Kabahat Abdullah İbn Sebe'nin
Hz. Osman dönemindeki fitne Abdullah İbn Sebe'ye yüklenirken, tarihsel gerçekliklerin araştırılması neden bu kadar zahmetli hale gelmiş?
Yazar, İslam tarihinin erken dönemindeki Osman isyanını analiz ederken, akademik yaklaşımın tarihi sorunları köklü sosyo-politik nedenlerle değil, bireysel figürler (İbn Sebe) veya muğlak açıklamalarla ('dış güçler') kapatma eğilimini eleştiriyor. Hz. Osman'ın akrabasına gösterdiği ayrıcalıklar ve beytülmalın kullanımının eyaletlerde meşru tepkiler doğurduğunu ancak bunun tarihin bugünde yeniden araştırılmaktan kaçındığını savunuyor. Bu kaçınma, İslam toplumunun sağlıklı tarih şuuruna mı engel oluyor?
Peygamberimiz'in irtihalinden sonra sahabe arasında iyi, kötü bazı hadiseler meydana gelmiş.
Henüz Peygamberimiz kabrine konulmadan -Beni Saide gölgeliğinde- hilafet tartışması çıkmış. O günkü tartışma bugün bile bitmiş sayılmaz.
Müslümanlar arasındaki ihtilafların en dibinde o günkü tartışmanın izlerini bulabilirsiniz.
Prof. Dr. Ocak İslam Tarihi'ndeki 'kırılma'ları mercek altına aldığı 'Farklı Bir İslam Tarihi'ne tarihin bu noktasından başlamamış. (İletişim.) Hz. Osman'ın şehit edilmesinden başlamayı tercih etmiş.
(Şu hatırayı da araya sıkıştırayım. Seyrettiğim ilk piyes Hz. Osman'ın şehadetiyle ilgiliydi. 1966 veya 67 olabilir. Üsküdar'da bir 'din görevlileri lokali' vardı. Yüksek İslam Enstitüsü öğrencileri o lokalin salonunda "Onlar Böyleydi" piyesini oynamışlardı. Abdullah İbn Sebe'yi de ilk o piyeste duydum. Aklımda kalan ayrıntılardan biri. Baş rol oyuncusu piyesin sonunda piyeste rol alan oyuncuları birer birer takdim etti. Kötü rolde oynayanları takdim ederken, "Oynadığı role bakmayın, dini bütün Müslümandır" diye vurgulamayı ihmal etmedi.)
Ocak, konuya girerken şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Hz. Osman'ın icraatının çoğu Medine'den uzak eyaletlerde yaşayan Müslümanlar içinde yarattığı hoşnutsuzluk ve tepkiyi görmeli ve anlamalıdır. Bu tepkinin sebebiyet verdiği hadiselerin analiz ve izahından 'bais-i fitne' olacağı gibi yüzyıllardır tekrarlana gelen naif ve yersiz mazerete sığınmak katiyetle doğru değildir. Aksi halde müteakip gelişmeleri anlamak ve erken İslam tarihinin neden bu istikamette seyrettiğini kavramak mümkün olamayacağı gibi tersini yapmak İslam toplumunun sağlıklı bir tarih şuuru edinmesine de mâni olur."
Hz. Ömer vefatından hemen önce şura üyelerini aralarından birini halife seçmekle görevlendiriyor. (Ayrıntılara şu an için ihtiyacımız yok.) Şura üyeleri Hz. Osman'ı seçiyor.
"Hz. Osman'ın halifeliğe seçilişinin mizacının yumuşaklığı ve çekingenliği sebebiyle bir şaşkınlık yarattığını söylememiz lazım gelir. Ümeyyeoğulları dışında pek çok kimse bu seçimden hoşlanmadı. Hoşlanmayanlar Ümeyyeoğullarının kaybettikleri iktidarı ele geçirmek için Hz. Osman'ın halifeliğini istismar edeceklerini çok iyi biliyorlardı. Halife kısa zamanda sülalesinin ileri gelenlerinin tesir ve nüfuzu altında hareket etmeye başladı. En önemli devlet makamlarını taşra eyalet valiliklerini onlara verdi."
"Atadığı kişilere mesela Mervan b. Hakem'e Mısır eyaletini ve eyaletin humsunu verdiği gibi beytülmalden yüklü miktarda para da tahsis etmişti. Bu hususta dikkat çeken icraatından biri Benu Kelb kabilesinden Naile bintu'l Ferafisa isimli kadınla evlenip ona beytülmalden yüz bin dirhem vermesi diğer hanımlarına da ellişer bin dirhem vermesi olmuştu. Ayrıca halifenin büyük bir serveti, bin kadar kölesinin olduğu da dikkat çekiyordu."
"Hz. Osman beytülmalden akrabasına ve eşlerine harcama yapmasını eleştirenlere oturduğu yerden aynen "Bu Allah'ın malıdır, istediğıime veririm" diye cevap vermekten çekinmemişti. Buna cemaat içinde bulunan Ammar bin Yasir itiraz edince Ümeyyeoğulları hemen üstüne çullanarak onu dövmüşlerdi."
Prof. Dr. Ocak eski kaynaklara istinaden bu ve benzeri icraatı sıralıyor.

19