Warning: getimagesize(): http:// wrapper is disabled in the server configuration by allow_url_fopen=0 in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Warning: getimagesize(http://www.koseyazarioku.com/images/resim_yazar/11/abdullatif-uyan.jpg): failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Abdüllatif Uyan Tüm Yazıları

491 yazı (21 - 30 arası) listeleniyor

"Allah beni seviyor mu"

Habîb-i Acemî hazretlerine, bir gün bir "genç" gelip; "Hocam, ben bir şeyi merak ediyorum" diye arz etti. Büyük zât sordu: "Neyi merak ediyorsun" "Allah beni seviyor mu" "Sen Allah'ı seviyor musun" "Vallahi seviyorum hocam." "Öyleyse O da seni seviyordur. Çünkü Allah seni sevmese, sen Onu sevemezsin." "Hikmeti ne hocam" "Sevgi yukarıdan gelir evlât

31.12.2018
13 0 0

"Gemiye bineceğim!"

Bir gün Hasan-ı Basrî hazretleri, Dicle Nehri kenarında gemi bekliyordu. O sırada Habîb-i Acemî hazretleri oraya geldi. Ve sordu ona: "Ne bekliyorsun" O da cevâben; "Gemiye bineceğim, onu bekliyorum" dedi. Hazret-i Habîb; "Gemiye ne hâcet, suda yürüyerek geç" dedi. Hasan-ı Basrî; "Biz sebeplere yapışırız. Onun için gemiyi bekleyeceğiz" buyurdu. Hab

30.12.2018
14 0 0

"Efendim, hizmetçiniz benim"

Evliyânın büyüklerinden olan Habîb-i Acemî hazretlerinin hânesinde, otuz seneden beri hizmetini gören bir "câriyesi" vardı. Bir gün onu gördü. Ve kendisine; "Ey hâtun! Hizmetçimi çağırır mısın" dedi. O, buna şaşırdı! Hayretle baktı ve; "Efendim, hizmetçiniz benim ve otuz senedir bu evde, sizinleyim" dedi. Hazret-i Habîb; "Kusura bakma, zîra Allahü

29.12.2018
11 0 0

Bu mertebeye nasıl kavuştu

Evliyânın büyüklerinden olan Habîb-i Acemî hazretleri, 120 (m. 739) da vefat etti. İnsanlar bu zâtı, terviye günü Basra'da, arefe günü Arafat'ta, bayram günü başka bir yerde görürlerdi. Ve şaşırırlardı. Bir sevdiği vardı. O, kendi kendine; "Habîb-i Acemî hazretleri, bu çok yüksek mertebeye acaba ne ile ve nasıl kavuştu" diye geçirdi kalbinden. O an

28.12.2018
13 0 0

"O, bizi mahrum bırakmaz!"

Habîb-i Acemî hazretleri, Fırat nehri kıyısında bir "kulübe" yapıp, orada kendini ibâdete vermiş ve bu sebeple evini ihmâl etmişti birkaç gün. Hanımı bir gün ona; "Ey Habîb! Hiç erzakımız kalmadı" diye dert yandı. O, cevap vermedi... "Ben çalışmaya gidiyorum" diyerek çıktı evden... Doğruca kulübesine geldi. Akşama kadar ibâdet etti. Akşam eve gelin

27.12.2018
11 0 0

"Hasan-ı Basrî'yi gördün mü"

Bir gün zâlim Haccac; "Gidin, Hasan-ı Basrî'yi bulup bana getirin!" diye emretti adamlarına. Adamlar, Hazret-i İmâmı aradılar, ama bulamadılar. Habîb-i Acemî hazretlerinin, Fırat kenarında bir kulübesi vardı. Büyük velî de oradaydı. Haccac'ın adamları; "Her yere baktık. Bakmadığımız, sâdece Habîb'in kulübesi kaldı. Olsa olsa oradadır" dediler. Ve o

26.12.2018
14 0 0

"Hiç hatırlayamadım!"

Evliyânın büyüklerinden olan Habîb-i Acemî hazretlerinin yanına bir kimse gelip; "Benim, senden yüz dirhem alacağım var" dedi. Ve istedi bu parayı. Büyük zât; "Hiç hatırlayamadım. Yarın gel de bir çâresine bakalım" buyurdu. Adam da gitti. O, gece kalktı. İki rekât namaz kılıp; "Yâ İlâhî!.. Bu kimse doğru diyorsa bu borcu ödemem için bana kolaylık v

25.12.2018
12 0 0

"Ben buna lâyık değilim!.."

Evliyânın büyüklerinden olan Habîb-i Acemî hazretlerinin bir "kulübesi" vardı ki, orada gece gündüz ibâdet ederdi. Bir gece elbisesinin söküğünü dikiyordu. Nasıl olduysa iğnesini düşürdü elinden. O anda "gün gibi" aydınlandı kulübe. İğneyi gördü ve aldı. Ama çok utanmıştı! Yüzünü elleriyle kapatarak; "Affet yâ Rabbî!.. Ben buna lâyık değilim" dedi.

24.12.2018
14 0 0

Kan vardı tabağında!..

Habîb-i Acemî hazretleri aslen İranlı olup, 120 (m. 739)'da Basra'da vefât etti. Gençliğinde, çok "zengin" olup, parasını fâizle verirdi insanlara. Bir gün eve geldi. Ve sofraya oturdu. O ara kapıya bir "fakîr" gelip; "Allah rızâsı için yiyecek bir şey verin" diye yalvardı. Genç Habîb; "Yemek yok!" dedi. Ve kapattı kapıyı. Fakîr, mahzun hâlde dönüp

23.12.2018
12 0 0

"Artık dersinize gelmeyeceğim!.."

Abdullah bin Mübârek hazretlerinin talebesinden Sehl bin Abdullah vardı ki, yakışıklı bir genç olup, çok takvâ sahibiydi... Bir sabah derse geldi. Ve bu büyük zâta; "Artık sizin dersinize gelmeyeceğim" dedi üzülerek. Büyük velî; "Niçin evladım" diye sorunca da; "Buraya gelirken, kapı önünde çok ayıp bir hâdise vuku buldu" dedi. Mübârek sordu ki: "N

22.12.2018
13 0 0