Müslüman kimlik-kişilik- şahsiyet sahibidir!

Dindar insanın ahlaklı olması beklentisi pratikle çatışınca, din hayat tarzından sisteme uyum tutkusuna mı dönüşüyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, dinin insanı ruhen yükseltme vaadi ile modern yaşamda dindarların ahlaki çelişkilerine işaret ederek, sekülerleşme adı altında dinin hayat tarzı olmaktan çıkarıldığını savunuyor. Sistem içinde var olmak için insanların kendi değerlerinden uzaklaştıklarını belirtirken, milli manevi değerlere dönüş çağrısında bulunuyor. Ancak bu dönemin çaresizliğini sistem sorumluluğuna yüklemek, bireylerin seçimlerini göz ardı etmez mi?

Din, insanı ruhen, ahlaken bulunduğu yerden yukarı taşımayı vadeden bir değerler bütünü iken nasıl oluyor da örneklerini görüp hayal kırıklıkları yaşadıkça 'Dindarlar düne göre daha mı az ahlaklı' sorusunu sormak durumunda kalıyoruz

Dindar insanın referansından dolayı daha düzgün durmasını bekliyorsunuz ama pratik her zaman teoriyi tutmuyor. Benzer şekilde yozlaştık, dünyevileştik.

Kimlikler kendiliklerinden bir anlam ifade etmiyor kimse için. Dindar insan hak yemez diyemiyoruz kolay kolay. Ya da yalan söylemez, rüşvet almaz, faiz yemez; hayvana, ormana, havaya, suya başka nazarla bakar. Sorumluluklarının farkındadır. Oysa işler böyle yürümüyor. Sistem, ne pahasına olursa olsun kazanmak uğruna dizayn edilmiş. Çaresizliğini gizlemiyor kaybının farkında olanlar: "Kuralları biz koymadık. Var olmak için ya herkes gibi davranacaksın ya da 'ben yokum' deyip geri çekileceksin" mazeretine sığınıyor çoğu insanlar. Hataları, günahları zamana-devire yükledikleri gibi.

Din; yüzlerce yılda yaşantımızı, dünyamızı düzenleyen bir "hayat tarzı" olmaktan çıkarıldı. Sosyal bilimcilerin modernleşme dediği dönüşüm, Hıristiyanlığı kiliseye hapseden Batı'nın yeni dünya kurgusuydu aslında. Ve bu dünyada ahiret üzerine yapılan hesaplara yer yoktu. Adını da koydular: Sekülerleşme!

Bu "Allah deme!" kompleksi devletin tepesinde o kadar ciddi bir mesele haline gelmişti ki bir ara beşinci Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın da başını derde sokmuştu. Mâziyi hatırlayalım, ders alarak... "Türkiye'nin beşinci Cumhurbaşkanı (Cevdet Sunay), bir bayram konuşmasını "Allah yardımcım olsun" diye bitirdiği için kıyamet kopmuştu laikperestler cephesinde.