Futbol zamanı

Üç haftalık milli ara nihayet sona eriyor.Açıkçası bu ara hepimize fazlasıyla uzun geldi. Hele ki milli takımımızdan gelen sonuçların keyfimizi pek de yerine getirmediği düşünüldüğünde, futbolseverlerin gözü yeniden Süper Lig'e çevrildi.Artık özlem bitiyor.Takımları oldukça yoğun bir fikstür bekliyor.

Burak Çolo

Artık istisnası olan topçulara da kırmızı kart çıkacak mı

Lig maçları yok. Tat yok tuz yok... İki haftalık boşlukta kayda değer tek şey hakem dosyalarının açılmasıydı... Soruşturma oldu, mahkeme yapıldı... Giden gitti kalan kaldı... Gerisi Allah'la kul arasında... Bizim merak ettiğimiz halkın kafasındaki bütün tilkileri atmak için yapılan bu operasyondan sonra, VAR odasına, Orta hakem ve VAR hakemi arasındaki

Alen Markaryan

Futbolumuz küme düştü

Büyük hayallerle gittiğimiz Dünya Kupası'ndan ağır bir darbeyle geri dönmüştük.En fazla ceza sahasına giren ve en çok şut çeken takım olduğumuzu her basın toplantısında defalarca anlatan Vincenzo Montella'nın kamuoyundan çok federasyonu hipnotize edişini izledik. Öyle ki final oynayıp kupayı alacağımızı söyleyen TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, faciadan sonra Montella'nın açıklamalarını en fazla sahiplenen isim oldu.

Engin Verel

Reis'in dediği oldu

M­illi ara öncesi her iki takım için de son derece kritik bir maçtı. Trabzonspor açısından son maç kaybedilmiş, hoca değişmişti ve ciddi bir reaksiyon göstermesi kaçınılmazdı.Galatasaray açısından ise henüz oturmamış oyuna rağmen araya lider gitmek altın değerindeydi. Okan Buruk, radikal bir 11 tercihiyle yine kendi oyununu sahaya yansıtmayı planlamıştı.Kağıt

Aydın Türkmen

Serbest Salah!

Galatasaray ava giderken avlanarak başladı maça. Jakobs taç atışı kullanıyor, stoperler dahil bütün Galatasaray savunması Trabzonspor ceza sahasına yığılıyor.Belli ki Okan Buruk dersine iyi çalışmamış ya da öğrencileri onu dinlememiş. Rakibinde Salah gibi hızlı bir adam varsa, arkada bu kadar geniş bir boşluk bırakmak felaketle sonuçlanabilir.Nitekim öyle

Kenan Karcı

Veda yazısı

Bu bir maç değil, veda yazısı. İçimdeki gazetecilik ateşini yakan ilkokul öğretmenim Aysel Can ve eşi oldu.Beni İzmir'in yerel gazetesi Yeni Asır'ın çocuk kulübüne üye yaparak içime düşürdükleri tutkuyu, İstanbul Üniversitesi'nin İletişim Fakültesi'nde Gazetecilik bölümünü okuyarak bir mesleğe dönüştürdüm.Basın sektörüne adım attığım otuz

Mustafa Sapmaz