Her gün Kur'ân hakikatlarinden gıdamızı almaya muhtacız

Risale-i Nur'a bağlanmak dünyadan kopuş mu, yoksa dünyada daha başarılı olmak için manevi güç almak mıdır?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, gençlerin Risale-i Nur'a bağlanmasının onları dünyadan uzaklaştırmadığını, aksine iş, ders ve görevlerinde daha başarılı olmalarını sağladığını savunuyor. Yazar, manevi gıdaya ihtiyacın ekmek kadar doğal olduğunu vurgulamakta ve böylelikle iman çalışmasının verimli bir hayatın anahtarı olduğunu iddia ediyor. Ancak bu düşüncede, dünyevi başarıyla manevi arayış arasında gerçekten bir çatışma yoksa, neden başta bir savunma gereksinimi hissedilmektedir?

ZÜBEYİR GÜNDÜZALP'İN KONFERANSINDAN:m

Kıymetli kardeşlerim! Risale-i Nur'un yüksek değerini anlamakta veya onu işitip tanımakta biraz gecikmiş olan gençler içleri sızlaya sızlaya şöyle demektedirler: "Şu geç uyanan kıymettar gençliğimi fâni, geçici şeylerle zayi etmeyeceğim. Ancak ve ancak Kur'ân'a ve imana hizmet uğrunda, sevgili Allah'ım ve sevgili Peygamber'imin emirlerine itaat yolundaki hizmetlere vakfedeceğim. Ancak böylelikle, bu muvakkat gençliğimde bâkî bir gençliği elde etmiş olacağım."

Risale-i Nur'a bu kadar bağlanıldığını görünce, dünyadan alâkamızın kesildiği zannına varılmasın. Bilakis bu cihet, şu hatt-ı hareketimizle tebarüz eder: Mücerred isek işlerimizi, talebe isek derslerimizi, memur isek vazifemizi, tüccar isek ticaretimizi yapıyoruz. Dünyevî meşgalemiz ne kadar fazla bulunursa bulunsun, ders ve imtihanlarımız ne derece sıkı olursa olsun Risale-i Nur'a çalışmaya ve hizmete yine vakit buluyoruz ve bulabiliriz; zaman ayırıyoruz ve ayırabiliriz. Zira nasıl ki her gün ekmek, su ve havaya ihtiyaç var. Aynen öyle de, bunlardan daha fazla olarak, her gün Kur'ân ve iman hakikatlarinden manevî gıdalarımızı almaya muhtacız.

Evet Risale-i Nur'la olan iştigalimiz, iş ve derslerimizdeki muvaffakiyeti kat kat artırarak bize kuvvet ve heves veriyor. Bizde, dünyaya din için çalışmak fikrini uyandırıyor. Bize vaktin kıymetini idrak ettiriyor; takvim yapraklarının geri dönmeyeceğini kalp ve aklımıza tesirli bir surette ihtar ederek, ömür sermayesi olan zamanımızı kıymetlendirmek şevk ve azmini veriyor. alışma saatlerinde şurada burada boşu boşuna veya lüzumlu zannına kapıldığımız ve fakat bizce faidesiz şeylerle vakitlerimizi öldürmekten bizi kurtarıyor. Hatta istirahat zamanlarında dahi iman hakikatlarine çalışma sevgisini husule getirerek, rahmet-i İlâhînin hareket içine dercettiği faaliyet zevkini tattırıyor; böylece fâni bir ömürde bâkî bir hayatı kazanmanın yolunda yürütüyor.