani bildiğimiz gibi okuma ve yazma bilmiyordu. Onun Yahudî ve Hıristiyan

İnsanlık semasının yıldızları

Hiç şüphesiz, peygamberler insanlık semasının yıldızlarıdır. Onlar gönderildikleri toplulukları imana davet edip dünya ve ahiret saadetinin yollarını göstermişlerdir.İnsan bir yolcudur... Nev-i beşer (insanlık) Hz. Âdem'den (as) bu yana kafile kafile arkasından gelmişler; bir süre dünya hanında kalmışlar ve daha sonra kaybolup gitmişler. Biz de o a

Musafahalaşmak

Musafaha; selâm vermek ve sevgisini göstermek üzere birbirine el uzatma, el ele tutuşma, iki elle yapılan hususî selâmlaşma şekli, tokalaşma, iki kişinin selamlaşmak için birbirlerinin ellerini-avuç içleri birbirine yapışacak biçimde-tutuşmalarına ve yüz yüze gelmelerine denir.Selâm verirken eğilmek yasaklanmıştır. Enes b. Malik Resûlallah'a, "Bazı

"Refet Bey"le geçen günlerimiz

Merhum Refet Bey çok mütevazı bir kişiliğe sahipti. Gururdan, kibirden bir eser bulamazsınız.O her haliyle diğer insanlara ihlâs dersini veriyordu. "Tefani sırrı" onda adeta okunuyordu. İhlâs Risalesi'nde "Mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlat, şeyh ile mürid arasındaki vasıta değildir" der ve hakikî kardeşlik vasıtalarına vurgu yapar. Onu

Barla sıddıkları

Risale-i Nurun pek çok yerinde "Es-sebebü kelfail sırrınca" sözlerini okuruz. Bu söz bugünkü ifadeyle "Sebep olan işlemiş gibidir" demektir. İnsan bir hayra veya şerre sebep olursa onun kadar amel defterine (sevap/günah) yazılır.Bugün dünyanın herhangi bir yerinde Risale-i Nur vasıtasıyla bir insanın imanının kurtulduğu zaman, Barla Sıddıklarının h

Günahtan Cehennemin inkârına giden yol

Günah işleyen kimse Cehennemi inkâr eder miHer bir günahtan Cehennemin inkârına bir yol vardır. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım: Cehennem azâbını netice veren büyük bir günahı işleyen bir adamın ruh halini düşünelim. İşlediği günahla Cehennem azabı arasında hemen bir irtibat kurar. Günahların cezalandırılacağı yer Cehennemdir. Cehennem azabı

Hüsn-ü zan beslemek

Hüsn-ü zan, güzel sanma, bir kimsenin veya olayın iyiliği hakkındaki vicdanî kanaat demektir. Bunun karşılığı sû-i zandır.Herhangi bir kimse hakkında körü körüne "pek iyi bir adamdır" diye hükmetmek, hüsn-ü zannı kötüye kullanmak olacağından iyi karşılanmamıştır. Onun bunun durumlarını araş- tırmak, kusurlarına muttali olmak arzusu da tecessüs deni

Tevbe ve istiğfar etmek

İslâmiyette, tevbe ve istiğfara büyük önem verilmiştir.Kur'ân-ı Kerîm'de tevbe ile ilgili pek çok ayet yer almaktadır. İşte onlardan bazıları: "Ey Mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe ediniz ki, korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız!" (Nûr Suresi: 31.) "Kim kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah'tan af dilerse, Allah