Yazı, İsmet Özel'in düşüncesinde atın Türk kimliği, özgürlüğü ve direnç ruhunun sembolü olduğunu savunuyor. Özel'e göre 1947-48'deki at katliamları stratejik bir tasfiye idi ve atlar insanı yetiştirir; bu nedenle atlardan mahrum edilmek toplumun dilenci durumuna düşmesine sebep olmuştur. Ancak yazının kendi mantığında, dilinin geri alınması atın geri alınmasından önce geliyorsa, bu iki değerin hiyerarşisini sorgulamaya değer değil mi?
Önce Yazımızı, Sonra Atlarımızı Geri Alacağız!
İsmet Özel'in düşüncesinde at; yalnızca bir hayvan değil, Türk milletinin hürriyetini, asaletini ve direnç ruhunu temsil eden tarihî bir pusuladır. Atlarımızı geri alma çağrısı; dilimizden ekonomimize, vatan sevgimizden ruhî tekâmülümüze kadar kaybolan kimliğimizi yeniden kazanma ve medeniyetimizi ihya etme davasıdır.
Türk düşünce hayatının müstesna isimlerinden İsmet Özel, atı yalnızca bir hayvan değil, Türk kültürünün, özgürlüğün, asaletin ve hakiki insan duruşunun sembolü olarak tanımlıyor. "Atlarımızı geri alacağız" vurgusuyla dikkat çeken Özel, Türklerin atlarından koparılmasının tarihî ve stratejik bir kırılma olduğunu savunuyor. İsmet Özel'in düşünce dünyasında ve şiirlerinde at, sadece bir hayvan değil; özgürlüğün, asaletin ve hakiki insan duruşunun sembolü olarak yer alıyor. Özel, atı doğrudan "yetiştirilen hayvan" olarak değil, insanı eğiten, ona ruhi meziyetler kazandıran bir varlık olarak tarif ediyor.
ATLAR İNSANLARI YETİŞTİRİR
İsmet Özel'de at sevgisi romantik hayranlık değil, güçlü devlet güçlü ordu tasavvurunun temel unsuru olarak öne çıkıyor. "Atlar insanları yetiştirir" ifadesiyle, insanla at arasındaki münasebetin insan ruhunu üstün bir seviyeye taşıdığını dile getiren Özel, bu ilişkinin ahlakî ve tarihî bir derinlik taşıdığını savunuyor; "İnsanlar at yetiştirir diyorlar; hayır, atlar insanları yetiştirir. İnsanlar atlarla kurdukları münasebet dolayısıyla daha üstün bir ruhi meziyet sahibi olurlar..."
ALLAH BİZE AT YETİŞTİRMEYİ EMREDİYOR
Bu yaklaşım, Özel'in atı yalnız tarihsel unsur değil, insan karakterini inşa eden irfan kaynağı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Türklerin atlarından mahrum edilerek "dilenci durumuna" düşürüldüğünü ifade eden Özel, atı Türk milletinin aktif, dinamik ve çevreci iktisadının ayrılmaz parçası olarak konumlandırıyor. At, Özel'in inşasını savunduğu Batı karşısındaki direncin de sembolü olarak dikkat çekiyor. Şiirlerinde atlara ve uzaklara duyulan özlem ise şehir hayatının monotonluğuna, yozlaşmasına karşı özgürlük arayışı olarak öne çıkıyor.
ÖNCE YAZIMIZI GERİ ALACAĞIZ, SONRA ATLARIMIZI
İsmet Özel, devlet meselesini yalnız at üzerinden değil, dil ve vatan fikriyle de birlikte ele alıyor: "Şimdi biz dünyaları alsak bile vermeyeceğimiz cennet vatanın stratejik ve taktik yolunu keşfettik mi Evet, keşfettik. Çünkü diyoruz ki yazımızı geri alacağız. Wilhelm von Humboldt söylemiş bunu: 'Hakiki vatan hususen lisandır.' Yani biz önce yazımızı geri alacağız, sonra atlarımızı geri alacağız ve sonra bütün dünyada yaşanabilecek en iyi yerin Türkeli olduğunu göstereceğiz." Özel, bu yaklaşımıyla dil, vatan ve at arasında doğrudan bir kültür bağı kuruyor.
TOPRAKLARIMIZDA AT KATLİAMI YAPILDI
İsmet Özel'in dikkat çeken değerlendirmelerinden biri de Türkiye'de geçmişte yaşanan at itlaflarıyla ilgili ifadeleri oldu. Özel, 1947-48 yıllarında yapılan katliamların stratejik gerekçeler taşıdığını ileri sürerek şu değerlendirmeyi yapıyor: "Bizim topraklarımızda at katliamı yapıldı. Çünkü Türkleri atlarından mahrum ederek ancak dilenci durumuna sokabilirdiniz." İkinci Dünya Savaşı'nda atlı birliklerin etkinliğine dikkat çeken Özel, motorize birliklerden daha etkili neticeler alınmasının bu tasfiyelerin arka planını oluşturduğunu savunuyor: "Türklerle kapıştığımız zaman bunlar atlarını devreye sokarlarsa bizi darmadağın ederler diye düşündüler ve atlarımızı öldürdüler. Atlarımızı öldürdüler ama biz atlarımızdan vazgeçmedik." Özel, 27 Mayıs Darbesi sonrasında da bu tasfiyenin devam ettiğini belirterek, "27 Mayıs 1960 sabahı Kur'an Devletimizi lağvettikleri zaman baktılar ki bunlar gene at edinmiş, o zaman da temizlediler" diyor.

18