Arabuluculuk el kitabı
Yazar, dünya barışı ve toplumsal uyum için 'kırmızı kitabın' sunduğu çözümleri övüyor; ancak hoşgörü ve empati gerçekten kitaplardan mı, yoksa bireylerin kendi ahlaki tercihlerinden mi doğuyor?
Yazar, mezhep çatışmaları, din farklılıkları ve gerilim siyasetinin toplumu parçaladığını söyleyerek, Risale-i Nur'un sunduğu barış ve müsamaha fikirlerini çözüm olarak öneryor. Bu önerinin altında yatan kilit argüman, dinin cihad döneminin bittiğini ve farklı inançların birlikte yaşayabilmesini vurgulayan bir reinterpretasyondur. Ancak tek bir yorumun tüm çatışmaları bitireceğine inanmak, dinî çeşitliliği hoş görmekle samimi barışa ulaşmak arasında ne kadar mesafe vardır?
Dünyada savaşlar, kıyımlar ve kırımlar oluyor. Bitirebilmek için, dünya barışının kıymetini bütün muhataplarına gösterecek samimi ve hakiki arabuluculara ve onlara yardımcı olacak bir kılavuz el kitabına ihtiyaç var.
Bölgemizde mezhep çatışmaları yaşanıyor. Bitirebilmek ve İttihad-ı İslâm'a ulaşabilmek için "Tek doğru benim doğrumdur" demekten vazgeçilmesini sağlayacak bir nasihat el kitabına ihtiyaç var.
Ülkemizde ve dünyada din ve meşrep farklılıklarının abartılması, insanların ve insan cemaatlerinin birbirleriyle dargın ve hatta kavgalı hale gelmesine sebep oluyor. Bitirebilmek için, hoşgörüyü arttıracak bir sihirli formüller kitabına ihtiyaç var.
Ülkemizde ve çevremizde, gerilim siyaseti; zihinlerimizi, ailelerimizi ve toplumu bölüp parçalıyor. Gerilimi atacak ve pozitif enerjiyi topluma yeniden yükleyecek bir cereyanlar kılavuzuna ihtiyaç var.
Yeni Asya her gün o küllî kitabın ilân ve reklamını yapıyor. Cezaevlerine bile ulaştırmaya çalışıyor.
O kırmızı kitaplar ne diyor ki kıymetli
Diyor ki:
-Din için silahla cihad dönemi bitmiştir. Fikrine güvenen, alır delilini eline ve fikirler meydanına çıkar. Barış, dostluk, empati iyidir, yayılmalıdır.
-Müslümanlar ve Hıristiyanlar birbirlerine karşı düşmanlığı bırakmalı, insanı ve insanlığı manen zehirleyip öldüren dinsizlik fikrine karşı birlikte mücadele etmeliler. İspanya ve Türkiye'nin kurucu ev sahibi olduğu Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı Enstitüsü kıymetlidir, geliştirilmelidir.
-Ölüm ve sonrasını aydınlatan "din" ile ölümden önceki hayat hakkında fikir veren "bilim" arasındaki anlaşmazlıklar giderilebilir. Yeter ki her iki taraf da kendi alanı içinde kalsın.
-Kendi dinî hassasiyetleri sebebiyle başkalarını tekfir etmeye kolaylıkla cür'et edenler ahiretteki akıbetlerini düşünsün ve titresin.
-Allah'ın rahmeti, bu dünyada herkesi ve ahirette de O'nu inkâr ve reddedenler hariç herkesi kuşatacak kadar geniştir.
-Allah'ın bu dünyaya yerleştirdiği nimetler, adil dağıtılırsa bugünkü nüfusunun elli katını bile rahatlıkla besleyip büyütebilir, sıhhat içinde yaşatabilir. Dünya öyle bir meta değildir ki nizaa değsin...

5