Yeni Suriye'nin şafağı sökerken

Suriye sahasında yarım asırlık BAAS rejimi ve 13 yıl süren yıkıcı bir iç savaş.
Şimdi de o topraklarda uzun süredir devam eden terör yapılanmasına atılan neşter ve Şam yönetiminin SDG kontrolündeki bölgelerde hakimiyet sağlaması.
Şubat ayının başını milat kabul edersek Suriye yeni bir evreye giriyor. Türkiye ve Suriye ekseninde terör tehdidinin minimize edildiği bu yeni tabloda, askeri zaferlerin yerini çok daha çetin bir sınav alıyor: Sürdürülebilir bir devlet inşa etmek.
Suriye'yi önümüzdeki dönemde bekleyen bu kritik süreci üç temel sütun üzerinden okumak mümkün. 1. Güvenlik ve Asayiş: Silahlı Gruplardan Hukuk Eksenli Devlet Düzenine
Terör örgütlerinden arındırılmış bir toprak parçası, otomatik olarak güvenli bir bölge anlamına gelmez. Şam yönetiminin ilk ve en büyük sınavı, "askeri kontrolü" sivil bir "kamu düzenine" dönüştürmek olacaktır. Sokaklarda ağır silahların değil, hukukun üstünlüğünün tüm Suriyelilerce hissedilmesi Şam yönetiminin birincil vazifesi olacaktır.
Farklı grupların elinden alınan bölgelerde asayişin tesisi, sadece suçla mücadeleyi değil aynı zamanda yerel halkın can ve mal güvenliğinin devlet güvencesine alınmasını kapsar. Şeffaf ve hesap verir bir emniyet teşkilatı ile bağımsız bir yargı mekanizması kurulmadığı müddetçe, kazanılan askeri başarıların toplumsal huzura evirilmeyeceği mukadderdir.
Şam yönetimi bugüne kadar bu alanda kimseye rol kaptırmayacak şekilde sahadaydı, bundan sonra da umut edilen bu yönde başarılı icraatlarını sokağa daha fazla yansıtması olacaktır. 2. Anayasal kapsayıcılık: "Benim devletim" diyebilmek
Suriye'nin gelecekteki en büyük teminatı, ne askeri gücü ne de stratejik ittifaklarıdır; asıl teminat, toplumun her kesimini kucaklayan yeni bir sosyal sözleşmedir. Yıllarca süren çatışmalar toplumsal dokuda derin çatlaklar oluşturdu. Şam'ın bu noktada atacağı en kritik adım, anayasal kapsayıcılık ilkesini hayata geçirmektir.
Etnik, dini veya mezhepsel ayrım gözetmeksizin her Suriyelinin kendini sistemin içinde bulabileceği, "bu benim devletim" diyerek aidiyet hissedeceği bir siyasi iklim elzemdir. Muhalif kesimlerin sisteme entegrasyonu ve siyasi temsil mekanizmalarının genişletilmesi, ülkenin bir daha iç çatışma sarmalına girmesini engelleyecek yegane sigortadır. 3. Ekonomik toparlanma ve refah: Masanın diğer yüzü