Türk'ün kaçtığı yere yabancı mı gelecek

Zarar eden ihracatçıya vergi indirimi vermek, kaçan yerli sermayeyi geri getirebilir mi yoksa yabancı yatırımcı da aynı kapıdan çıkmaya mı hazırlanıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, hükümetin teşvik paketlerini eleştirerek gerçek sorunun vergi değil, kur-maliyet dengesizliği olduğunu iddia ediyor. Zarar eden şirketlere vergi indirimi sunmanın, yerli sanayicilerin kaçtığı ortamdan yabancı yatırımcı beklemenin ve fiyat istikrarı olmadan açıklanan paketlerin çözüm olamayacağını savunuyor. Peki, sermaye güvenini sağlamak için vergi ve teşvik dışında başka hangi politika araçları etkili olabilir?

Ekonomi yönetimi yine bir teşvik paketiyle çıktı karşımıza. Kağıt üzerinde her şey pırıl pırıl: İhracatçıya vergi indirimi, yabancı yatırımcıya cazip avantajlar... İlk bakışta "ne güzel" dedirtiyor ama mesele tam da burada düğümleniyor. Bu teşvikler gerçekten yangını söndürmek için mi, yoksa dumanı saklamak için mi

Bugün Türkiye'de ihracatçının uykusunu kaçıran şey vergi dilimleri değil; maliyet ile kur arasındaki o amansız dengesizlik. Gelin, bir hesap yapalım. Yılbaşında bir ihracatçımız yurtdışına 1 eurodan mal satmak için el sıkışıyor. O günkü maliyeti 0,50 euro. Arada %50 brüt marj var gibi görünüyor; işçilik, enerji, finansman derken cebine %20 kâr kalacağını umuyor.

Ancak hayatın ve ekonominin gerçekleri o masadaki hesapla uyuşmuyor. Sözleşmeler uzun vadeli, fiyatı kafanıza göre artıramazsınız. Bir yanda Türkiye'de enflasyonla şahlanan üretim maliyetleri, özellikle de bel büken işçilik ve SGK yükleri var; diğer yanda ise enflasyonun çok gerisinde kalan bir döviz kuru.

İşte o an matematik devreye giriyor ve yüzler asılıyor. 0,50 euro olan maliyet, zamanla 0,80'e, hatta 1 euroya dayanıyor. Satış fiyatı hala 1 euro! Kâr eriyip bitmiş, yerini zarara bırakmış. İhracatçı "ben oynamıyorum" da diyemiyor, çünkü küresel pazarda bir kez güven kaybetmek, o siparişten zarar etmekten çok daha ağır bir bedel.

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım: Zarar eden bir şirkete "gel sana vergi indirimi yapayım" demek ne kadar mantıklı Vergi ödemesi için önce kâr etmesi lazım. Olmayan kârın vergisi de olmaz, indirimi de. Dolayısıyla bu destekler ne yazık ki hastalığı değil, sadece semptomları hedef alan bir pansumandan öteye gidemiyor.

İşin daha da düşündürücü bir boyutu var: Yabancı yatırımcıya sunulan kırmızı halılar. Sermaye çekmek elbette her ülkenin hayali. Fakat ortada devasa bir çelişki duruyor. Bizim yerli sanayicimiz üretimden el çekiyor, kapasite düşürüyor, hatta fabrikasını alıp başka ülkelere gidiyor. Biz ise aynı anda yabancıya "gel bak burası çok avantajlı" diyoruz.

Yabancı yatırımcı rasyoneldir, duygularıyla değil rakamlarla hareket eder. İlk soracağı soru da şudur: "Senin kendi evladın, kendi sanayicin bu ortamdan kaçıyorsa, ben niye geleyim"