Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: "Allah, Kadir gecesini ümmetime hediye etmiş, ondan önce kimselere vermemiştir."
Büyük âlim ve velîlerden İmâm-ı Rabbânî'nin (kuddise sirruh) bildirdiğine göre, "üç aylar"ın 3.sü, kamerî ayların ise 9.su olan Ramazân ayı, bütünü itibâriyle çok kıymetli ve şerefli bir aydır. Ramazân ayında yapılan bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâp, başka aylarda yapılan farz ibâdetlere verilen sevâp gibidir; bir farza verilen sevâp ise, başka aylardaki yetmiş farza verilen sevâp gibidir. Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene boyunca da bu işleri yapmak nasip olur. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bu bilgileri, aslında Peygamber Efendimizden naklen bildirmektedir.
KADİR SÛRESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ
Resûlullah Efendimize, kendisinden önceki insanların ömürlerinin ne kadar olduğu bildirilince, kendi ümmetinin ömürlerini kısa buldu, "uzun ömürlü olan diğerlerinin işledikleri sâlih amelleri işleyemezler" diye düşününce, Allahü teâlâ, Ona 1.000 aydan hayırlı olan Kadir Gecesini ihsân etti. (İmâm Mâlik)
Peygamber Efendimiz, "Benî İsrâîl Peygamberlerinden 80 yıl, Allahü teâlâya ibâdet eden oldu" buyurunca, Eshâb-ı kirâm hayret ettiler. Bunun üzerine Cebrâîl aleyhisselâm gelip; "Yâ Resûlallah, senin ümmetin bu Peygamberlerin, 80 yıllık ibâdetine şaşarlar. Allah sana ondan daha iyisini gönderdi" diyerek, "Kadir Gecesi, bin aydan hayırlıdır" meâlindeki âyeti okudu. (Tefsîr-i Muğnî)
Resûlullah Efendimiz, daha önceki ümmetlerden 1.000 (bin) sene cihâd eden insanları düşünüp, "benim ümmetimin ömrü kısadır, binâen aleyh daha az ibâdet ederler" diye üzülünce, Allahü teâlâ, "Kadir Gecesi senin ve ümmetinindir" buyurup Habîbinin kalbini ferahlandırdı. Hem de Kadir Gecesi, her Ramazân ayında gelir.
Bir gün Peygamber Efendimiz, önceki ümmetlerden bir mü'minin, 1.000 (bin) ay, durmadan, gece-gündüz Allah yolunda cihâd ettiğini anlatınca, orada hâzır bulunan Eshâb-ı Kirâmdan bazıları: "Biz, bu kısa ömrümüzle buna nasıl kavuşuruz O mü'minin yaptığı bu ibâdeti nasıl yapabiliriz Zâten ömrümüz buna yetmez"

5