Eziklik ithal bir üründür

Suçu başkasına atmaktan vazgeçip kendi kapımızın önünü süpürmeye başlasak, toplumun ayarları bozulmaktan kurtulabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, toplumda yaygın olan 'suçlu arama' kültürünün eziklik psikolojisinden kaynaklandığını ve sistemi bozduğunu iddia ediyor. Bu tutumun şahsiyet yerine ideoloji, fikirler yerine insan merkezli bir yaklaşımla değiştirilmesi gerektiğini savunuyor. Peki, bireysel ahlak gelişimi olmadan kurumsal reformlar gerçekten işe yarayabilir mi?

İş dünyasında da toplumda da çok sık yaşanan bir durumdur bu; Patron yöneticiyi suçlar, yönetici altındaki çalışanı, çalışan da bir üstünü.

Okul müdürü öğretmeni, öğretmen veliyi, veli öğretmeni, çocuk da bir üstünü.

Evde de aynı durum geçerlidir; Baba ve anne birbirlerini, çocuk da ikisinden birini.

Devletin içinde de aynı kirli hava solunur; Siyasetçi bürokrata suçu atar, bürokrat siyasetçiyi suçlar, vatandaş da kimle muhatap ise onu suçlar.

**

Herkes kapısının önünü süpürse sokakların tertemiz olacağını herkes bilir ama bu herkes genelde başkalarıdır.

**

Batıdan ne zaman geldiğini bilemediğimiz ama benimsediğimiz kötü bir gelenek; Suçlu arama alışkanlığı.

Küçük ya da büyük önemli ya da önemsiz bir olay olduğunda herkes önce kendini aklar sonra etrafına karşı polislik yapmaya ve suçlu aramaya başlar.

Eziklik psikolojisidir bu.

**

Bir yerden ayar kaçtı mı diğer ayarlar da bozuluyor.

Suçlu arama, suçu sadece birine yıkma kültürü baskın olan toplumlarda ceza ve ödüllendirme ölçüleri de bozuluyor.

Geçmişimizde böyle bir alışkanlık yoktu.

Dedelerimiz ninelerimiz kusur aramazdı.

Kusur arama alışkanlığı sonradan edinildi.

**

Ezik toplumlarda herkes suçu başkasına atar.

Mesela 50-60 yıl önce "büyüklere saygı küçüklere sevgi" ölçüsü büyüklerin lehine küçüklerine aleyhine işliyordu.

Bugün aynı ölçü küçüklerin yani çocukların lehine döndü.

Yaşlıları ya yalnız bıraktık ya da huzur evine gönderdik.

Çocukları da ya kreşe bıraktık ya da bilgisayar başında unuttuk.

**

Ayarlar bozulurken ya sustuk ya da destek verdik.

El birliği ile bozup yerine koyduğumuz sakat sistemin faturasını ödüyoruz.

**

Beden ve ruh sağlığı içinde geçerli bu durum.

Vücutta oluşan bir arıza giderilmediğinde ya da farkına varılmadığında beden kendini korumak için çalışma sistemini değiştirir.

Ruh da öyle yapar.

Sıkıntı ve dertlerle baş edebilmek için rutini değiştirir.

Rutin değişince çalışma sistemi de farklı organlara ek yük getirir.

Ek yükün uzun süre kalması direnci zayıflatır.

Direncin zayıflaması farklı arızaların öne çıkmasına yol açar.

**

"Dostlarınızı seçerken şahsiyetine bakın, ideolojisine değil. İdeolojiler değişebilir ama şahsiyet baki kalır." diyor Bilge Kral lakaplı Aliya İzzetbegoviç.

Aliya İzzetbegoviç, çocuk eğitiminde ahlak, karakter ve kimlik inşasına büyük önem veriyor.

Onun eğitim felsefesi, bireyin hem kendi kültürel değerlerine bağlı kalmasını hem de evrensel insani değerleri benimsemesini hedefliyor.