Öğrenci fişleme yaşı 6'ya indi!

Türkiye'de 'fişleme' kelimesi kısa süre öncesine kadar, 12 Eylül Askeri Darbesi'ni hatırlatırdı. Üniversiteler, liseler, sokaklar kaynıyordu. Profesörün odasında, öğretmenler odasında çayını içen, Beyazıt Meydanı'nda herkesten önce yumruğunu kaldırıp "Özgürlük, demokrasi, eşitlik" diye slogan atanların içine sızmışlardı. Hak arayanların üstüne, kırmızı çarpı atılıyordu. Darbecilerin, 'Bir sağdan bir soldan' diye güldüğü 46 yıl önceki kâbus günlerinde, 1 milyon 683 bin yurttaş fişlendi. Yeni Türkiye'de iktidar gücüne yaslananlar dışındaki herkes, öteki! ODTÜ, Boğaziçi gibi ülkedeki en iyi üniversiteler başta olmak üzere üniversiteden, ilkokula eğitimin her kademesinde ötekileştirilme, mülakatlardaki kayırmacılıkla meşrulaştı.

SİSTEMSİZLİK İŞLİYOR

TCK'dan, 'Cumhurbaşkanına hakaret', 'Halkın bölünmez bütünlüğü' diye birkaç madde yazıp, sorgusuz sualsiz kapı önüne konulmak, tutuklanmak sıradanlaştı. Türkiye'yi, geriye götüren bu fişleme alışkanlıkları artık çok küçük yaşlara indi. Akademisyenler, öğretmenler ve üniversite gençliğinin başına gelenler yetmez gibi, şimdi de 6-18 yaş arası ilk ve orta dereceli okullardaki çocuklar fişleniyor. Süreç şöyle başladı: Psikiyatrik tedavi gören 17 yaşındaki lise öğrencisi tarafından Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesi, ülkemizi derinden yasa boğdu. Bu korkunç cinayeti kılıf yapan sözde eğitimciler (!) hızla kolları sıvadı. Acı olsa da okullarda yaşanan ilk cinayet miydi Hayır! Birlikte hatırlayalım.

ACİL BİLDİRİN EMRİ

Okul Müdürü İbrahim Oktugan'ı, 2 yıl önce okuldan uzaklaştırılan öğrenci makamında kurşunlayarak öldürmedi mi Kopya çeken öğrencisini uyardığı için 27 yaşındaki akademisyen Ceren Damar'ı unuttuk mu Eğitim kurumları, yıllardır alarm veriyor. Eğitimci katliamlarına her kör sağır kalış, yeni cinayetlere zemin oluşturdu. Fatma Nur öğretmenimizin öldürülmesine toplumun sert tepkisi üzerine nihayet bir şeyler yapmaya karar vermişler. İstanbul, Ankara, İzmir derken sayısız il ve ilçede veliler aranmaya başladı. Çekmeköy ve Üsküdar milli eğitim müdürlükleri derken, yurdun dört bir yanında telefonlar susmuyordu. İlkokul, ortaokul ve lise müdürlerini arayan ilçe milli eğitim müdürlükleri psikolojik veya psikiyatrik tedavi gören öğrencilerin listesini "Acil" ilçeye bildirmelerini istedi.

SİCİLLERİ BOZULUYOR

74 bin okulun 30 bininde, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi yokken listeleri ne yapacaklardı Bilinmiyor! Öğrencilerin adları yazılıp, ilaç kullanıp kullanmadığı ilçelere bildirildi. Bu emri kim verdi İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'ne sordum. Böyle bir emir vermemişler. MEB'in de il müdürlüklerinin de haberi yok. Veliler arayıp, doğruladı. Bir veli, "Boşanma aşamasındayız. Oğlum, 6 yaşında birinci sınıfta okuyor. Süreci sağlıklı atlatmak için psikoloğa gittik. Okulu arayıp, çocuğumun adını ilçe milli eğitim müdürlüğüne bildirdiklerini söyledi. Oğlum ileride, komutan olmak istiyor. Kariyeri etkilenir mi" diye sordu. Çocuğun aslında hiçbir bir şeyi yok. Ancak adı vebalı gibi bu listeye eklendiği için artık MSÜ'ye de giremez, cerrah da pilot da olamaz!

İŞGÜZARLIK YAPILIYOR