Mehmet Çetin

Yeni Asya

Hastane muhasebem (4)

Karşı duvardaki TV, rüyamda etrafı o güzel bayrağımız olarak bana gözüküyor, rahatlıyorum.Hâlbuki yatak, -işte bilirsiniz hastane döşeklerini- hiç de rahat değil, kemiklerim hemen altındaki metalden ağrıyordu. Böylesi bir vaziyette iken o bayrak görüntüsüyle beni kendine cezbederek dediğini yapmamı, yukarı kata gelmemi istiyor. Hâlbuki rahat hareke

Hastane muhasebem (3)

Hizmetin içerisinde vazife alınan hâl, bir tavziftir, farkında olsak da olmasak da İlâhî kaderin bir vazifelendirmesidir, hem de irade ve ihtiyârımızla.Bu hakikati akıldan hiç uzakta tutmadan hizmetin hangi kademesinde olursam olayım, o vazifeyi kendi âleminde kudsî bilip, hakkıyla ifa etmekle mükellefim. Yıllardır derdini çektiğimiz emval konusund

Biraz daha mühlet verseydin de...

-27 Ocak 2026 günü gireceğim ağır ameliyata dua ricasıylaGireceğim ameliyatın büyüklüğünü doktorlarla görüştükçe daha da iyi anlamaya çalışıyorum, ama aynı zamanda ümidim de artıyor. Ümidim artıyor çünkü bir kul olarak ben, âdeta Rabbimden istemek için yaratılmışım. Zira Rabbim diyor ki Dua edin ki cevap vereyim. Duanız olmasa idi ne ehemmiyetiniz

Hastane muhasebem (2)

"Hâzık, mütedeyyin hekimlerin tavsiyelerini tutmak, ehemmiyetli bir ilâçtır." 1 Eyvallah Üstadım, amma gel gör ki Ruhî-i Bağdadî'nin dediği gibi;"Refîksin nazarın müşfikâne değil. Tabîbsin sözün amma ki hâzıkâne değil" Doktor var, lâkin eyyamî, beni mi, alacağı parayı mı düşünüyor, bilemem. Benimle ilgileniyor görüyorum velâkin müşfikliği endişe ve

Hastane muhasebem (1)

Allah'a ve kadere iman hakikatinin bizdeki tecelli ile tezahüründe zaman zaman yanılmalar ve hatalar yapılabiliyor.Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf etme hakkına sahip olduğuna göre bu vücud benim mülküm değil, nihayetinde bana verilen bir emanettir. Bu emanet libasın üstünde, mülk sahibi olan Allah, esma ve sıfatının tecellilerinin âdeta

Demir Risalesi'nin Mütalâası (12) - 1.8 Akıllara hayranlık veren nimet

"Kur'ân-ı Azîmüşşan, bu küçük ambardaki parça parça çıkarılan demiri, yalnız "sarf etmek" manasını ifade etmek istemiyor.Belki hazine-i kübradan o nimet-i azîmeyi küre-i arz ile beraber indirdiğini ifade etmek için; yani, bu küre-i arz hânesine en lâzım şey demirdir ki, Hâlık-ı Zülcelâl, güya küre-i arzı güneşten ayırıp insanlar için indirdiği zama

Demir Risalesi'nin Mütalâası (12) - 1.7 Mu'cize lisanıyla ifade

Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân i'câz lisanı ile ifade ediyor ki:Demirin o kadar çok menafii, o kadar geniş fevaidi vardır ki, insanın hânesi olan küre-i arzın mahzeninden çıkarılacak adi bir madde değildir. Ve rastgele hâcâtta istimal edilmiş fıtrî bir maden değildir. Belki Hâlik-ı Kâinatın tarafından rahmet hazinesinde ve kâinatın büyük tezgâhından ihza

Ali Eski

İzmir'in kadim Nur talebelerinden Ali Eski Ağabey, hemen her şeyi ile dikkatimi çeker, takdirimi haklı olarak toplar ve kalben muhabbetimin muhatabı olurdu.Risale-i Nur'u okuması, kavrayıp hayata intikali, süratle geçen zaman ve onun içindeki hâdiseleri yorumlaması daha ciddi, daha olgun ve daha isabetli idi. İlerleyen yaşına varıncaya kadar üzerin

Hz. Davud (asm) rivayetlerinde israiliyat

Demir Risalesi'nin Mütalâası (11)Hz. Davud (asm), zırhı bulan değil, yep yeni zırhlar üretendir. "Bir de Dâvûd'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik..." (Enbiya: 80.) O hâlde, Hz. Davud'dan (asm) önce demir yoktu demek hatadır. Tevrat metinlerinde Hz. Davud'un (asm) zırh, silâh yapımında izlediği metodlarından bahsedilir. Lâkin bu mevzu işle

Hz. Davud Aleyhisselam'ın demir mu'cizesi

Demir Risalesi'nin Mütalâası (10)Bilindiği üzere, Kur'ân'da peygamberlerin mu'cizelerinin söz konusu yapılmasının iki temel gayesi vardır: Birincisi: Peygamberliklerini halka tasdik ve kabul ettirmektir. İkincisi: Maddî terakkilerinde insanların muhtaç olduğu hususlara ışık tutacak birtakım örnekler göstermektir. Hz. Davud Aleyhisselâm'ın bir mu'ci