Tahran'ın hava savunma doktrini neden çöktü

Ortadoğu'nun askeri dengeleri, geçtiğimiz yıl yaşanan ve literatüre "12 Gün Savaşları" olarak geçen çatışma dizisiyle kökten sarsılmıştı. Yıllardır bir kale olarak pazarlanan, yerli ve milli sistemlerle tahkim edildiği iddia edilen İran hava sahası ABD ve İsrail'in cerrahi müdahaleleri karşısında beklenmedik bir kırılganlık sergiledi. Bugün Tahran sokaklarından İsfahan'ın nükleer tesislerine kadar uzanan o devasa savunma şemsiyesinin neden delik deşik olduğunu anlamak sadece askeri değil istihbarat odaklı bir otopsiyi de zorunlu kılıyor. S-300 ve Bavar-373İran'ın hava savunma mimarisi, aslında hibrit bir yapı üzerine kurulu.
Sistemin omurgasını Rusya'dan tedarik edilen S-300PMU-2 bataryaları oluştururken, bu yapı yerli üretim olan Bavar-373 ile destekleniyordu. Buna ek olarak, orta menzilde Khordad-15 ve Mirsad sistemleri, alçak irtifada ise Rus yapımı Tor-M1'ler bir katmanlı savunma vaat ediyordu.
Ancak 12 Gün Savaşları, bu sistemlerin her birinin kendi içinde birer adaya dönüştüğünü gösterdi. Kağıt üzerinde birbirini tamamlaması gereken bu üniteler, ABD'nin sofistike elektronik harp saldırıları altında birbirleriyle konuşamaz hale geldi. Görünmez operasyonlar
ve istihbarat sızıntısı ABD'nin bu süreçteki başarısı sadece F-35'lerin o görünmeyen hayalet teknolojisinden ibaret değildi. Saldırıların başlamasından aylar önce, Mossad ve CIA'nin İran'ın savunma bürokrasisine sızdığı bugün artık bir sır değil.
12 Gün Savaşları sırasında, İranlı radar operatörlerinin ekranlarında "hayalet filolar" belirdi. "Spoofing" (sahte sinyal yayma) teknikleriyle radarlar, aslında var olmayan hedeflere kilitlenirken, gerçek saldırılar İran'ın radar kör noktalarından hedeflerine ulaştı. Daha da çarpıcı olanı, bazı kritik S-300 bataryalarının ateşleme ünitelerinin, saldırı anında yazılımsal bir donma yaşamasıydı. Sistemin bugün cevap
verememesinin üç temel nedeni Peki, neden bugün bile bu enkaz kaldırılamıyor ve sistem hala kör
Lojistik ve bakım zincirinin kopması: İran'ın elindeki en gelişmiş sistemlerin yedek parçaları, uluslararası ambargolar ve Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle kendi stoklarını öncelikli hale getirmesi sonucu temin edilemez oldu. Hassas kalibrasyon gerektiren radar sensörlerindeki milimetrik sapmalar, sistemin menzilini yüzde 40 oranında düşürdü.