Yazar, Mardin Artuklu Üniversitesi'nin Kürtçe, Arapça ve bölgesel dillere yönelik akademik çalışmaları aracılığıyla tarihsel bir borcu ödediğini, Jaba Koleksiyonu'nun resmi basımıyla devletin bu sorumluluğu tanıdığını iddia etmektedir. Bu süreci başlatan enstitülerin ve üniversite yönetiminin sessiz ama etkili rolü vurgulanmaktadır. Ancak bu adımlar, daha geniş bir çözüm sürecinin sembol mü yoksa gerçek değişimin yerine geçen gösterişi mi temsil etmektedir?
İki yıl önce Ankara'daki Rus Büyükelçiği içindeki Rus Evi'nin şarkiyatçı başkanı Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko, İzmir Karabağlar Hristiyan Mezarlığı'nda uzun süredir aradığı birinin mezarını buldu.
1894'de gömüldüğü İzmir'deki Yahudi mezarlığı Kançeşme'den 1937'de mezarlık şehrin içinde kalınca kemikleri diğer meftalarla birlikte toplu olarak Karabağlar'a taşınmıştı.
O yüzden mezarı yıllardır kayıptı.
Doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzaktaki mezar yeri bile kaybolmuş Polonyalı bu Rus diplomatın adını özellikle Kürt dili ve edebiyatıyla ilgili olanlar çok iyi biliyor: August Jaba.
Aleksandre August Jaba (1801-1894) St. Petersburg Üniversitesinde Doğu Dilleri bölümünde eğitim görmüş Polonyalı Katolik bir Rus diplomattı.
19'uncu yüzyılın sonlarında geldiği Osmanlı'da 1848 ile 1866 yılları arasında Selanik, İzmir ve Erzurum'da Rus sefirliği yapmıştı.
Jaba, emekli olduktan sonra İzmir'e yerleşmiş ve vefatının ardından da bu kentte defnedilmişti.
Jaba'yı Türkiye'ye esas bağlayan ise 1856-1866 yılları arasında Rusya'nın Erzurum konsolosluğu sırasında yaptıkları olmuştu.
Şarkiyatçı Jaba, işe önce Kürtçe öğrenmek isteyerek başladı.
O dönem Erzurum'da imamlık yapan ve dönemin meşhur alimlerinden Molla Mahmud Bâyezîdî ile tanıştı ve ondan Kürtçe dersler aldı
Jaba'nn Kürt kültürüne ilgisi dili öğrenmesiyle arttı.
St. Petersburg Bilimler Akademisi'nin talebi üzerine dönemin Kürt alimlerinden bir çalışma ekibi oluşturdu.
Hakkarili Molla Musa, Müküslü Molla Muhammed, Hacı Abdulazizoğlu Taha, Muhammed Hoca Efendi, Feyruz Efendi, Hasan Hekimbaşı, Abbasoğlu Taha ve Süleymanoğlu Muhammad Garib'in yer aldığı ekip tarihteki ilk ilk Kürdoloji çalışma grubuna dönüştü.
Özellikle Mahmud Bâyezîdî'nin çabalarıyla ve şahsen el yazısıyla Kürt dili ve kültürün eserleri yazılı hale getirildi.
Ekip çalışmasıyla Kürtçe yazılmış 4017 sayfalık bir koleksiyon ortaya çıktı.
Koleksiyonda sözlükler, Kürtçe dil kitapları, Mem û Zin, Feqiyê Teyran şiirleri, Leyla ile Mecnun gibi klasik eserlerin yanı sıra mevlitler, Kürt halk edebiyatına ilişkin şarkı ve hikâyeler, sözlü edebiyat ürünleri yer almaktaydı.
Alexander Jaba, Molla Mahmud Bazidi sayesinde elde ettiği 44 Kürtçe, 4 Fransızca, 3 Farsça ve 3 Türkçe yazmadan oluşan Kürt edebiyatı koleksiyonunun bir kısmını yayınladı, tamamı için de Fransızca bir katalog hazırladı.
Bu olağanüstü entelektüel faaliyet sayesinde Kürt dili ve edebiyatının şaheserleri kaybolmadı ve günümüze ulaştı.
Uzun on yıllar boyunca Bazidi'nin el yazısıyla kaleme aldığı Kürt dilinin büyük eserleri Aleksandre Jaba Koleksiyonu veya Jaba Arşivi adı altında St. Petersburg Bilimler Akademisi'nde korundu.
Sovyetler ilk Kürdoloji Enstitüsü'nü kurarken, Erivan Radyosu'nun Kürtçe yayınlar yaparken Türkiye'de Kürtçe büyük bir tabuydu.
Şimdilerde bütün bu eleştirileri post-Kemalistlerin önyargıları olarak yaftalamaya çalışanlar e-devlet şifreleriyle Cumhuriyet Arşivlerine girip Kürtçe diye bir tarama yaptıklarında bu korku ve yasağın 1990'lara kadar uzanan onlarca örneğini görebilirler.
Bunlar henüz yayınlanmış olan belgeler...
Ve 2026 yılında nihayet Jaba Koleksiyonu, 13 cilt halinde Türkçe, Kürtçe ve orijinal tıpkı basımlarıyla yayınlandı.
Peki kim tarafından
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından.
Kültür Bakanı Mehmet Ersoy birinci cilde çok güzel bir giriş yazısı yazmış:
"Bu eser, erken dönem Kürt çalışmalarının şekillenmesinde temel rol üstlenmiş ve akademik çevrelerde Kürt dili ve kültürü hakkındaki yapılan sistematik değerlendirmelerin zeminini hazırlamıştır. Bu itibarla bu önemli eserin Kürtçe olarak yayımını gerçekleştirmek, Bakanlığımız adına büyük bir gurur vesilesidir."
En büyük gurur ise yıllardır sessizce çok önemli işler yapan bir üniversiteye ait.
Mardin Artuklu Üniversitesi'ne.
Geçen hafta rektör İbrahim Özcoşar'ın öncülüğünde 2024'ten beri verilen Siyonizme Karşı Cesaret Ödülü töreni için Artuklu Üniversitesi'ndeyim.
Tören, Maraş'taki okul katliamı dolayısıyla iptal edildi.
Ödüller bugüne kadar İspanya, Güney Afrika halkları, Celtic taraftar grubu, Ayşenur Ezgi, Rashid Khalidi gibi isimlere verilmiş.
Üniversitede bizzat rektör Özcoşar'ın emeğiyle özel olarak ders kitabı da hazırlanan Kudüs-Filistin seçmeli dersi var.
Üniversitenin bir caddesinde ise etkinlik boyunca Gazze Sokağı açılmış.
Cadde boyu üniversitenin binalarına dev afişler asılmış.
Onlardan biri dikkat çekici:
"Çözüm Kudüs İttifakı: Yaşasın Türk Kürt Arap Kardeşliği!"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çözüm sürecini anlattığı konuşmalardan beri tartışılan bu ittifak önerisi üzerine çok konuşuldu.
Ama karşı çıkanlar bir tarafa, bundan emperyal heyecanlar duyanlar da bu ittifak için hamasi konuşmalar dışında pek bir şey yapıyor görünmüyor.
Ama Mardin Artuklu Üniversitesi'nde bu ittifak bir slogan ya da posterden ibaret değil.
Üniversitenin 2009'dan bu yana Kürtçe'ye katkıları zaten biliniyor. Ona biraz dönelim.
Daha az bilinen üniversitede 2017'den beri verilen Arapça lisans eğitimi.
Bundan kasıt Arap Dili ve Edebiyatı bölümü değil.
Üniversitede yüzde yüzü Arapça olarak "Tarih", "İktisat", "İşletme", Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler", "İlahiyat", "Sağlık Bilimleri" eğitimi veriliyor.

3