"Dünyâya düşkün olanlar, lezzette sınır tanımazlar!"

Ahmed es-Sekkâf'ın hayatı, mümin bir kişinin çile ve musibeti nasıl lezzet aldığını anlatıyor—peki bu anlayış günümüz çile çeken insanlar için gerçekten rehber olabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, İslam tarihinden Ahmed es-Sekkâf'ın hayatını anlatarak, sâlih insanların dünyevi musibetlerden manevi lezzet aldığı iddiasını öne sürüyor. Bu fikri, onun kerametleri ve ölüm anındaki huzuru örnekleyerek destekliyor. Ancak acının gerçekten lezzete dönüştürülebilir olması, yoksa yalnızca bunu öyle algılayan bir düşünce biçimi midir?

"Sâlihler, Allahü teâlâdan gelen belâ ve musîbetlerden öyle lezzet alırlar ki..."

Ahmed es-Sekkâf hazretleri evliyâ ve İslâm âlimlerinin büyüklerinden olup evliyânın büyüklerinden Abdurrahmân es-Sekkaf hazretlerinin oğludur. 1425 (H.829) senesinde vefât etti. Zamânında bulunan büyük velîlerin sohbetlerine devâm ederek ve çok gayret ederek, tasavvuf yolunda ilerledi. Kısa zamanda yetişerek, büyük âlimlerden ve evliyâdan oldu. Çok kerametleri görüldü:

Bir gün Ahmed es-Sekkâf, Mûsâ bin Ali Bâcerş isimli büyük âlime bir talebesini gönderip; "Bize vermeyi niyet ettiğin şeyi getir, dediğimi söyle" buyurdu. O talebe, Mûsâ bin Ali'ye gelip; "Hocam size, bize vermeyi niyet ettiğin şeyi getirsin, diyor" dedi. Bu sözü duyunca, çok hayrette kalan Mûsâ bin Ali; "Bu düşünce, biraz önce kalbime gelmişti ve bunu da hiç kimse bilmiyordu" dedi.

Ahmed Sekkâf, bir gün yanında birkaç kişi ile berâber, abdest almak üzere bir kuyunun başına geldiler. Hem kuyunun suyu çok derindeydi, hem de yanlarında su çekmek için ip ve kova yoktu. Ahmed bin Abdurrahmân suya işâret etti. Allahü teâlânın izni ile kuyunun suyu yukarıya kadar yükseldi. Hepsi de abdest aldılar. Suya ihtiyaçları kalmayınca, kuyunun suyu yine eski yerine çekildi...

Bir defâsında, Ahmed es-Sekkâf'ın küçük kızı, yakınlarında bulunan bir hurma ağacı üzerinde bir güvercin gördü. Güvercin çok hoşuna gittiği için, babasına, o güvercini tutup kendisine vermesini ricâ etti. O da hizmetcisini çağırarak, güvercini tutup getirmesini emretti. Ağacın üstünde oynamakta, daldan dala konmakta olan güvercin, Ahmed es-Sekkâf'ın sözlerinden sonra hiç kımıldamadı. Hizmetçi gidip, rahatça güvercini tutarak getirdi. Ahmed bin Abdurrahmân'a verdi. O da küçük kızına verdi. Kızı, güvercinle biraz oynayıp, okşadıktan sonra salıverdi...