"Dünyâya, Allahü teâlâya kulluk için geldik..."

Tarihi bir Müslüman bilgeden gelen uyarı: insanlar dünyaya kulluk için gelmişken neden dünya için kulluk etmeye başladı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Ebû Abdullah Antâkî'nin sözleriyle modern insanın dünyadaki hedef sapmasını ele alıyor: ihlâslı amel yapabilmek için gafletten sakınıp uyanık olunması gerektiğini vurguluyor. Bunu yapan insanların kalplerinin taş gibi katılaştığını ve niçin yaratıldıklarını unuttuklarını söylüyor. Peki bu sözler günümüzün tüketim çağında gerçekten İslami değerlerle çelişiyor mu, yoksa insanın doğasında var olan bir dinamik midir?

"İhlâslı amel yapabilmek için gafletten çok sakınıp, uyanık olunuz."

Ebû Abdullah Antâkî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Antakya'da doğdu. Ailesi Antakya eşrâfından îtibâr edilen kimselerdi. 853 (H.239) senesinde vefât etti. Ebû Süleymân-ı Dârânî'nin sohbetlerinde kemâle geldi. Tebe-i tâbiîn neslinden olup, Fudayl bin Iyâd ve Hâris-i Muhâsibî gibi zamânının en büyük velîleri ile görüştü. Bişr-i Hafî ve Sırrî-yi Sekatî'nin akranlarındandır.

Kendisinden nasihat isteyenlere buyurdu ki: "Ben öyle bir zamâna yetiştim ki, o vakit İslâm, başlangıcındaki gibi garib oldu. Hak söz de garib oldu. Bir âlim özlenip yanına gidildiği zaman, o, hürmeti seven, başkan olma arzusu ile dolup taşan, gönlünü dünyâya kaptırmış olarak görülür oldu. Âbid (çok ibâdet eden) birisine gidildiği zaman, ibâdet bilgilerini bilmeyen, büyük düşman şeytan tarafından mağlub edilmiş birisi olarak bulunur oldu. Diğer insanların durumu zâten mâlûmdur. Evet, insanlar dünyâlarına mağlûb olmuşlar, arzu ve isteklerine uymuşlar, kendilerini beğenir duruma düşmüşler, dünyâlıkları için cimri, dinleri için çok tâvizkâr ve müsamahakâr olmuşlar, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmekte gevşeklik göstermişlerdir. Başlarına gelen musîbetlerden dolayı, kazâyı zemme (kötülemeye) kalkışmışlar, şehvetlerine dalarak, dünyâda huzursuz olmuşlar, kalpleri taş gibi katılaşmış. Niçin yaratıldıklarını unutmuşlardır. Hâlbuki, bu dünyâya Allahü teâlâya kulluk için geldiler.

Bu dünyâ bir imtihân yeridir. Evet, insanlar Allahü teâlâya tevekkülü, Allahü teâlâya güvenip dayanmayı da bırakmışlar. Altın ve gümüş peşine düşmüşler. Onlar meclislerde toplantılarda, süslü sözlerle konuşmaya çalışırlar. Gadap (hiddet) zamânı kibirli bir edâ ile bağırıp, çağırırlar.