Kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâvet...

Kur'ân'ın Ye'cüc-Me'cüc haber verişini komünizm ve anarşizme bağlamak: tarihî yorum mu, yoksa ideolojik çerçeve zorlama mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Kur'ân'daki Ye'cüc ve Me'cüc hadisesini tarihi kabileler olarak yorumlayarak, bu grupların modern dönemde komünizm ve anarşizmin taşıyıcıları haline geldiğini ileri sürer. Bu iddiasını, ahlakî değerlerinin yok edilmesinin insanları "gaddar canavarlar"a dönüştüreceği tezine dayandırır. Ancak antik metinleri çağdaş ideolojilere mahkûm etmek, farklı dönem ve bağlamları tutarlı bir okuma ile birbiriyle ilişkilendirebilir mi?

On Beşinci Mesele

Ye'cüc ve Me'cüc hâdisatının icmali Kur'ân'da olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilâtı var. Ve o tafsilât ise, Kur'ân'ın muhkematından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece müteşabih sayılır. Onlar tevil isterler. Belki râvîlerin içtihadları karışmasıyla, tabir isterler.

Evet, "Lâ ya'lemü'l-gaybe illallah" [Gaybı Allah'tan başka kimse bilemez.] bunun bir tevili şudur ki: Kur'ân'ın lisan-ı semavîsinde "Ye'cüc" ve "Me'cüc" namı verilen Mançur ve Moğol kabileleri, eski zamanda in-i Maçin'den bir kısım başka kabileleri beraber alarak kaç defa Asya ve Avrupa'yı herc ü merc ettikleri gibi, gelecek zamanlarda dahi dünyayı zîr ü zeber edeceklerine işaret ve kinayedir. Hatta şimdi de komünistlik içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır.

Evet, İhtilâl-i Fransevîde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşılamasıyla sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip ettiğinden, aşıladığı fikir, bilahare Bolşevikliğe inkılâb etti. Ve Bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan, elbette, ektikleri tohumlar hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsulünü verecek. ünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir; daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şerâite muvafık insanlar ise, in-i Maçin'de kırk günlük bir mesafede yapılan ve acaib-i seb'a-i âlemden birisi bulunan Sedd-i inînin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur'ân'ın mücmel haberini tefsir eden Zat-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâm) mu'cizâne ve muhakkikane haber vermiş.