Özlem Yüzak

Cumhuriyet

Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye

Geçen haftaki yazımı "Yeni Dünya Düzeni" üzerine kurmuştum. Zaten Davos'ta da ağırlıklı olarak masaya yatırılan buydu. Birkaç gün önce imzalanan AB-Hindistan serbest ticaret anlaşması, bu yeni dönemin yalnızca bir "ticaret" başlığı olmadığını; jeopolitik, tedarik zinciri ve ittifak arayışlarının iç içe geçtiği yeni bir küresel düzenin hızlandığını

Davos'ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde

Davos, uzun yıllar boyunca küresel kapitalizmin vitriniydi. Dünya Ekonomik Forumu'nun Alp Dağları'ndaki bu küçük kasabada düzenlenen toplantılar, "patronlar kulübü" olarak anılırdı. Küresel ekonominin kuralları burada konuşulur, hegemon güçlerin stratejileri burada şekillenirdi. Son yıllarda neoliberal politikaların yarattığı derin eşitsizlikler, i

'Yardımsever Trump' ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden "yardım" vaat ediyor. İranlılara "Özgürlük yakında" diyor, protestoculara sesleniyor. Venezuela'da ise iş daha da ileri gitti: Devlet Başkanı Maduro'nun fiilen kaçırılıp ABD'de yargılanmasıyla sonuçlanan bir müdahalenin ardından, ülkeyi "yönetmekten" ve petrolünü "almaktan" söz ediliyor. Söylem tanıdık: Halklara yardım

Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek

"Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor" cümlesi bugün sıkça kuruluyor. Ama dürüst olalım: Bu bir geçiş değil, bir itiraf. ünkü zaten dünya çoktan bu noktaya gelmişti. Şimdi olan şey, bunun artık gizlenmemesi. Hepimiz iyi biliyoruz: Libya, Irak, Suriye, Gazze... Bu ülkeler yıllar önce "insani müdahale", "kitle imha silahları", "

Kama muta...

Yılın son günü. Artık geleneksel hale getirdiğim birkaç saat... Sadece kendime ayırdığım... Sabahın erken saatlerinde vapur ile Büyükada'ya gidiş; sessizliğin içinde evlerden uzaklaşarak ormana doğru yürüyüş... Ardından tarihi Splendid Otel'de küçük bir kahve molası... Elimde kitabımla bir köşeye yerleşiyorum. Otel dolu sanırım. Benim yaşlarımda 6-

Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

2026'ya girerken dünya ekonomisinde sessiz ama derin bir kırılma yaşanıyor. Son kırk yılın hâkim paradigması olan neoliberal düzen artık yalnızca eleştirilmiyor; yerine ne konulacağı ciddi biçimde tartışılıyor. Üstelik bu tartışma, marjinal çevrelerin değil, bizzat sistemin merkezinin gündeminde. Bu dönüşümün en çarpıcı sahnesi ise ironik biçimde A

Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD'nin saygın gazetelerinden New York Times'ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek "demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını" yayımladı. Alarm listesinin her maddesi bize fazlasıyla tanıdık. 1. alarm: Yasamanın devre dışı bırakılması. Trump, "Benim çok güçlü bir yetkim var" diyerek Kongre'yi bypass edi

Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi'nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit'e verildi. Üstelik bu kez ödül yalnızca uluslararası çapta öncü bir ekonomi profesörüne değil, aynı zamanda üniversitenin kendi mezunlarından birine gitti. Chicago Üniversitesi'nde yaptığı çalışmalarla ekonomi bilimine yön veren Akçiğit'in, Nobel Komi

COP30... 46 yıl sonra hala bir arpa boyu yol

Brezilya'nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu. Amazon'un ortasında yapılan bu toplantı, tarihin en kritik iklim buluşmalarından biri olabilirdi. Fakat olmadı. Neden mi Ülkeler kendi ekonomik ve siyasi çıkmazlarına o kadar gömülmüş

Distopik dönemler...

"Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada... Bu adada bir sabah tüm kediler ortadan kaybolur; insanlar şaşkındır. Kısa bir süre sonra devlet müdahale eder, yerine köpekler getirilir ve halkın bu köpeklerin 'kedi' olduğuna inanması istenir. Ada sakinlerinin listesi ellerinde, imza karşılığı 'kedi!'ler verilir. Üstelik tasmaları da hediye... - Hey