En büyük nîmet,Allahü teâlâyı bilmektir...

Niyeti düzeltmek için ilim öğrenmek yeterli midir, yoksa ilim sadece niyeti güzel gösterenler için mi işe yarar?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Hindistan evliyasından Sirâcüddîn Osman'ın ilim ve terbiyeye dair öğretilerini aktararak, ilim öğrenmenin niyeti düzeltmek için bir araç olduğunu savunmaktadır. Bu iddia, ilmin sadece bilgi değil aynı zamanda ruh ve ahlak temizlenmesi anlamına geldiğini ortaya koymak için öne sürülmüştür. Peki, ilmin kalpte işlemesi için talebe tarafında hangi koşullar gerçekten zorunludur?

"Talebe; edebi gözetip, âlimlerin huzûrunda onları can kulağı ile dinleyen kimsedir."

Sirâcüddîn Osman hazretleri Sultan-ül-ulemâ Hâce Nizâmüddîn-i Evliyâ'nın yetiştirdiği Hindistan evliyâsının büyüklerindendir. Lüknov'da doğdu. Daha gençlik yıllarında, Hâce Nizamüddîn hazretlerinin sohbetlerinde bulunarak yetişti. Hâce hazretlerinin sohbetleri bereketiyle, tam bir olgunluğa kavuşup, icâzet ve hilâfet almakla şereflendi ve memleketi olan Lüknov'a gönderildi. Burada talebe yetiştirmekle meşgul olpu 1357 (H.759) yılında orada vefât etti...

Sohbetlerinde şöyle buyurdu:

"İnsan niyetini düzeltemese de, ilim öğrenmek, terk etmekten daha fazîletlidir. Çünkü ilim öğrenince, o ilmin onun niyetini düzeltmesi umulur. Mücâhid rahmetullahi aleyh buyurdu ki: Biz ilim öğrenirken niyetimiz tam olarak düzgün değildi. Sonra Allahü teâlâ bize niyetimizi düzeltmeyi nasip etti."

Yine bâzı âlimler şöyle buyurdu: "Biz ilk önce ilmi Allah rızâsını niyet ederek öğrenmedik. Fakat ilim bu hâlimizi kabûl etmedi. Onu, Allah için öğrenmemize vesîle oldu."

"Allahü teâlanın kullarına verdiği ilk ve en büyük nîmeti, onların kalplerini îmâna açması ve kalblerine îmânı yerleştirmesidir. Bu nîmetten sonra, Allahü teâlâyı bilmek en büyük nîmettir. Allahü teâlâyı bilmek dînen vâcibdir. Allahü teâlâyı bildikten sonra, O'nun kazâsına, kaderine, hayrına, şerrine, azına, çoğuna, acısına, tatlısına, mahbûbuna sevgili gelene ve mekrûhuna kötü gelene rızâ gösterip, hepsinin Allahü teâlâdan olduğuna inanmak ve teslîm olmak büyük nîmettir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen; (Allah, kime hidayet etmeyi dilerse, İslâma onun göğsünü açar, gönlüne genişlik verir. Her kimi de sapıklıkta bırakmak isterse, onun kalbini öyle daraltır sıkıştırır ki, îmân teklifi karşısında göğe çıkacakmış gibi olur. Allah, îmân etmeyenler üzerine, böyle âzâb bırakır.)" [En'âm sûresi: 125]