Recep Garip

Recep Garip

Yeni Birlik
Yaşam 52 yazı 0 takipçi

Tefekküre açılan kapı

Güneş dürüldüğü an, gökyüzünün haritası değişir; yıldızlar dökülür, dağlar yürütülür. Bu tasvirler yalnızca kozmosun kırılıp çözüldüğü sahneler değildir. Bizim iç dünyamızın da, idrakimizin sınırlarının da tek tek sınandığı anlar olarak karşımıza çıkar. Tekvir Suresi'nin çağrısı, bizi dış dünyadan iç dünyamıza doğru, sessiz ve kararlı bir yolculuğa

Bir avuç ateş

Vahiy; akılla anlamayı, anlaşılmayı, idrak edip ona göre planlar yapmayı; kurallarına uygun yaşamayı ve adaletle hükmetmeyi ister. Âdem ile Havva'nın insanlığın atası olması da bu hakikatin bir tezahürüdür. Semavî dinler; Âdem'den Nuh'a, Süleyman'dan Davud'a, İbrahim'den Musa'ya, İsa'dan Muhammed'e (salât ve selâm hepsinin üzerine olsun) kadar uzan

Fetih yolcuları – IV HUDEYBİYE: GÖRÜNMEYEN FETİH

İnsan tarihi çoğu zaman eksik okur. Çünkü gözü, hakikatin tamamına değil yalnızca görünen yüzüne alışmıştır. Oysa hakikat, çoğu zaman görünende değil, onun içinde ve ardında saklıdır. İşte bu yüzden bazı anlar vardır ki, zahirde bir duruş, hatta bir geri çekilme gibi görünebilir. Bu geri çekilme topluluğa, cihat edenlere ağır gelebilir. Fakat gözük

Fetih yolcuları - III

Tarih bazen bir kitap gibi açılmaz; bir aynaya dönüşür ve insan o aynaya baktığında yalnızca geçmişi değil, kendi iç yüzünü de görür. İşte fetih dediğimiz hakikat, bu aynanın iki yüzünde birden parlayan derin bir sırdır; bir tarafında atların nal sesleri, sancakların gölgesi, orduların yürüyüşü vardır, diğer tarafında ise insanın kendi kalbine doğr

Fetih yolcuları – II

İnsanlık tarihi aslında bir yürüyüşün adıdır; fakat bu yürüyüş ne düz bir çizgidir ne de tek bir istikamete açılır. İçinde inişler vardır, çıkışlar vardır; aydınlıkla karanlığın birbirine değdiği eşikler, hak ile bâtılın birbirine temas ettiği derin kırılmalar vardır. Bu yüzden tarih sadece geçmişin anlatısı değil, insanın iç dünyasında hâlâ devam

Fetih yolcuları - ı

Tarih çoğu zaman olayların ardı ardına sıralandığı bir anlatı gibi görülür. Hakikatte tarih, insanın kendisiyle verdiği mücadelenin dışa vurmuş hâlidir. Çünkü yeryüzünde yaşanan her büyük kırılma, önce insanın içinde başlar. Her yükseliş, kalpte doğar ve her çöküş, vicdanda başlar. Bu yüzden hak ile bâtıl arasındaki mücadele, yalnızca meydanlarda a

Fethi anlamak

Binlerce selam ve salât ile Rasulüllah Efendimize, ehl-i beytine, ashabına ve onun yolundan yürümüş müminler topluluğunun üzerine olsun. Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmed Han Hazretlerine ve ordusuna selam olsun. Rahmetle yâd edip şükran duymak boynumuzun borcudur. Bir çağı kapatıp yeni bir çağ açarak İslam medeniyetin

Fetih

Müslüman-mümin olmanın bir gereğidir kıyam halinde olmak. Kıyam; her an tetikte, her an uyanık ve her an dimdik ayakta olmak demektir. İnanmış olmak ise; ilkeli, vefalı, adaletli olmakla, hakka riayet etmekle, erdemli, vasıflı, şuurlu olmakla, ilim, irfan ve hikmet sahibi olmakla, dürüst, çalışkan, ahlaklı, dosdoğru olmakla, riyasız, gösterişten uz

Hakikat

İnsan, başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü fazlasıyla önemser. Oysa çoğu zaman ihmal ettiği daha derin bir mesele vardır: Kendisinin kendine ne söylediğidir. Çünkü insanın asıl yüzü, kalabalıkların ona biçtiği kimlikte değil, kendi iç dünyasında kurduğu cümlelerde, hallerde ve davranışlarda saklıdır.Dışarıdan gelen her söz geçicidir. Sözle

Modern yalnızlık

Kirvelik, sağdıçlık, ahiretlik gibi geleneksel kavramlar modern yalnızlığın panzehriyse, bu bağları koparan çağda toplum hafızasını korumak mümkün mü?

Söz

Söz ve eylem arasındaki uyum, insan onurunu koruma meselesi değil mi? Yoksa kusursuz duruşu korkaklık sayıp çelişkiyi meşru kıl­abilir miyiz?

Ayna

Zahirle batın arasındaki uçurum ne kadar genişse, insanın gerçek kalibresi o kadar açık hâle gelir; peki, süslü sözlerle gizlenebilen bir sahtelik sonunda kendini ele vermiyor mu?