İş sözleşmesinin işçi veya işveren tarafından haklı nedenle feshi, taraflara tanınmış en ağır yaptırımlardan biridir. Nitekim haklı nedenle fesihte taraflar, ihbar süresine uymaksızın ve çoğu durumda tazminat yükümlülüğü gündeme gelmeden, iş sözleşmesini derhal ve haklı nedenle feshedebilmektedirler. Bu yönüyle haklı fesih hakkının keyfi ve sınırsız şekilde kullanılmasının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle İş Hukuku mevzuatında haklı nedenle fesih hakkının kullanımı belirli sürelerle sınırlandırılmış olup hak düşürücü süreye tabidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nda "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık" hallerine dayanılarak yapılacak fesihlerde, tarafların bu hakkı ne kadar süre içinde kullanabilecekleri açıkça düzenlenmiştir. Uygulamada sıklıkla gözden kaçan bu süreler, fesih hakkının kaybedilmesine yol açabilmekte ve yapılan fesihlerin haksız sayılması sonucunu doğurabilmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 24'üncü maddesinde işçiye tanınan haklı nedenle fesih hakkı; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri ile zorlayıcı sebepler olmak üzere üç başlık altında düzenlenmektedir.
Bu kapsamda özellikle ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar, işçi açısından iş sözleşmesinin derhal sona erdirilmesini mümkün kılan önemli bir fesih sebebidir. İşverenin işçiye karşı doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayan davranışlarda bulunması, ücretin ödenmemesi veya çalışma koşullarının dürüstlük kuralına aykırı şekilde uygulanması gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan İş Kanunu'nun 25'inci maddesi ile işverene de benzer şekilde haklı nedenle fesih yetkisi tanınmıştır. İşveren; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri, zorlayıcı sebepler ile işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması nedeniyle devamsızlığın ihbar süresini aşması hallerinde iş sözleşmesini derhal feshedebilmektedir.
Özellikle işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları, işverene zarar vermesi, güven ilişkisini zedelemesi gibi durumlar uygulamada en sık karşılaşılan fesih sebepleri arasında yer almaktadır.
İş Kanunu'nun 26'ncı maddesi uyarınca, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerde derhal fesih hakkının kullanılması belirli süreler ile sınırlandırılmıştır. Buna göre işçi veya işveren, bu tür bir davranışı öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü içinde fesih hakkını kullanmak zorundadır. Bu süre, olayın öğrenildiği günden itibaren işlemeye başlamakta olup, sürenin geçirilmesi halinde haklı fesih imkânı ortadan kalkmaktadır.
Hak düşürücü süre, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 ve 25'inci maddelerinde düzenlenen tüm fesih halleri için değil, yalnızca "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" kapsamında yer alan 24/II ve 25/II bentleri için geçerlidir. Buna karşılık sağlık sebepleri ve zorlayıcı sebeplere dayanan fesihlerde hak düşürücü süre uygulanmamaktadır.
"Derhal fesih hakkını kullanma süresi" başlıklı 26'ncı madde ise aşağıdaki gibidir:
"24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır."

19