Yazı, 630 yılındaki Gadir Hum olayında Peygamber'in Hz. Ali için söylediği sözlerin Şia mezhebinin doğmasına yol açtığını ancak Ehl-i Sünnet perspektifinden bunun imamlık tayini değil, sadece ehl-i beyt etrafında toplama amacı taşıdığını iddia etmektedir. Tarihsel bir olayın nasıl yorumlandığı farklı mezhep oluşmasına sebep olmuştur. Peki Hz. Ali'nin yirmi yıl boyunca kendisinden önceki halifelere itaat etmesi, bu söylenen sözlerin gerçek anlamı hakkında ne söylemektedir?
Ahmed Sabri Görmüş: "Ehl-i Beyti nasıl bilmeliyiz"
Gadir Hum Olayı
630 yılının Zilhicce ayının 18'i idi. Peygamber Efendimiz ve sahabeleri son hac dönüşünü yapıyorlardı. Resulullah (asm), Gadir Hum denilen bir su birikintisi etrafında ashabını topladı. Geride kalanları bekledi, ileri geçenleri çağırdı. Bütün Ashabı gelince orada öğle namazını kıldırdı. Yeni gelen ayetleri tebliğ buyurdu. Ardından şunları söyledi:
"Size paha biçilmez iki şey bırakıyorum: Allah'ın kitabını ve Ehl-i Beytimi... Benden sonra bunlara sarılırsanız asla sapıklığa düşmezsiniz."
Konuşmasını bitirdikten sonra Hz. Ali'yi sağ tarafına aldı, elini tutup kaldırdı ve şöyle buyurdu:
"Ben kimin Mevlâ'sı isem Ali de onun Mevlâ'sıdır. Allah'ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol!"1
Hz. Peygamber'in bu açıklamalarından sonra orada bulunanlar sırasıyla gelip Hz. Ali'yi tebrik etmişler. Bunların arasında Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve o anda Ali'nin imameti hakkında bir şiir söyleyen Hassân b. Sâbit de vardır.
Resulallah'ın (asm) bu açıklaması üzerine bazı kimseler Hazret-i Ali'nin (ra) o gün orada imam ilan edildiği inancındadırlar. Bu kanaat daha sonraki Şia mezhebinin doğmasına ve birçok dallara ayrılarak farklı görüşler içerisinde mezhepleşmesine yol açmıştır.
Bugün 18 Zülhicce Şîî dünyasının coşkuyla kutladığı bir bayramdır. Irak'ta, Mısır'da ve İran'da bu bayram kutlanır.
Şia Nedir
Şia, şiatü'l-Ali, "Ali'nin takipçileri" demektir. Resulullah'ın (asm) vefatından sora İslam toplumunun İmamlığının /Halifeliğinin yani liderliğinin doğrudan Hazret-i Ali ve soyuna ait olduğunu savunanlara denir.
İki türlü şia vardır:
1-Şia-i Velayet, 2-Şia-i Hilafet
Bir grup ehl-i Velayet, ifrat etmemekle beraber, Hazret-i Ali'yi (ra) önceki üç halifeden daha efdal görüyorlar. Daha çok Hazret-i Ali'nin manevî mirasına talip olan, Hazret-i Ali'yi "şah-ı velayet" gören, ekseriyetçe evliyanın ve tarikatların mercii olan, ilimde, şecaatte ve ibadette harikulade halleri bulunan Hazret-i Ali'nin mesleğine talip olan ehl-i velayet bu gruba dahildir. Bu guruba şia-i velayet deniyor.2
Şia-i hilafet ise, siyasi garazını daha ileri noktalara taşıyan bir gruptur. Önceki halifeleri tanımayan, Hazret-i Ali'nin (ra) ve evlatlarının halife olması gerektiğini savunan, fakat şia-i velayet içerisinde de kendisine yer bulan bir gruptur.

5