Yürüyen merdivenler

1980'li yıllarda bir bayram sabahıydı. Taze ekmek, simit, çay ve biraz da yosun kokan buğulu bir bayram günü sabahı Babamla camideydik. Biraz dağınık başlasa da sona doğru toparlanan gür tekbir seslerini, babasının omzuna dayanmış uykulu çocukları hatırlıyorum Cemaatten yükselen ve büyük cam avizeye sürünerek billurlaşan bayram sevinci, caminin kubbesinde biriktikten sonra cıvıldayarak tekrar üzerimize serpiliyordu. Namaz bitince camiden dışarı doğru akan cemaatin arasında, ayakkabılarımı havaya kaldırıp yürüdüm. Sabah güneşi, yaşlı söğüt ağacının yaprakları sayısınca bölünüp altın tozu gibi avludaki insanların üzerine dökülüyordu. Eve dönüş yolunda fırına uğradık. Nişanca fırınından aldığımız sıcak ekmeğin çıtır köşesini ağzımda kıtırdatarak babamın gölgesinde eve yürüdüm. Eve varınca hemen kahvaltı sofrasına oturduk. Kahvaltı bitince birkaç bayramlaşma faslından sonra harçlıklarımı sarı-lacivert renkli, bez cüzdanıma yerleştirip fırladım evden. Fatih Kız Lisesinin karşısındaki tezgâhın önünden geçerken bir mantar tabancası alıp, kot montumun iç cebine koydum. Draman'da rahmetli babaannemin oturduğu evin altında kuzenle buluştuk. Ve dar sokaklardan uçar gibi geçerek otobüs durağına vardık. 90 Draman ihtiyar bir adam gibi durakta bekliyordu. Abonman biletleri kutuya atıp arkaya doğru seğirttik. Caddelerde tek tük yürüyen insanlar vardı. Sokakların boş, evlerin kalabalık olduğu saatlerdi. Gerinerek uyanan meydanları, kepenklerin arkasında bayram alışverişi yorgunluğunu atan dükkânları seyrederek son durağa kadar gittik. Eminönü'nde inince koşarak Galata Köprüsünün üzerine çıktık. Oltalar mesaiye başlamıştı ama kovalar henüz boştu. Sabahın o vaktinde saçma bir şekilde plastik bardakta turşu suyu içtik. Plastik çatalla plastik bardağın içinde gezinen lahana turşusunu yakalamaya çalıştığım an dün gibi aklımda. İlginç! Turşu bitince Kadıköy İskelesine yürüdük. Biz jeton alırken bir vapur denizi bembeyaz köpürterek iskeleye yanaştı. "Kapanıyor" bağırışları arasında koşup vapura atladık. Ver elini Haydarpaşa Tren garına çıkan merdivenlere oturup, denize bakarak simit yedik. Dalgakıranın üzerinde tek sıra hâlinde dizilmiş martılar güzel manzaranın altını çizer gibi bembeyaz uzanıyor, kıyıya doğru esen rüzgâr bir kıtadan diğerine yosun kokusuna bulanmış bir İstanbul sabahını taşıyordu. "Banliyö treni üçüncü yoldan hareket etmek üzeredir..." Ağzımızın kenarında susamlar ve elimizde biletlerle üçüncü yola doğru koşturduk ve trene atladık. Yolda çok eğlendik. Tren camının alt kısmındaki "Lütfen dışarı sark ayı" yazısına bakıp kıkırdadık. (Birileri "Lütfen dışarı sarkmayınız" yazısının bazı harflerini kazımış. Geriye