Recep Garip

Yeni Birlik

Tevhidi düşünce

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ile İstanbul Medeniyet Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen "Sanattan Tevhide Çalıştayı", Ya da "Tevhitten Sanata Çalıştayı" 29 Kasım 2025 tarihinde İstanbul'daki Rami Kütüphanesi'nde yapıldı. Çalıştayda yer aldığımı, yoğun ilgi ve tebliğ niteliğindeki çalışmalardan faydalandığımı belirtmeliyim. Çok sayıda akademisyen, u

Değişim ahengi

​Havalar değişti. Takvimler Kasım sonunu gösterirken, mevsimin çırılçıplak bıraktığı kavak ağaçları, doğanın o kaçınılmaz ritmini yüzümüze vuruyor. Elbette, daha önceki dönemlerde de sık sık hava değişimleri olurdu; Bu, varoluşun ta kendisidir. Hayatın bütünündeki her şey, tıpkı bir deniz dalgası gibi, inişli çıkışlı bir seyre tabidir. Bir sokağa g

Uhud mektebi

Tarihin akışında ilim, irfan ve hikmet yuvası olan medreseler, zamanla dönüşmüş, önce mekteplere, sonra da çağın gereği olan okullara evrilmiştir. Bu değişimler hayatın tamamında görüldüğü gibi kurumlarında da şüphesiz medeniyet yolculuğumuzun kaçınılmaz duraklarıdır. Ancak, meselemiz bu isim ve bina değişikliğinden çok daha derindir; "mektep" mefh

Uhud'un gölgesi

Uhud Gazvesi, Hicret'in üçüncü yılında (M. 625) vuku bulan, İslam tarihindeki en kritik dönüm noktalarından biridir. Bu savaş, sadece Medine yakınlarındaki bir tepede gerçekleşen kanlı bir çatışma değil; Müslüman ümmetine sebatın, itaatin ve nefis mücadelesinin ebedî dersini veren, manevi gölgesi kıyamete dek sürecek olan bir imtihanın adıdır. Bu n

Uhud'u tefekkür

Uhud, kılıç seslerinin sustuğu yerde, kalplerin sesini dinlememiz için tarihe kazınmış bir derstir. Mesele sadece bir savaşın sonucu değil; bir emre itaat imtihanının ebedi yankısıdır. O okçular tepesi, zamanın ötesine taşınarak, her müminin kendi hayatında kurduğu bir "nöbet noktası" haline gelmiştir. Şimdi, bu tepeye çıkıp, oradan görünen manzara

Uhud'un sessizliği

Tarihin belli anları vardır ki zamanın ötesine geçer; sadece yaşanmaz, okunur, düşünülür, ibret alınır. Uhud da işte bu anlardan biridir. Sadece bir savaş değildir Uhud; aynı zamanda bir ahlâk, bir sorumluluk, bir disiplin ve en önemlisi de bir emir imtihanıdır. Kılıçların gölgede kaldığı, nefislerin öne geçtiği, kalplerin dünya ile sınandığı bir a

Sır okumaları

İnsan, bir sır kitabıdır. Her sayfasında toprağın kokusu, her satırında göğün nefesi gizlidir. Yaratılışın ilk sorusu, "Ben kimim" diye fısıldar ve cevap, içimizdeki sonsuz boşlukta değil, kalbimizin en derininde bizi beklemektedir. Ruhumuz bize emanettir elbette; bedenimiz ise topraktan geldi ve toprağa dönecek. Bu apaçık bir gerçektir. Yaratılışı

Tefekkürün gücü

Kıymetli dostum Ali Vasfi Kurt'tan aldığım Ali Şeriati'ye ait şu söz, Türk düşünce tarihinde iz bırakan dört büyük isimle ne kadar da uyum içinde: "Ben herkesi rahatlatmak için gelmedim. Ben rahatları rahatsız etmek için geldim. Ben esrar ve eroin miyim ki herkesi rahatlatayım. Eğer birisi gerçekten bir hizmet yapmak istiyorsa, rahat insanları raha

Eve dönüş yolu

Günlerin yoğunluğu insanları yoruyor, evet. Ama bu yorgunluk, hani şu "çalıştıkça parıldar, pas tutmaz" denilenin tam tersi gibi. Sanki her gün, ruhumuzun cilasını biraz daha kazıyan, madeni bir bitkinlik. Sabahın alacakaranlığında, kahvesini yudumlayıp, içindeki o yorgunluğu bir sır gibi saklayarak evden fırlayan modern zaman bireyleri... Omuzları

Yavuz Bülent Bâkiler

Gönlüme düşen ateş yaktı dilimi Ah Türkistan Türkistan, büktün belimiÜstümüzden bir Eylül rüzgârı esip geçti. Dünürüm Eyüp Çetinkaya'nın hanımı, Cihan Bey oğlumuzun annesi Selvinaz Hanım'ı Hakk'a uğurladık. Birkaç gün geçmemişti ki şair, yazar ve gazeteci Yavuz Bülent Bâkiler'den de ayrılık haberi geldi. Bir gün öncesinde kendisine telefonla ulaşam