Başlığa bakarak peşin kanaatli ve ön yargılı olmamanızı rica ederek başlıyorum. Hele biraz okuyun, sonra devamına karar verirsiniz.
Prostat kanseri ameliyatım sonrasındaki kanama, kalın bağırsak çeperinde delikler açtı. Vücudun bu delikleri tamir etmesi için kalın bağırsağın bir süre kullanılmaması gerekiyordu. Bu sebeple kalın bağırsağın dışarıya bağlanmasına karar verildi ve "kolostomi torbası" hayatıma girdi. İşte bu torba ve bununla alâkalı ahval, bu makalelerin konusudur.
Mademki hayatım, bir müddet adına "stoma" da denilen yeni ve geçici komşu ile devam edecek; o hâlde onunla iyi komşuluk ilişkilerinde olmalıyım dedim kendime. Mutluluğun yolu, müsbet hareketten geçer. Onunla düşmanvari bir vaziyet almamın ona da bana da bir faydası yok. Dostluğun yolu tanışmaktan geçer; öyle ise onu tanımam lazım diye taharrîye başladım.
Kolostomi, kalın bağırsağın bir ucunun karın duvarına bağlanarak dışarı çıkarılmasını ihtiva eden cerrahî bir işlemdir. İşlem esnasında karın duvarında bir delik (yani stoma) açılır. Sonrasında kolonun bir kısmı bu alana bağlanır. Böylelikle vücuttaki atıklar karnın dış tarafında yer alan kolostomi torbasında birikir.
Bendeki kolostomi geçici olduğundan, elimi biraz çabuk tutmalıyım; normale dönüldüğünde artık onu düşünecek fırsat bile bulamayacağım dedim. Ama şu insanoğlu çok acayip bir mahlûk; başına gelmeden hiçbir şeyi düşünmüyor, başına gelince de kıyameti koparıyor. Neyse, biz stoma hakkındaki araştırmamıza devam edelim.
Üroloji servisinde Hoca, yanında asistanlarıyla gelerek canlı canlı dikiş atıyor, hem onları yetiştiriyor hem de arada bana laf atıyordu. Kalınbağırsağın makat tarafına gaita gitmemesi için o tarafa dikiş atacaktı; zira o taraftaki rektumda tedavi olması gereken bir kısım vardı. Hoca eldivenli parmağını kalınbağırsağın içine soktu. Ben feryada başlayacakken hiçbir şey hissetmediğim için sustum ve konuşmaya başlayan Hocaya kulak verdim:
"Kalınbağırsak çok farklı bir yapıya sahiptir. Bakın parmağımı sokuyorum, hasta bunu görüyor ama acımıyor. Sadece gördüğü için hissediyor; aslında bağırsağın iç yüzeyinde dokunmaya karşı ağrı sinirleri olmadığı için acı hissi pek yoktur."

5