Warning: getimagesize(): http:// wrapper is disabled in the server configuration by allow_url_fopen=0 in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Warning: getimagesize(http://www.koseyazarioku.com/images/resim_yazar/11/abdullatif-uyan.jpg): failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Abdüllatif Uyan Tüm Yazıları

491 yazı (11 - 20 arası) listeleniyor

İki pide, bir kelle kebabı!..

Hallâc-ı Mansur hazretleri bir gün "dört yüz" kişiyle hac yoluna çıktı. Bir miktar yol gittiler. Sonra çok acıktılar. Bunu bu zâta arz edip; "Efendim, şu anda kelle kebabı olsaydı ne güzel yerdik" dediler. Hemen bir elini arkasına uzattı. Ve tâze pişmiş "iki pide" ile bir "kelle kebabı" alıp verdi birine. Sonra bir daha uzandı. İki pide bir kelle k

10.01.2019
4 0 0

Fakirlik nedir

Hallâc-ı Mansur hazretlerine, "Fakîrlik nedir efendim" diye sordular. Cevâbında; "Fakirlik, herkesten ümidini kesmek ve her ihtiyacını Rabbinden istemektir. Yani bir Müslüman, ne kadar sıkıntıda olsa da, yine hiçbir işini âciz kullara arz etmemelidir" buyurdu. Bir gün de gençlere; "Siz Allah katında kıymetli olmak ister misiniz" diye sordu. O ge

09.01.2019
4 0 0

Günde bin rekât namaz kılardı

Hallâc-ı Mansur hazretlerinin asıl adı Hüseyin bir Mansur'dur. 306 (m. 918)'de şehîd edildi. Kalbi, Hak teâlânın aşkıyla yanar, şiddetli mücâhede ve riyâzet yapardı. Nefsinin istediğini yapmaz, istemediklerini yapardı. Her gün "bin rekât" namaz kılardı. Bu âdetini, hiç bozmamıştı. Yalnız, öldüğü gece, beşyüz rekât kılmıştı. Bâzı sevenleri; "Efen

08.01.2019
8 0 0

"Ebû Hanîfe benim"

İmâm-ı âzam Ebû Hanîfe hazretleri; bir gece rüyâsında, Peygamber Efendimizin mübârek kabrini açıp, mübârek kemiklerini göğsünde topladığını gördü. Uykudan uyandı... Tâbirini merak etti... Derhâl İbni Sîrîn'e gidip kendisini tanıtmadan anlattı gördüğü rüyâyı. Ve tâbirini suâl etti. İbni Sîrîn dinleyince; "Bu rüyâyı sen göremezsin. Bunu ancak Ebû Han

07.01.2019
7 0 0

Meğer kendi annesiymiş!..

İbni Sîrîn hazretleri, meşhur rüyâ tâbircisidir. Bir kimse bu zâta; "Ben rüyâmda, zeytinyağını zeytinlerin üzerine döktüğümü gördüm. Acabâ tâbiri nedir" diye sordu. İbni Sîrîn, ona; "Zeytinyağı zeytinden olmadır, aslına gidiyor. Sen câriyelerini araştır. Onlardan biri, genç yaşta esir edilen annen olabilir" dedi. Adam şaşırdı! Gidip araştırdı... Ha

06.01.2019
8 0 0

"Lütfen hakkınızı helâl ediniz!"

İbni Sîrîn hazretleri, meşhur rüya tabircisidir. Biri, bu zâta gelip; "Efendim, gıybetinizi yaptım, lütfen beni hoş görün ve hakkınızı helâl edin" dedi. Büyük velî; "Ey kişi! Rabbimiz bu gıybet fiilini çirkin bilip hoş görmezken ben nasıl hoş görürüm. Hakkımı helâl ettim. Ama sen de bu işi bir daha yapma" buyurdu. O kişi mahcuptu. "Peki efendim" de

05.01.2019
6 0 0

Âlim ve rüya tabircisiydi

İbni Sîrîn hazretleri, Tâbiîn'den, tefsîr ve fıkıh âlimi ve meşhur rüya tabircisidir. Basralıdır. 110 (m. 729) senesinde vefât etti. Adı Muhammed. Babasınınki Sîrîn. "İbni Sîrîn" diye tanınır. Resûlullah'ın hizmetçisi olan Enes bin Mâlik hazretlerinin âzâtlı kölesidir İbni Sîrîn hazretleri âlim olup, rüya tabiri ilminde meşhurdu özellikle. Her güna

04.01.2019
6 0 0

"Bunu al, ama kimseye söyleme!"

Bir kadın, Hazret-i Habîb'e gelerek; "Evde hiç ekmeğimiz yok" diye dert yandı. O da sordu ona: "Aileniz kaç kişidir" Kadın söyledi. Habîb de kalktı. İki rekât namaz kılıp; "Yâ Rabbî! Bana hüsn-i zan ediyorlar. Sen bunlara ihsân eyle" dedi. Sonra kalktı. Etrafa baktı. Önünde gördüğü "elli dirhem" parayı kadına verip; "Bunu al, ama kimseye söyleme

03.01.2019
19 0 0

Habib kalpten konuşur

Hasan-ı Basrî hazretleri; Habib-i Acemî hazretlerini çok sever ve bazen meclisinde sohbet etmesini söylerdi. O da sohbet ederdi. Bâzısı merak etti... Ve Hasan-ı Basrî'ye; "Efendim, siz varken meclisinizde onun sohbet etmesini istemenizin hikmeti nedir" diye sordular. O da cevaben; "Habib, kalbinden ihlâsla konuşup insanların kalbine yerleştirir. On

02.01.2019
8 0 0

Cennetten alınan köşk!..

Horasanlı biri, Habîb-i Acemî hazretlerine; "Efendim, biz hacca gidiyoruz. Dönünceye kadar, şu on bin dirhemle benim için bir ev alır mısınız" dedi. Ve parayı verdi. Hazret-i Habîb; "Olur, alırım" deyince, teşekkür edip ayrıldı. Velî zât düşündü... Ve kendi kendine; "Bu parayla fakir halkı doyurayım, o kimse için de cennette bir köşk satın alayım"

01.01.2019
11 0 0