Ehl-i Beyt ile ilişkilerimiz (7)

Hz. Ali takiyye yapmadı, ancak Şia ve Sünni farklı tarihçiliği kabul ettiğinde, ortaklaşa barış mümkün müdür?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Hz. Ali'nin erken halifelerle birlikte hareket etmesini Şia'nın iddia ettiği 'takiyye' değil, onları haklı görmesinin sonucu olarak yorumluyor. Bunu, aşırılıktan kaçınan ve Ehl-i Sünnet yolunun dengeli tavrı olarak sunarken, Müslümanların iç farklılıklarını düşman tarafından kötüye kullanılmakla uyarıyor. Fakat yazı, tarihsel olaylar hakkında zıt yorumları ''tutuşturan iki taraf da kendi tarafına ait kaynakları kesin kabul ederse, yazar tarafından sunulan ''birlik'' çağrısı ne kadar pratik olabilir?

Ahmed Sabri Görmüş: "Ehl-i Beyti nasıl bilmeliyiz"

Hz. Ali Takıyye Yapmaz!

Şia'nın Hazret-i Ali'yi ziyade sevmesinde sıkıntı yoktur. Sevsinler. Sevmekten ne zarar var Asıl zarar şudur: Sevmek davasında Hazret-i Ali'nin makamını düşürüyorlar. Burada zarar var! ünkü diyorlar ki: "Hazret-i Sıddık ile Hazret-i Ömer (ra) haksız oldukları halde, Hazret-i Ali (ra) onlara mümâşât etmiş, Şia ıstılahınca takiye etmiş, yani onlardan korkmuş, riyakârlık etmiş."

İşte bu yaklaşımda sıkıntı var! Hazret-i Ali neden korkmuş olsun ki

Bediüzzaman diyor ki:

"Acaba böyle kahraman-ı İslâm ve "Esedullah" ünvanını kazanan ve sıddıkların kumandanı ve rehberi olan bir zatı riyakâr ve korkaklıkla ve sevmediği zatlara tasannukârâne muhabbet göstermekle ve yirmi seneden ziyade havf altında mümâşât etmekle, haksızlara tebaiyeti kabul etmekle muttasıf görmek, ona muhabbet değildir. O çeşit muhabbetten Hazret-i Ali (ra) teberrî eder."1

Yirmi seneden ziyade Hazret-i Ali o "korktu" dediğiniz halifelere hizmet etmiştir.

Buna "takiyye diyorlar" Hayır hayır! Takiyye de değil! Hazret-i Ali Takiyye yapmaz! Ne münasebet! Hz. Ali (ra) Allah için sever! Sevmesi gerektiği için sever!

Öyle takiyye için sevmekten Hazret-i Ali'yi temize çıkarmalıyız.

İfrat ve Tefrit Olmamalı

Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat mezhebinde Hazret-i Ali'yi itham yoktur. "Mümaşaat etmiş" gibi kötü ahlâkla itham yoktur. Bilakis derler ki:

"Hazret-i Ali (ra) Hulefâ-i Râşidîni hak görmeseydi, bir dakika tanımaz ve itaat etmezdi. Demek ki, onları haklı ve râcih gördüğü için, gayret ve şecaatini hakperestlik yoluna teslim etmiş."2

Yani Hazret-i Ali, Hazret-i Ebu Bekir'i, Hazret-i Ömer'i ve Hazret-i Osman'ı hak görmüştür. Yoksa bir dakika bile tanımazdı, onlara itaat etmezdi. Onları haklı gördüğü için şecaatini esirgemedi, gayretini ortaya koydu.

Bediüzzaman diyor ki: "Her şeyin ifrat ve tefriti iyi değildir. İstikamet ise, hadd-i vasattır ki, Ehl-i Sünnet ve Cemaat onu ihtiyar etmiş."3

Aşırılıklar iyi değildir. Ne hiç sevmemek, ne de sevip hak etmediği makamlara yükseltmek! Yani bir beşeri peygamber yapmak veya ilâh yapmak sapkınlıktır. Orta yol ise Ehl-i Sünnetin yoludur.

Onu olduğu gibi, bir insan olarak, Peygamberin (asm) damadı, şahs-ı manevîsini taşıyan bir varisi, bir Sahabe, İslam'da dördüncü halife olarak sevmek ise... Bunda sıkıntı yoktur.