Tabaktaki hazineye sahip çıkalım
Türk gastronomisi bin yıllık mirasını taşıyor, ama şenlik kutularından çıkıp gerçek turizm ekonomisine dönüşebiliyor mu?
Yazar, gastronomi turizmin Türkiye'nin kültürel ve ekonomik potansiyelinin kilit kaynağı olduğunu savunuyor; sadece Gaziantep, Tokat ve Ordu'nun bu alanı ciddi şekilde ele aldığını belirtiyor. Diğer şehirler ve yöneticiler gastronomiyi festivallerin içinde eritmekte, profesyonel bir turizm modeline dönüştüremediğini vurguluyor. Peki, şenlik mentalitesinden kurtulup dünya standartlarında gastronomi turizmi yapacak yapı ve irade gerçekten oluşturulabilir mi?
Tabaktaki hazineye sahip çıkalım
Gastronomi sadece bir damak tadı değil; tarihimiz, ekonomimiz ve kültürel mirasımızdır. Bu zenginliği "şenlik" kutularından çıkarıp profesyonel bir turizm modeline dönüştürmenin vakti geldi.
Günümüzde insanlar sadece açlık duygularını gidermek için değil, değişik tatlar tatmak, hoş vakit geçirmek, farklı ortamlarda bulunmak ve bulundukları ortamdan zevk almak amacıyla da yemek yemeye başlamışlardır. Bu durum, özellikle turistlerin destinasyon seçiminde etkili olmuş ve turistler, özel ilgi turizmi çeşitlerinden biri olan gastronomi turizmine yönelmeye başlamışlardır.
Tabaktaki hazineye sahip çıkalımGastronomi günümüzde önemli bir kavramdır. Gastronomik gazeteciliğin kurucusu Grimod de la Reyniere, 1804 yılında yayımladığı Almanachs des Gourmands adlı eserinde, Parislilere en iyi yiyecekleri nerede, ne zaman yiyecekleri ve nasıl hazırlayacakları konusunda tavsiyelerde bulunmuştur. Yani gastronomi alanında ilk derecelendirme hikâyesi 1800'lü yılların hemen başında başlamıştır.
Tabaktaki hazineye sahip çıkalım1808 yılında ise Manuel des Gourmands adlı eserinde gastronomi kavramını bir çalışma alanı olarak tanıtmıştır. 1826 yılında Fransız avukat ve yargıç Brillat-Savarin, Physiologie du Goût adlı kitabını yayımlayarak yeni bir gastronomi kavramı geliştirmiştir. Brillat-Savarin'e göre gastronomi, "insanın beslenmesi ile ilgili olan her şeyin sistematik bir incelemesidir" ve amacı ise insanoğlunun mümkün olan en iyi beslenme ile korunmasıdır.
Tabaktaki hazineye sahip çıkalımKivela ve Crotts'a (2005) göre ise gastronomi, "yiyeceğin seçilmesi, hazırlanması, servis edilmesi ve yiyecekten zevk alma sanatıdır." Aslında Türk kültüründe benzer anlamda yazılı çalışmaları 11. yüzyılda ve 16., 17., 18. ve 19. yüzyıllarda görmek mümkündür. Neden son iki yüz yılda anlaşılması zor bir dönem yaşanmıştır elbette çok derin bir konudur; başka bir yazımızda inşallah.
YEREL KÜLTÜRÜN PARÇASISon otuz yılda ülkemizdeki gastronominin yeri incelendiğinde; gastronomi ve gastronomik kültürün gelişiminde geleneksel zevklerin önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Genel olarak ele alındığında gastronomi turizmi; turistler tarafından tüketilen yerel kültürün bir parçası, bölgesel turizmin gelişmesinde önemli bir unsur, yerel tarım ve ekonomik gelişimin parçası, rekabetçi bölgelerin pazarlanmasında turistler tarafından ilgi gören ürün ve hizmetler bütünüdür.
Tabaktaki hazineye sahip çıkalımGastronomi, bölgenin yeme-içme kültürü hakkında derinlemesine bilgiler ve deneyimler içerir. Bu yüzden gastronomi turizmine önem vererek mevcut kültürü tanıtmaya çalışmak, destinasyonların rakiplerine göre avantaj elde etmesinde önemli rol oynayacaktır. Ülkemizde bunu başaran ne yazık ki sadece bir il görünüyor.
Gaziantep (Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Gaziantep Valisi Kemal Çeber). Diğer taraftan bu konuya gösterdikleri ilgi ve attıkları ciddi adımları ile son zamanlarda gastronomi alanında varlık ve birikiminin farkına varan ve önemli adımlar atan Tokat (Belediye Başkanı Kemal Yazıcıoğlu) ve Ordu (Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adil Levent Karlıbel ve Ordu Valisi Muammer Erol) var.
Tabaktaki hazineye sahip çıkalımDiğer şehirlerimiz ve yöneticiler ise ne yazık ki bu konuyu festivallerin, şenliklerin içinde yer alan etkinlikler olarak görmeye devam ediyor. Şüphesiz ki burada yerel yöneticilerin önemi çok büyük. Oysa gastronomi kültürü; ekonomik getirisi, istihdama olan katkısı ve turizmin gelişmesi yanında ekolojik çevre, dinî inanç, kültürel birikim, sosyal ve etnik gruplar, eğitim düzeyi ve kültürel mirasın toplamının damak zevkleri ile bütünleşmesi olarak da görülmelidir.
ADIM ATMA ZAMANITurizm sadece Kültür ve Turizm Bakanlığının meselesi değildir. Kaldı ki Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Ersoy bu konuda ciddi çalışmalar yapmaktadır. Diğer şehir yöneticilerimizin çok geç kalmadan bu anlamda içi dolu, sonuç alıcı çalışmalar yapması, ülke turizminin gelişmesi anlamında çok önemli bir ihtiyaçtır.,
Tabaktaki hazineye sahip çıkalımCumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi'nin Türk mutfağı ve atıksız mutfak özelinde yaptığı değerli çalışmaların, il Kültür ve Turizm müdürlüklerinin yılda bir kere göstermelik olarak yaptığı çalışmalardan daha profesyonel bir düzeye çıkarılması; yurt dışı temsilciliklerde yapılan çalışmaların yıl içine yayılması ve çok daha profesyonel yaklaşımlar ile ele alınmasında fayda vardır.
Artık gastronomi konusunun "sen, ben, bizim oğlan" şeklinde birkaç kişinin tekelinden çıkarılarak, Türk mutfağının başarısı ve hak ettiği yere gelmesi yolunda daha çok aranması gereken bilgi, birikim ve liyakat gibi temel konularda adımlar atılmasının zamanı gelmiş, hatta geçmektedir.
Tabaktaki hazineye sahip çıkalım TOKAT KEŞKEĞİMALZEMELER
>> 4 parça kemikli kırmızı et
>>1 büyük kâse yarma
>>1 tatlı kaşığı çemen
>>3 büyük kâse su
>>2 tatlı kaşığı tuz
>>3 yemek kaşığı sıvı yağ
HAZIRLANIŞI
Taş fırında pişeceği için ona uygun bir tencere seçilir. Kazanın dibine kemikli etler yerleştirilir. Üzerine yarma, tuz, çemen ve sıvı yağ eklenir. Ardından göz kararı suyu ilave edilir.
Hazırlanan tencere bir pide ya da köy fırınına götürülür. Tencerenin ateşe çok yakın olmaması ve közün içine gömülmemesine özen gösterilir. Keşkek, fırının sıcaklığına bağlı olarak yaklaşık 8-10 saat boyunca, üzeri kızarana kadar pişirilir. Piştikten sonra fırından alınır, karıştırılarak ezilir ve sıcak olarak servise sunulur.

4