Müsaitseniz akşama geleceğiz
TV ve cep telefonunun hayatımıza girmesiyle gerçek sohbetin özü kayboldu mu, yoksa sadece biçimi mi değişti?
Yazar, geçmişte misafirlik geleneğinde yaşanan samimi sohbetlerin, teknoloji ve sanal iletişimin yayılmasıyla neredeyse tamamen ortadan kalktığını iddia ediyor. Bu değişimi, insanların halet-i ruhiyesi, dostluk ve sevgi gibi insani değerlerin kaybı olarak değerlendiriyor. Ancak yazarın sorusu önemli: gerçekten sohbeti kaybettik mi, yoksa farklı bir biçimde ve ortamda mı yaşıyoruz?
İnsan yaşadıkça ve yaşlandıkça anlıyor. Çocukluğumuzda akşam gezmeleri en çok hoşlandığımız anılarımızdan biriydi sanırım. Hele bir de misafir olduğumuz evde yaşıtımız çocuklar varsa.
Bu akşamlarda beyler kışın misafir odasında, hanımlar mutfakta, yazları ise bahçede çay kahve ve ikram keyfinde sohbet etme imkânı bulur, biz küçüklere de oynamak için koca bir meydan kalırdı.
Misafirlik önceden haberleşerek randevu ile ayarlanırdı. Çocuklar bu işin en iyi haberleşme aracıydı. Telefonun herkesin evinde olmadığı o zamanlarda işte haber postacısı biz çocuklar ev sahibine "müsaitseniz akşama geleceğiz" haberini götürürdük...
Misafir olacağımızın haberini verdiğimizde ise annemizin sevinci yüzündeki tebessümden hemen belli olurdu... O sohbet akşamlarında günlük hayatta yaşananların iyi ya da kötü etkilerinin halet-i ruhiyemizinden anlaşılması, dertlerin gönülden paylaşılarak, maddi ve manevi sıkıntılara birlikte çare aranmasıydı. Dostluğun kıymetinin, menfaatsiz yardımlaşmanın ve insana değer verilmesinin en güzel hâliyle yaşatılmasıydı.
Psikolojide terapi sözcüğünün belki de o günkü karşılığıydı sohbet. Hem ruhumuza hem de gönlümüze doktorsuz ve ilaçsız şifaydı. Muhabbetin özü, sevginin kalplerde huzura yolculuğuydu... ve yorgun saatlerin dinlenme buluşmasıydı.
Ayrıca o zaman farkında olmasalar da biz çocukların gelecekte kuracağı insan ilişkilerini, dostlukların değerini, sevgi ve saygının önemini bizzat yaşayıp öğrenmesinin eğitim yuvasıydı... Arzulanan, özlenen bir hasletti.
"Hasletti" diyorum; çünkü o sohbetler maalesef ki neredeyse hiç kalmadı desem, bitti desem, bana inanır mısınız TV ekranları hayatımıza girdiği günden beri sohbetin özü de mekânı da hatta tarifi bile değişti. Azala azala geriye neredeyse sadece adı kaldı.
Onun yerini teknolojik iletişimin, salgın bir hastalık gibi yaydığı sanal sohbetler aldı. Hele ki cep telefonu ve internet, o eski sohbetlerin güzelliğinden, geriye kalan ne varsa yavaş yavaş hayatımızdan çıkardı... Şimdi kendimize sormamız gereken soru şu: "Bizler eskiden olduğu gibi acaba gerçekten sohbet edebiliyor muyuz" Yoksa sadece görünüşte sohbet etmek için bir araya toplanmış insanların, fotoğraf karesindeki yüzlerden bir sureti miyiz
Rumuz: "Madenci"
ŞİİR
Cennetin talipleri
Kanlı sabahıydı günün,
İnsanlık en derin uykusunda,
Medeniyet gaflette...
Gökyüzü kan kusuyor,
Bulutlar darağacına gebe.
Sokaklarda medeniyet kılıklı kan sevdalıları,
Kızıl kadehlerini tokuşturup gülümsüyorlar.
Ve tek bir sarhoşun hükmüyle,
Binlerce asil yüreği sürdüler sehpaya
Çocuklarının gözleri önünde...
Şarkın aslanları, çağın devleri...
Bir nefes uğruna satmadılar haysiyetlerini,
Ucuz değildik.
Korku hep yabancıydı bizlere,
Şerefli bir ölümü sardılar göğüslerine,
Arşı titretti o dimdik duruşları.

17