Türk Savunma Sanayii'nin yakın hava savunma hamlesi

Son on yıl içerisinde günümüz muharebe sahası, gökyüzünden gelecek tehlikeler ve bu tehlikelere karşı alınan tedbirler anlamında hiç olmadığı kadar radikal bir değişim geçirdi.
Geleneksel savaş doktrinlerinde gökyüzüne hakim olmanın ölçüsü genellikle yüksek irtifada uçan jetlere, binlerce kilometre menzili olan balistik füzelere ya da bu hava unsurlarına karşı kullanılacak hava savunma sistemlerine sahip olmaktan geçerdi.
Ancak Rusya-Ukrayna savaşı bu paradigmayı kökten sarstı.
Milyon dolarlık yüksek irtifa hava savunma sistemlerinin, birkaç bin dolarlık basit dronlar veya kamikaze insansız hava araçları (İHA) tarafından yorulduğu, hatta bu basit dronlar ile etkisiz hale getirildiği bir döneme girdik.
Artık tehdit sadece yüksek irtifadan değil, yakından mesafeden ve alçak irtifadan da geliyor. Alçak irtifadaki asimetrik tehditUkrayna semalarında gördüğümüz üzere; seyir füzeleri, dolanan mühimmatlar ve ucuz dron sürüleri, modern orduların en büyük kabusu haline geldi. Yüksek irtifa sistemleri bu küçük ve hareketli hedefleri vurmakta hem maliyet hem de teknoloji açısından zorlanabiliyor.
İşte bu noktada Yakın Hava Savunma Sistemleri, savunma mimarisinin son kalesi olarak hayati bir önem kazandı, kazanmaya devam edecek. Tehdidin hedefe ulaşmadan önceki son birkaç kilometresinde kurulan bu çelikten duvar bugün orduların ve ülkelerin beka kabiliyetini belirliyor.
Ülkeler stratejik tesislerini alçak irtifadan gelecek saldırılara karşı korumanın derdine düşmüş durumdalar. Türkiye'nin sahadaki cevabıTürkiye, bu tehdidi oldukça erken kavrayan ve 'Çelik Kubbe' konseptiyle entegre bir savunma ağı ören nadir ülkelerden biri oldu. Sahada kendini kanıtlayan KORKUT, deniz platformlarının güvenliğini sağlayan GÖKDENİZ, omuzdan atılabilen SUNGUR, envanterde bulunan Oerlikon bataryalarının ASELSAN tarafından modernize edilerek radar destekli ve parçacıklı ATOM mühimmatı atabilir hale getirilmesi ile Türkiye, bu alandaki yetkinliğini ortaya koydu.
Bu alçak irtifa hava savunma ekosisteminin son ve en dikkat çekici halkalarından biri şimdi Makine ve Kimya Endüstrisi'nin (MKE) imzasını taşıyor. MKE'nin yeni yüzü ve TOLGA'nın yükselişiMKE, son yıllarda geçirdiği yapısal dönüşümle hantal bir devlet kurumu imajından sıyrılarak, dünya devleriyle rekabet edebilen bir teknoloji şirketine dönüştü. "Etkili, basit ve ucuz" felsefesini yüksek teknolojiyle birleştiren bu yeni yönetim anlayışının en somut meyvesi ise