Warning: session_start(): open(/var/lib/lsphp/session/lsphp74/sess_tcf42020ivg8laechq77u9tjti, O_RDWR) failed: No space left on device (28) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8

Warning: session_start(): Failed to read session data: files (path: /var/lib/lsphp/session/lsphp74) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8
Ahmet Özdemir Köşe Yazıları : koseyazarioku.com
Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-91b46a-785c0.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-91b46a-785c0.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")

Ahmet Özdemir

Yeni Asya

Musafahalaşmak

Musafaha; selâm vermek ve sevgisini göstermek üzere birbirine el uzatma, el ele tutuşma, iki elle yapılan hususî selâmlaşma şekli, tokalaşma, iki kişinin selamlaşmak için birbirlerinin ellerini-avuç içleri birbirine yapışacak biçimde-tutuşmalarına ve yüz yüze gelmelerine denir.Selâm verirken eğilmek yasaklanmıştır. Enes b. Malik Resûlallah'a, "Bazı

"Refet Bey"le geçen günlerimiz

Merhum Refet Bey çok mütevazı bir kişiliğe sahipti. Gururdan, kibirden bir eser bulamazsınız.O her haliyle diğer insanlara ihlâs dersini veriyordu. "Tefani sırrı" onda adeta okunuyordu. İhlâs Risalesi'nde "Mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlat, şeyh ile mürid arasındaki vasıta değildir" der ve hakikî kardeşlik vasıtalarına vurgu yapar. Onu

Barla sıddıkları

Risale-i Nurun pek çok yerinde "Es-sebebü kelfail sırrınca" sözlerini okuruz. Bu söz bugünkü ifadeyle "Sebep olan işlemiş gibidir" demektir. İnsan bir hayra veya şerre sebep olursa onun kadar amel defterine (sevap/günah) yazılır.Bugün dünyanın herhangi bir yerinde Risale-i Nur vasıtasıyla bir insanın imanının kurtulduğu zaman, Barla Sıddıklarının h

Günahtan Cehennemin inkârına giden yol

Günah işleyen kimse Cehennemi inkâr eder miHer bir günahtan Cehennemin inkârına bir yol vardır. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım: Cehennem azâbını netice veren büyük bir günahı işleyen bir adamın ruh halini düşünelim. İşlediği günahla Cehennem azabı arasında hemen bir irtibat kurar. Günahların cezalandırılacağı yer Cehennemdir. Cehennem azabı

Hüsn-ü zan beslemek

Hüsn-ü zan, güzel sanma, bir kimsenin veya olayın iyiliği hakkındaki vicdanî kanaat demektir. Bunun karşılığı sû-i zandır.Herhangi bir kimse hakkında körü körüne "pek iyi bir adamdır" diye hükmetmek, hüsn-ü zannı kötüye kullanmak olacağından iyi karşılanmamıştır. Onun bunun durumlarını araş- tırmak, kusurlarına muttali olmak arzusu da tecessüs deni

Tevbe ve istiğfar etmek

İslâmiyette, tevbe ve istiğfara büyük önem verilmiştir.Kur'ân-ı Kerîm'de tevbe ile ilgili pek çok ayet yer almaktadır. İşte onlardan bazıları: "Ey Mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe ediniz ki, korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız!" (Nûr Suresi: 31.) "Kim kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah'tan af dilerse, Allah

Sünnete ittiba etmek

Sünnet, Resulullah'ın (asm) yüksek hal, söz, tavır ve tasvipleridir. O, Kur'ân-ı Kerim'in yaşayan modelidir. Hz. Aişe'ye (ra) Resulullah'ın (asm) ahlâkı sorulduğunda, "Kur'ân ahlâkı" olarak cevap verilmiştir.İlmihal kitaplarında Peygamber Efendimizin farz ve vacip olmayarak yaptığı işler sünnet olarak gösterilmiştir. Bediüzzaman sünnet-i seniyyeyi

Acaba şeytanlar ne yerler, ne içerler

Bunu kendi aklımızla bilmemiz mümkün değildir. Ama Peygamber Efendimizden (asm) nakledilen bazı rivayetler bize bu konuda ışık tutmaktadır. Şöyle ki:Şeytanlar, besmelesiz başlanan yemeğe ortak olur. "Kişi evine döndüğünde, içeri girerken ve yemek yerken besmele çekip Allah'ın adını zikretse, şeytan yardımcılarına 'Size burada gecelemek de yok, akşa

Kur'ândaki kıssaların gayesi

Kur'ân kıssalarının en önemli maksatları arasında şunları sıralayabiliriz:1- İman esaslarını ispat etmek ve açıklamak. 2- Vahiy ve peygamberliği ispat etmek. Resul-i Ekrem (asm) Efendimiz ümmî idi. Yani bildiğimiz gibi okuma ve yazma bilmiyordu. Onun Yahudî ve Hıristiyan din adamlarıyla oturup konuştuğu da görülmemiştir. Buna rağmen Kur'ân-ı Kerîm'

İbretli bir kıssamız var

Hz. Eyyub (as); önceleri servete, mala ve çocuklara sahip zengin bir kimseydi. Allah, Eyyub'u (as) bunlarla imtihan etti.O ise; Allah'ın verdiği nimetlere şükür etmekten bir an bile geri kalmadı. Bir zaman sonra Allah, verdiği nimetleri, onun elinden teker teker geri aldı. Bunun sonucunda malını, ailesini ve çocuklarını kaybetti. Çok geçmeden ağır