"Bu kitaplar çok güzel"

Çocukluğumu ve köyümde yaşadıklarımı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Eniştem Cebrail Hoca ve diğer komşular babamı hayretler içinde dinleyip anlattıklarını âdeta kaydediyorlardı. Babamın ağzından çıkan her konuşmayı büyük bir merakla bekliyorlardı. İkide bir de "Ordumuz Peygamber ocağıdır elhamdülillah" diye seviniyorlardı. Babam, "işte o bahsettiğim komutan bu elimde gördüğünüz kitapları bana verdi" dedi. Kitaplar mavi kırmızı beyaz renkte küçük risaleler hâlindeydi. Birisini hemen elime aldım "İman ve İslam" kitabıydı. Üzerinde "Yayına hazırlayan Hüseyin Hilmi Işık" yazılıydı. 1969-70 yılının bahar aylarıydı. Babam ve Cebrail Hoca bir müddet bu kitapları okuyup üzerinde münazaralar yaptılar. İlk defa "Vehhabi" kelimesini o zaman duydum. Eniştem Cebrail Hoca babama soyadıyla hitap ederek "Ejder Efendi bu kitapları hazırlayan Hüseyin Hilmi Işık Efendiyi tanımıyorum ama bu kitaplar çok güzel, Ehl-i sünnet vel-cemaat itikadı üzere, bu kitapları okuyup dağıtmalı" demişti. Bazen Mevlâna Halid-i Bağdadi Hazretlerinin Farisî Divan'ını, bazen Molla Cami'nin Divan'ını okurlardı. Babamın Farsçası, Cebrail Hocanın Arapçası iyiydi. İlimde birbirini tamamlarlardı... Sohbetlerde Sevgili Peygamberlerin mucizelerinden, evliyanın kerametlerinden anlatırlardı. Hele Şah-ı Nakşibend hazretlerinin ve onun yolunda gidenlerin hâl ve kerametlerini çok anlatırlardı. "Bu olağanüstü hâller acaba bu zamanın insanlarda da var mı" diye merak ederdim. 1977 yılında babamın tayini nedeniyle Manisa'ya taşındık.