Dünyadaki stratejik anlayışlar, yeniden şekillenirken..
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz, ABD'nin küresel hegemonyal gücünün çatladığını mı, yoksa Trump'ın stratejik bir oyunun parçası olduğunu mu ortaya koymaktadır?
Yazar, Trump'ın İran politikasının Hürmüz Boğazı gibi stratejik coğrafyaları kontrol altına alma çabasının, aslında petro-dolar sistemini zayıflatan ve ABD imparatorluğunun gücünü sarsan bir sürece işaret ettiğini ileri sürmektedir. Bunu, Çin'in yuan ile İran petrolü alması, İran'ın savaş uçağını düşürmesi ve NATO'nun çöküşü gibi bulgularla desteklemektedir. Ama acaba bu gelişmeler gerçekten bir Amerikan çöküşünün habercisi midir, yoksa sistemin yeniden şekillenmesinin mi göstergesidir?
125 sene öncelerden, yani otomotiv sanayiinin doğum sancılarının giderek daha bir hissedilmeye başlandığı bir zaman diliminden itibaren; petrolün, hem büyük bir nimet ve hem de toplumları savaş ateşinin içine sürükleyecek bir tehlike kaynağı olduğu idraklere yerleşmeye başlamıştı. Bugünlerde Hind Okyanusu ve Umman Denizi'nin İran Körfezi'ne uzandığı Hürmüz Boğazı dünya siyasetinin düğümlendiği ve savaş ateşinin bile tutuşturacak boyutlarda olduğu bir daha ortaya çıktı..
'Bir daha..' diyoruz, çünkü, 1980-88 arasında 8 yıl süren korkunç kanlı 'İran-Irak Savaşı'nın son demlerinde, İran, Hürmüz Boğazı'nı, petrol akışına bir kez daha kapatmış ve böylece, o savaşta kendisine baskı yapmak isteyen petrole muhtaç ülkeleri sıkıştırmak istemiş ve Çin'den aldığı 'silkworm (ipek böceği)' füzelerini Hürmüz Boğazı'nın yamaçlarına Ama, dışarıdan bakıldığında görülmeyecek ve dev petrol tankerlerini vuracak şekilde yerleştirmişti. Ama, o bölgeden petrol almaya mecbur olan ülkeler veya uluslararası şirketler, kendi tankerlerini vuracak olan o füzelerin nasıl etkisiz hale geleceğini de öğrenmişlerdi, Çin'den..
Şimdi o engelleme yöntemleri çok daha geliştirilmiş bulunuyor.
Gerçi, Trump ve emsali liderler, bu petrol tankerlerinin yolunu kesmeye kalkışacak olan odakların ağır bedeller ödeyeceğini belirtiyorlar, ama, başkalarının da başka çareleri yok.. Batı medyasında, ABD Başkanı Trump'ın, İran'a karşı bir savaş başlatmayı bile göze alması sadece "Stratejik bir hata' değil, 'sistematik bir çöküş" olduğu öne sürülse de, onlar paylaşacaklarını kendi aralarında, taa baştan geçmişte olduğu gibi, yine paylaşırlar.
İngiliz dergisi 'New Statesman', son sayısında 'Amerikan Kartalı'nın vurulduğu ve ABD imparatorluğu'nun Donald Trump eliyle nasıl çökertildiğini anlatan farazî bir fotoğrafı kapağına koyması sıradan bir tercih değildi herhalde ve, "Trump'ın İran konusunda, ABD'yi geri dönüşü olmayan bir yola soktuğu' anlatılıyordu. Trump ise, artık, 'Hürmüz bizim elimizde..' diye nutuk bile atıyor. Hattâ, 'İran medeniyetini yok edeceğiz' dedikten birkaç saat sonra 'İran'la anlaştık..' diyen de Trump idi..
*
Evet, Hürmüz Boğazı bir bakıma, İstanbul ve Çanakkale Boğazları misali uluslararası su yolları veya Bâb'ul-Mendeb Boğazı gibi stratejik ve coğrafyalardan.. Bu bakımdan, bu gibi coğrafyalar etrafında uluslararası nice planları ve hesapları da gözetmeden kolay bir siyaset oluşturmak neredeyse imkânsızdır..
*
Hatırlayalım.. '2. Dünya Savaşı'nda 'silahlı tarafsızlık ilkesi'ni açıklamıştı Türkiye.. Yani, 'saldırıya uğrarsam, silah kullanırım..' diyordu.., Ve Çanakkale ve İstanbul boğazlarından savaş gemilerinin geçmesine engel olmak hakkını da kullanıyordu.. Kendisine saldırılmazsa, savaşın dışında kalacaktı ve öyle de olmuştu. Ama, savaşın sonunda Rusya da, Amerika'yla birlikte savaşın kazanan tarafında yer alınca, tablo değişecekti.
Nitekim, 'Stalin Rusyası', 2. Dünya Savaşı'nda Hitler Almanyası'na karşı savaşırken, Türkiye'nin Boğazları iyi kontrol edemediğini ve Boğazlarını kontrolünün Rusya elinde olması gerektiğini belirtince.. İsmet Paşa, bu iddiayı reddetmiş ve gerekirse savaşı bile göze alabileceğini anlatmak için, 'Halkımızın ülkesine karşı vazifesini yerine getirmediği hiç bir örnek yoktur, tarihte..' şeklinde bir cevabî nota göndermiş, yani gerekirse yine savaşırız deyince, mesele daha bir tırmanışa geçecek noktaya doğru giderken, Amerika, devreye girmiş ve Türkiye de Rusya tehdidine karşı, Amerika'ya dayanmak zorunda kalmıştı..
*
Şimdi, dünya, hele de Ortadoğu bölgesi ve çevresi yeni bir buhrana sürükleniyor, bu stratejik açıdan önemli bir noktada bulunuyor..

4