23 Nisan kutlamaları ve düşündürdükleri

1928'de Anayasa'dan çıkarılan 'devletin dini İslâm'dır' maddesi Türkiye'yi gerçekten sekuler yaptı mı, yoksa kurucu iradenin asıl niyeti gizli mi kaldı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1920'de İslâmî bir devlet olarak kurulduğunu, ancak 1928'deki laik reformlarla kimliğinin değiştirildiğini savunmaktadır. Bu iddiayı, kurucu meclise katılan din adamları ve açılış törenlerindeki dini unsurlarla desteklemektedir. Ancak sekuler reformların Türk toplumunun modernitesi için mi, yoksa yazar iddiasındaki gibi bir kimlik saldırısı için mi yapıldığı gerçekten tartışılması gereken bir soru mudur?

7 Şubat 1923 günü öğleyin Paşa Zağnos Paşa Camii'nde okunan mevlidden sonra minbere çıkarak yaptığı konuşmada da bu konulara değinmişti. "Balıkesir Hutbesi" diye anılan bu konuşmasında "Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun" diyerek söze başladı. "Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. PeygamberimizEfendimiz Hazretleri,Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir. İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir.) Devamını konuştuklarıyla yaptıklarını değerlendirerek okuyabilirsiniz.

23 Nisan 1920'de kurulan Millet Meclis'i, 22 Nisan 1920'de, yani bir gün önce, Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında görüşülen gündemleri aynen devralarak ve müzakere ederek devleti yönetmeye başlamıştı. Yeni Türkiye'nin kurucuları, açıkça şunu ilan ediyorlardı küffara: Biz küllerimizden doğmasını biliriz. Bir devleti yıkarsınız ama biz yenisini derhal kurmasını iyi biliriz. Söylenmek istenen şey, Türkiye devleti, Osmanlı'nın her bakımdan devamı olacaktı. Hilâfet de sürecekti, saltanat da bir süreliğine kadar da olsa sürecekti.

Türkiye Cumhuriyeti, fiilen 23 Nisan 1920'de kuruldu aslında. Millet Meclisi, Anadolu'da kurulan bağımsız devletin ön adımıydı. Meclis değil devlet kurulmuştu 23 Nisan 1920'de. Hem Kur'an-ı Kerîm, hem Buhari-i Şerif hatimleriyle. Kurbanlar kesilerek, Tekbirler getirilerek. Bunlar bilinmeden olmaz.

Bu Meclis, Millî Mücadele'yi yöneten bir meclis değil, ülkenin meselelerini müzakere ederek ve kanunlar çıkararak ülkeyi yöneten bir devletti aslında.

Bu Meclis; gerek törenleri, gerek gündemleri, gerekse mebuslarının kahir ekseriyetinin hocalardan, âlimlerden, toplumun İslâmî kurumlarının ve oluşumlarının önde gelen isimlerinden oluşması hasebiyle İslâmî bir meclisti.Kahir ekseriyeti, müftüler, hocalar ve ülkenin önde gelen âlimleri ve münevverleri arasından seçilen kişilerden oluşan ve bu kişilerle önce millî mücadeleyi, sonra da ülkeyi yöneten bu devlet, 1928 yılına kadar, Anayasa'nın 2. maddesindeki "devletin dini, din-i İslâm'dır" ibaresi çıkarılana kadar İslâm devleti olarak kurulmuştu. Türkiye Cumhuriyeti kadroları daha sonra Türkiye'nin laik bir devlet olduğunu, İslâmî bir iddiası ve temsiliyeti olmadığını açıkça bütün dünyaya ilan etti.