Yazar, Türk eğitim sisteminin seküler-materyalist yapısının gençleri sapkınlığa ve bağımlılığa sürüklediğini, çocukların gerçek bayramının ancak İslami değerlerle ve Osmanlı mirası üzerinden yeniden tanımlanmasıyla mümkün olacağını savunuyor. Bu iddiasını, gençlik arasındaki madde bağımlılığı, şiddet vakaları ve sosyal çöküş örnekleriyle destekliyor. Ancak dini eğitim ile modernizm arasında kurulan bu zıtlık, toplumsal uyum ve bilimsel ilerleme hedefleriyle gerçekten çatışmak zorunda mıdır?
Gözümüzün nuru çocuklarımızı, oluşturdukları materyalist maddeci eğitimle, yalanlarla zehirlediler. Tarihine, ecdadına, dinine ve medeniyetine, askerine, polisine ve vatandaşına düşman yetiştirdiler! Saygıyı ve sevgiyi çıkara dönüştürdüler! Kısaca; bin yıl, düşmanlarımızın yapamadığı ihanetleri 10 yılda gerçekleştirdiler!
İttihad-ı İslam'ı ve Ümmet-i Muhammed'i tüm coğrafyada koruma ve kollamayı öncelikli vazife olarak gören Osmanlı ecdadımızın öz vatanlarından zorla kovulmalarından sonra her şeyi olduğu gibi; çocuklarımızın bayramlarını ve sevinçlerini de kursaklarında bıraktılar! Ama dalga geçercesine Çocuklarımıza ve Gençlerimize ihanetlerinin bayramlarını kutlattılar!
Ve kutlamaya da devam ediyorlar!
Ebu Cehiller; kız çocuklarını, Firavun ve Nemrutlar erkek çocuklarını öldürürken; sahipsizlikten erkek ve kız ayırmadan çocuklarımızı kimyasal bombalar altında acımasızca öldüren Siyonist ve emperyalist canavarların yönettiği dünyada çocukların ve gençlerin bayramı mı olur! Çarpık eğitim sistemiyle hem erkek, hem kız çocuklarımızın ruhları, gönülleri ve bedenleri esrar, eroin vs. uyuşturucuyla ve Batı modalarıyla yok edilirken, çocukların ve gençlerin bayramı mı olur! Sahipsiz köpeklerin çocukları parçaladığı bir ülkede çocukların ve gençlerin bayramı mı olur!
Çıkarılan zulüm yasaları ve şuursuz evlilikler yüzünden boşanarak yuvalarını yıkan anne babaların yetim kalan çocuklarının ve gençlerinin bayramı mı olur! Bombaların altında büyüyen ve teröristlerin idam edilemediği bir ortamda yaşayan çocukların ve gençlerin bayramı mı olur!
Okulundaki talebe arkadaşlarını ve çilekeş öğretmenlerini silahla tarayıp katleden, ateist, deist ve materyalist eğitim ve sosyal dijital (deccal) medya bataklığı kurbanı çocuk gangsterlerin ve yaratılış ve yaşayış gayesini unutarak çılgınca eğlenen gençlerin yetiştirildiği bir ülkede çocukların ve gençlerin bayramı mı olur! Kendi öz vatanından uzak, İstiklal Savaşı'nda kovduğumuz ülkelere bir dilim ekmek kazanmak için gidenlerin çan sesi altında büyüyen çocuklarının ve gençlerinin bayramı mı olur! Çocuklara ve annelerine tecavüzcülerin olduğu ve sapıkların idam edilemediği bir ortamda çocukların ve gençlerin bayramı mı olur! Ülkelerinden kaçarken cesetleri sahillere vuran çocukların ve gençlerin bayramı mı olur! Çocuklarımızın ve gençlerimizin gerçek bayramı;
Onları diri diri gömülmekten İslam ile kurtaran Allahımızı ve onlara şefkat, sevgi ve merhamet elini uzatan kulu ve elçisi tek önder Hz. Muhammed (s.a) Efendimizi tanıtmakla ve sevdirmekle başlar!
Kardeşlik, birlik ve dayanışma ruhuyla savaşların ve her çeşit işgalin bitirildiği tüm insanlık coğrafyasında kan gözyaşlarının barış ve sevince dönüştüğü zamanla başlar!
Unutmayalım ki,

18