23 Nisan çocukları

23 Nisan çocuklarıyız diye kutlanırken, çocuğun değeri hâlâ ekonomik mücadeleye mi indirgenmiştir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 23 Nisan Bayramı'nın Atatürk tarafından varoluşu titizce yaşamanın sembolü olarak kurulduğunu belirtir. Kız çocuklarının tarihsel olarak 'mal' gibi değerlendirilmesine karşı Atatürk'ün evlat edinme kararını ilk feminist proje olarak gösterir. Ancak, bugün çocuğun değerinin hâlâ esas itibariyle ekonomik katkısına bağlı kaldığı düşünülürse, gerçek dönüşüm ne kadar köklü olabilmiştir?

Hepimiz 23 Nisan çocuklarıyız. Olayı algılama şeklimiz her ne olursa olsun, istesek de istemesek de 1920'den bu yana tüm kuşaklar 23 Nisan çocuklarıyız. Geçmiş ve gelecek 23 Nisan'larımız kutlu olsun.

DÜNYANIN İLK OCUK BAYRAMI

Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açıldı, Mustafa Kemal 23 Nisan 1924'te bugünü Türk çocuklarına, bir anlamda tüm dünya çocuklarına armağan etti. 1980'li, 1990'lı yıllarda dünyanın dört bir yanından çocuklar geldi ülkemize bu bayramı kutlamaya.

23 Nisan Bayramı dünyada çocuklara verilen ilk bayramdır. ocukluğumda, özenli kıyafetlerle, yavrukurt giysileriyle bu bayramı coşkuyla, heyecanla kutladığımızı hatırlıyorum. Dört gün önce de bu bayramı yaşlısıyla, çocuğuyla coşkuyla kutladık. Anıtkabir yine doldu, doldu taştı.

Varoluşçu felsefede, psikolojide anı yaşamaktan söz ederiz. Bu kapsamda anı yaşamak demek kişinin, geçmişin farkında olması, geleceğe ilişkin planları bulunması ve içinde bulunduğu anda tüm bunları birleştirerek kendisini ve çevresini fark etmesi ve bu durumdan keyif almasıdır. 23 Nisan Bayramı, diğer milli bayramlarımız gibi varoluşumuzu yaşadığımız bir bayramdır. Mustafa Kemal Atatürk tam anlamıyla varoluşunu, anı yaşamıştı. Troya Savaşı'ndan bu yana geçmişin farkındaydı, ülkesi için çok uzun vadeli planlar yapmıştı ve yaşadığı anın hem farkında olmuş hem de tadını çıkarmıştı. En kritik anlarda bile yaşam kalitesinden fedakârlık etmemişti. Gelibolu Savaşı'nda her sabah yaptırdığı tenekeden küvette yıkanır, tıraş olur, çarpışmaya öyle giderdi.

Onun biz 23 Nisan çocuklarına verdiği 23 Nisan Bayramı da varoluşunu titiz bir şekilde yaşamasının tipik bir örneğiydi.

OCUĞUN DEĞERİ

iğdem Kağıtçıbaşı hocamız "ocuğun Değeri" adlı uzun soluklu çalışmasını kitap olarak yayımlamıştı. Onun çalışmalarından anlaşıldığı kadarıyla zaman içinde çocuğun ülkemizdeki değeri değişse de genelde bu değer ekonomiktir. ocuk aileye olan ekonomik katkısıyla orantılı olarak değerlidir. alışıp para kazanması çocuğun değerini artırır.

Özellikle kız çocukları Kağıtçıbaşı'nın belirtmediği bir tür değere de sahip olmuştur. Babalar kız çocuklarını evlatlık verdiklerinde onu baskülde tartar, kaç kilo gelirse kemikli koyun eti fiyatına para isterlerdi. Bu bakış tarzı kız çocuklarının "mal" olarak değerlendirilmesinden kaynaklanmaktaydı. (Geleneksel kültürümüzde koyuna 'mal' denilirdi. Satılırken tartılırdı, evlatlık verilen kızların tartılması da onların mal olarak algılandıkları anlamına gelmekteydi. Erkek çocuklar evlatlık verilirken tartılmazdı. Annem ve babam bu değerlendirme şekline bizzat tanık olmuşlardı ve çok üzülmüşlerdi.)

ÜLKÜMÜZ ÜLKÜ'DÜR

Atatürk, yaşamı boyunca uzun vadeli planlar yapmıştı. Tüm devrimlerini yıllar öncesinde planlamıştı. Planlı adımlarından birisi de kız çocuklarına koyun eti fiyatıyla değer biçilen bir toplumda bir kız çocuğunu evlat edinmek olmuştu. O günlerden günümüze bazı babalar, eğer oğulları yoksa sadece kızları varsa bu durumdan utanç duymuşlardır. O ise manevî kızının elinden tutup başı dik bir biçimde ciddî toplantılara gitmişti. Dünyada bunu yapan ilk lider olmuştu.