Bazen yazılarımı kaleme alırken 'bazı konuları ne kadar çok tekrar etmişim meğer' dediğim çok oluyor. Suriye'deki SDG için de uyarı niteliğinde sayısız yazı kaleme almışız bu köşede. Bunlardan bir tanesini de 13 Aralık tarihinde yine bu köşede 'Anakronik bir yapı: SDG' başlığı ile yazmışız ve yazıyı 'el kapılarına gitmenize gerek yok, Türkiye demokratik haklar konusunda tüm Suriye halkının yanında olduğunu defalarca vurguladı, şimdiyse terörsüz bir coğrafya tasavvuru ortaya koydu ama siz elinizdeki silahlarla abat olacağınıza inanıyorsunuz' diyerek sonlandırmışız.
Bugün geldiğimiz noktada Halep'in iki mahallesinden çıkartılıp atıldınız.
Esed ile Aralık 2016 tarihinde yaptığınız bir anlaşma ile bu iki mahallede kalmaya devam etmiştiniz lakin 10 sene sonra da olsa yüzünüzde bir kara leke olan bu parantez kapatılmış oldu.
Oysa kan dökülmeden bu noktaya gelebilirdiniz ama sizler Kandil'den gelen talimat ile aşağılanarak oradan çıkartılmayı tercih ettiniz. Hafıza tazeleyelim2016 yılının Aralık ayında Halep, muhalif unsurların şehirden tahliye edildiği sancılı bir sürece tanıklık etmişti. O dönemde SDG, sahadaki boşluğu fırsat bilerek Şam yönetimiyle pragmatik bir işbirliğine gitti ve Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallelerinde kalmaya devam etti. Bu yerleşim, o günün şartlarında hem Esed rejimi için "ehvenişer" bir denge unsuru hem de SDG için Halep'in kalbinde kalıcı bir mevzi demekti.
Tam on yıl boyunca süregelen bu yapay denge, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen askeri harekatla sona erdi. Bugün gelinen noktada asıl soru şu: Halep'teki bu çekilme, SDG'nin Suriye genelindeki varlığı için sonun başlangıcı mı
ABD'nin masasındaki Suriye dosyasına bakıldığında, Washington'ın artık örgütler ile yol yürümekten ziyade istikrarlı bir Suriye ile yola devam etme niyetinin olduğunu görüyoruz.
Bu yeni modelde SDG, elinde silah tutan bir yapı olarak değil, merkezi otoriteye ve istikrarlı yapıya entegre olmuş bir unsur olarak kurgulanıyor. O yüzden ısrarla 'zaman balıkların karıncaları yediği zaman' vurgusunu yapıyoruz.
Buna karşın SDG'nin, değişen küresel ve bölgesel dinamikleri okumamaktaki ısrarlı direnci dikkat çekicidir. Örgüt, on yıl önceki konjonktürün devam ettiğini ve ABD'nin kendilerine sunduğu

2