Recep Garip

Recep Garip

Yeni Birlik
Yaşam 59 yazı 0 takipçi

Okuma mecburiyeti

Aslında okumak dediğimiz şey, sadece harflerden bir köprü kurup karşıya geçmek değildir. Kitapları zihin oyunlarına malzeme yapmak, birkaç alıntı ezberleyerek entelektüel gösterilerin vitrini hâline gelmek hiç değildir. Bugün etrafımıza baktığımızda herkesin elinde bir kitap, telefonunda sayısız metinler ve zihninde binlerce bilgi kırıntısı var. Dü

Kur'an'ı tefekkür

Her şey insana emanettir. Hayat, beden, akıl, gönül, aile, çocuklar, sahip olduğumuz imkânlar, bize verilen zaman ve insanlarla kurduğumuz ilişkiler... Hepsi birer emanettir. Güzel ahlak sahibi olmak, edebi ve ölçüyü gözetmek, doğru sözlü, güzel huylu, yardımsever, tatlı dilli ve güler yüzlü davranmak da bu emanetin parçalarıdır. İnsan kendisine ve

Sessizlik

Kelimeler, kimi zaman kırık dökük, kimi zaman paramparça ve kimi zaman yarım yamalaktır. Öyle anlar vardır ki kelimeler dizim dizim dizilir, cümleler tıkır tıkır işler, zincirleme sürüp gider. Kelimelerin yazandan kaçtığı ve erken davrandığı zamanlarda en iyisi yazmamak, konuşmamak, kendi kuytu köşende bir başına kalmaktır. Bazı zamanlarda sükût ge

Hakikat kapısı

Her insan bir kitaptır. Ancak bazı insanlar bir kütüphanenin, bir milletin, bin yıllık bir hafızanın kitabıdır. Mesele onu idrak edebilmekte ve o müphemliği okuyabilmektir. İnsan, kendi gizemini çözmeye çalışırken aslında içinde uyuyan o kadim dili uyandırır. İnsan eğer küçük bir âlemse, bu âlemin bütün bilinmezliğini, gizemini ve tılsımını ruhunda

Duruş

Durma ile duruş sahibi olma arasındaki ince ve derin bağ, insanın varoluş serüvenine açılan gizli bir kapıdır. Aynı kökten doğan bu iki kelime, zamanla farklı anlam katmanları kazanarak bize şu hakikati fısıldar: her duran, bir duruş sahibi değildir, fakat her gerçek duruş, gerektiğinde durabilme iradesini içinde taşır. Bu yüzden duruş, sadece bir

Git ve gel

Bir ulu şehre varmak; dürülüp toparlanmak, elenip kalburda kalmak, yunup arınmak kadar kolay olmasa gerektir. Şehirlerin böyle bir yönü vardır; görünmeyen bir terbiyenin, sessiz bir imtihanın mekânı gibidirler. Gidersiniz; gidişiniz sizin elinizdedir, karar sizindir. Lakin o şehre vardığınız andan itibaren artık yalnız değilsinizdir. O şehrin iklim

Bela/Evet

"Yaptığın ve üstünden geçtiğin köprüleri yıkma. Gün gelir, geri dönmek için onlara muhtaç olabilirsin." — İmam-ı Şafi (Rahimehullah)İnsan, eşyaya hükmetmeyi öğrenince koruma ve kollama yetisini de eline geçirdi. Güç ve yönetmenin vücutta değil, akılda olduğunu kavradı. Varoluşunu birbirinden alan, birbirinin ihtiyaçlarını karşılayan erkek ve kadın,

Tefekküre açılan kapı

Güneş dürüldüğü an, gökyüzünün haritası değişir; yıldızlar dökülür, dağlar yürütülür. Bu tasvirler yalnızca kozmosun kırılıp çözüldüğü sahneler değildir. Bizim iç dünyamızın da, idrakimizin sınırlarının da tek tek sınandığı anlar olarak karşımıza çıkar. Tekvir Suresi'nin çağrısı, bizi dış dünyadan iç dünyamıza doğru, sessiz ve kararlı bir yolculuğa

Bir avuç ateş

Vahiy; akılla anlamayı, anlaşılmayı, idrak edip ona göre planlar yapmayı; kurallarına uygun yaşamayı ve adaletle hükmetmeyi ister. Âdem ile Havva'nın insanlığın atası olması da bu hakikatin bir tezahürüdür. Semavî dinler; Âdem'den Nuh'a, Süleyman'dan Davud'a, İbrahim'den Musa'ya, İsa'dan Muhammed'e (salât ve selâm hepsinin üzerine olsun) kadar uzan

Fetih yolcuları – IV HUDEYBİYE: GÖRÜNMEYEN FETİH

İnsan tarihi çoğu zaman eksik okur. Çünkü gözü, hakikatin tamamına değil yalnızca görünen yüzüne alışmıştır. Oysa hakikat, çoğu zaman görünende değil, onun içinde ve ardında saklıdır. İşte bu yüzden bazı anlar vardır ki, zahirde bir duruş, hatta bir geri çekilme gibi görünebilir. Bu geri çekilme topluluğa, cihat edenlere ağır gelebilir. Fakat gözük

Fetih yolcuları - III

Tarih bazen bir kitap gibi açılmaz; bir aynaya dönüşür ve insan o aynaya baktığında yalnızca geçmişi değil, kendi iç yüzünü de görür. İşte fetih dediğimiz hakikat, bu aynanın iki yüzünde birden parlayan derin bir sırdır; bir tarafında atların nal sesleri, sancakların gölgesi, orduların yürüyüşü vardır, diğer tarafında ise insanın kendi kalbine doğr

Fetih yolcuları – II

İnsanlık tarihi aslında bir yürüyüşün adıdır; fakat bu yürüyüş ne düz bir çizgidir ne de tek bir istikamete açılır. İçinde inişler vardır, çıkışlar vardır; aydınlıkla karanlığın birbirine değdiği eşikler, hak ile bâtılın birbirine temas ettiği derin kırılmalar vardır. Bu yüzden tarih sadece geçmişin anlatısı değil, insanın iç dünyasında hâlâ devam