Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Umman'ın başkenti Maskat'ta kan ve barut kokusu öncesi son görüşmeler yapılıyordu.
Yarın ne olacak bilemiyoruz.
Umman'ın başkenti Maskat'taki Bustan Sarayı'nın ağır kapıları ardında sadece Ortadoğu'nun değil, küresel güvenlik mimarisinin en kritik pazarlıklarından biri yürütülüyor. ABD ve İran temsilcileri, uranyum parçacıklarından çok daha "hacimli" bir meseleyi; balistik füzeleri masaya yatırmış durumda. Ancak bu masada, diplomatların elini bağlayan devasa bir boşluk var: Nükleer silahların aksine, balistik füzeleri küresel ölçekte yasaklayan uluslararası bir düzenleme bulunmuyor. NPT'nin yarım kalan hikayesiYıllardır süregelen nükleer krizlerin temelinde Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) yatar. Bu anlaşma, ülkelerin nükleer bomba sahibi olmasını net bir dille yasaklar. Ancak enteresan olan şudur ki; NPT, o bombayı bir kıtadan diğerine taşıyacak olan "taşıyıcı füzeye" dair tek bir kelime dahi etmez. Yani teoride, nükleer başlığı olmayan ancak binlerce kilometre menzile sahip devasa bir füze cephaneliği kurmak, hiçbir uluslararası hukuku ihlal etmez. İşte bu hukuki boşluk, İran'ın son on yılda geliştirdiği "füze kalkanı" stratejisinin zeminini oluşturdu. MTCR: Güçlü bir ret karinesiBalistik füze üretimindeki tek "fren" mekanizması, 1987'de kurulan Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi (MTCR)'dir. Ancak MTCR bir anlaşma değil, ülkelerin gönüllü olarak uyduğu bir ihracat kontrol rehberidir. Ya da 'Güçlü bir ret karinesi'.
Bu rejimin getirdiği altın kural ise oldukça nettir: 300 km menzil ve 500 kg faydalı yük.
Neden bu rakamlar
Çünkü 500 kilogramlık bir başlık kapasitesi, ilkel bir nükleer bombayı taşıyabilmek için gereken asgari sınırdır. 300 kilometre ise bir füzenin "stratejik" bir tehdit oluşturmaya başladığı kritik mesafedir. Batı dünyası, İran'ın bu eşikleri katbekat aşan füzelerini birer "nükleer silah hazırlığı" olarak görüyor. İran ise "Hava kuvvetlerim zayıf, füzeler benim tek gerçek caydırıcım" diyerek, bu kapasiteyi egemenliğinin vazgeçilmez bir parçası olarak tanımlıyor. 2026 dönemecinde İran ne yapacakHaziran 2025'te yaşanan ve bölgeyi savaşın eşiğine getiren çatışmalar, füze tehdidinin artık bir "varsayım" olmadığını dünyaya gösterdi. Muskat'taki masada Washington, yaptırımların kalkması için İran'ın füze menzilini 2.000 kilometrenin altına çekmesini ve hassas güdüm teknolojilerinden vazgeçmesini şart koşuyor.

9