Metin, Risale-i Nur'un gençleri ilmiyle amel eden müminlere dönüştürdüğünü ve onları karamsarlıktan iyimserliğe, tembellikten cevvallığa götürdüğünü savunur. Bu dönüşümü, yazarak metin öğrenme pratiğinin manevî kazançlarla birleştirilmesine bağlar. Ancak, bu kadar kapsamlı bir dönüşümün sadece metinsel ilim ve yazı pratiğiyle sağlanabilir mi?
ZÜBEYİR GÜNDÜZALP'İN KONFERANSINDAN:
Gayretli arkadaşlarım! O kadar değerli, o kadar kıymettar bir eser külliyatını bir an evvel okumak ve onlardan her gün imanî ve İslâmî gıdalarınızı almak için bütün himmet ve varlığınızla çalışacağınızdan eminim; böyle olmanızı temenni ediyorum. Zira gençlik gidiyor... Ömür geçiyor... Zamanlar geri gelmiyor.
Evet biz ne muallimlerimizden bir medet ve ne de peder ve vâlidelerimizden bir teşvik beklemiyoruz ve beklemeyiz. Biz ancak Allah'ın inayetiyle kendi kendimizi yetiştirmek zaruret ve sebatındayız. İnşaallah devam ve sadakatle çalışarak mutlaka yükseleceğiz. Tâ iman ve İslâmiyet merâtibinin zirvesine ulaşacağız. Kalbimizi nur-u Kur'ân'la, kafamızı ilm-i imanla aydınlatacağız. Kalp ve aklımızı çalıştıracağız. Allah'ın has ve hâlis, fakat mücahid bir kulu, Resulullah'ın ihlaslı, fedakâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.
Risale-i Nur'dan eskimez yazı öğrenmeye gelince:
Kur'ân yazısıyla olan Nur Risalelerini yazmaktaki kazancımız çok büyüktür. Eskimez yazıyı kısa bir zamanda öğreniyoruz. Hem yazarken malûmat elde ediyoruz, hem Risale-i Nur eczalarını çoğaltmakla imana ve Kur'âna hizmet edildiği için pek büyük manevî kazançlar elde ediyoruz, hem yazılarak edinilen bilgi hâfızaya daha esaslı yerleşiyor. Bunun için şimdiye kadar binlerce genç, Risale-i Nur'u yazarak Kur'ân yazısını öğrenmiş ve öğrenmektedir.
Kıymetli kardeşlerim! Risale-i Nur'un birçok meziyet ve hususiyetlerinden birkaçını daha sizlere nakledeceğim: Risale-i Nur'daki hârikulâde ilmî kuvvet, taklidî imanı, tahkikî imana çeviriyor; insanı salabetli ve kuvvetli bir Müslüman, ilmiyle amel eden bir mü'min-i kâmil olmaya doğru götürüyor. Menhus, pis zevklerden nefret ettirip vazgeçiriyor. En ulvî ve en temiz, ebedî ve sermedî zevk ve hazlar verecek hareketlere sevk ediyor. İnsana hayatı sevdiriyor. Bedbînlikten kurtarıp imanlı bir nîkbînlik veriyor. Uyuşuk ve tenbelleri cevval yapıyor; ruhî bir cevelan insanın iç âleminde hükümferma oluyor. Orta halli değil, en ileri ve en yüksek bir insan olmak hevesini uyandırıyor. Gurur ve kibir gibi kötü ahlâkları kaldırıyor. İnsanı tevazu, mahviyet ve vakar gibi faziletlerle değerlendiriyor. Hasım tarafları barıştırıyor. Fenalığa fenalıkla değil, iyilikle mukabele etmek dersini veriyor. Siz gibi temiz ve terbiyeli gençleri, fena bir muhitin fena görenekleriyle ahlâksız hale düşmek felâketinden muhafaza ediyor.

5