Fıkra gibi tartışma

Trump'ın Alman kökeninin pathos yoksunluğundan sorumlu mu, yoksa bu bir yazarın kültürel klişesine mi takılı?

Salih Tuna
31.03.2026
45
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Aristo'nun retorik kuramından hareketle Trump'ı ve Batı aydınlarını ethos, pathos, logos eksikliğiyle eleştiriyor. Almanların duygusal kopukluğundan Kant'ın katı mantığına, ardından mezhep tartışmalarına sapan Türk aydınlarına kadar bu eksiklikleri örnekliyor. Ancak İtalyan, Polonyalı ve Türk işçilerin hikayesi söyleyen yazar, Türk sorumluluğunu nasıl suçlayan bir tavrın ötesine geçebiliyor?

Malumunuz, Aristo'nun retorik (ikna sanatı) kuramı ethos, pathos ve logos üçlemesine dayanır.
Almanların pathos yoksunu olduğu söylenir; pathos yani duygu.
Bu meyanda, İran'da ilk mektep kız çocuklarını bombalarla paramparça eden ABD Başkanı Trump'ın Alman kökenli olması tesadüf olmasa gerektir.
Dedesi (Friedrich Trump) itibarıyla Bavyeralı ya, bilumum avarel halleri de galiba buradan geliyor.
Prusyalılar tevekkeli "Bavyeralı saatler farklı işler" dememişlerdir.
Gelgelelim...
Trump sadece pathos da değil, ethos ve logos bakımından da özürlüdür.

***

Pathos yoksunluğuna en iyi örnek, yalan söylemeyi her halükârda ahlaksızlık addeden Alman filozof Kant'tır.
Hatta liberal düşüncenin öncü yazarlarından Benjamin Constant ona şu örnekle karşı çıkar: "Kapına bir katil gelse ve evinde sakladığın arkadaşını sorsa, ona yalan söylemen ahlaki bir görevin değil midir"
Kant "Hayır!" diyerek kestirip atar.
Felsefe âlemi Kant'ın bu "esnemez" tutumunu test etmek için mezkûr örneği güncelleyerek, "Kapıyı çalan Gestapo ve içerideki de bir Yahudi ise Kant hâlâ doğruyu mu söylerdi" şekline sokarak tartışır. Kant'a göre cevabın değişmeyeceğinde karar kılınır.
Buyurun size daha güncel ve daha yakıcı bir misal:
Epstein çetesinden kaçıp evinizde saklanan çocukları korumak için yalan söylemeyi mi tercih edersiniz yoksa Kant'ın kuralına uyup "İçeride saklanıyorlar" diyerek yalan söylememeyi mi

***

Logos yani mantık yoksunluğu deyince de aklıma "bizimkiler" gelir. En son arzı endam eden mezhep tartışmaları bu özelliklerini ziyadesiyle ortaya koymuştur.