Risale-i Nur sadece akla hitap etmiyor

Risale-i Nur'un milyonlara yayılması akıl yoluyla mı, yoksa duygusal ve ruhsal bir etki yoluyla mı gerçekleşti?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Risale-i Nur'un ilk yayınlandığında sekiz-on kişiden milyonlara ulaşmasının, mantıksal anlayıştan ziyade kalp ve ruha dokunan manevî tesirinden kaynaklandığını iddia ediyor. Bu iddiayı, insan zihninin sadece akıldan ibaret olmadığını ve tekrarlı okuma yoluyla anlayışın derinleşeceğini söyleyerek savunuyor. Ancak, dini metinlerin yayılması için duygusal etki yeterli midir, yoksa sosyolojik ve tarihsel faktörlerin daha büyük bir rolü var mıdır?

ZÜBEYİR GÜNDÜZALP'İN KONFERANSINDAN:

(Dünden devam)

Risale-i Nur mevzuunu büyük bir alâka ile takip eden uyanık arkadaşlarım!

Kur'ân-ı Kerîm'in manası bilinmese de, okunduğu ve dinlendiği zaman ruhlarda nasıl ki manevî ve derûnî bir tesir husule gelir. Zira kelâm, Allah kelâmıdır. Bu Kelâmullahtaki ve İslâmiyetteki mananın kudsiyetidir ki; Türkler İslâmiyetle cihangir oldular, kıt'alar, beldeler fethettiler. Bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapmaktadırlar. Aynen öyle de, Kur'ân'ın bu asırda yüksek bir tefsiri olan Risale-i Nur'daki bazı bahisleri başlangıçta tamamen anlayamazsanız da onun manevî tesiri ve manevî feyzi, ruh ve kalbinize nüfuz eder; mana âleminizi istila eder, kat'iyen istifadesiz kalmazsınız. Ve kalmıyoruz. Hem insan yalnız akıldan ibaret değildir; kalp, ruh, sır ve vicdan gibi manevî latîfe ve cihazata da mâliktir. Aklınız her bir mesele-i imaniyeyi birinci okuyuşta hakkıyla kavrayamasa da, kalp ve ruh ondan hissesini alır. Risale-i Nur'un bu manevî tesiridir ki, Risale-i Nur'un ilk te'lifi zamanında sekiz-on Nur Talebesi varken, şimdi milyonlar olmuştur; dünya fikir cereyanları içinde en kuvvetli bir iman cereyanı olarak Anadolu'yu istila etmiş. Avrupa, Amerika, Asya kıt'alarına kadar varlığını ve kuvvetini kabul ettirmiş, din düşmanlarını dehşete düşürerek mağlubiyete düçar etmiş, iman ve İslâmiyete hayat ve hareket vermiş, nesl-i cedidi ihtizaza getirmiş ve kahraman ve cengâver fıtratları inkişaf ettirerek cihad-ı İslâmiye meydanlarında her şeyini iman uğrunda feda ettirecek derecede koşturmuştur ve koşturmaktadır. Nihayet dünyanın ve âlem-i İslâmın fevkalâde takdir ve hayranlığına mazhar olmuş ve olmaktadır.