Dünya Sisteminin Paradigma Arayışı

Batı paradigması zayıflarken, Çin'in ekonomik gücü yükseliyor ama dünyaya sunacak bir düşünsel alternatifi yok—bu boşluğu kim dolduracak?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın iddiası, dünya sisteminde güç merkezleri değişirken hiçbir güç yeni bir paradigma sunamamasıdır. Bunu, Amerika'nın gerileyişi ve Çin'in yükselişinin yarattığı belirsizlik üzerinden açıklamakta ve bu durumu postmodernizmin kapitalizmin yeni aşaması olması bağlamında analiz etmektedir. Peki ekonomik güç ve düşünsel alternatif sunma zorunlu bir bağlantı mı, yoksa sistemin bu şekilde işlemesi de mümkün değil mi?

Müslüman dünyanın içinde bulunduğu çok katmanlı krize bakarak, İslam düşüncesinin bir geleceğinden bahsetmenin biraz ironik olacağı düşünülebilir. Bir yandan Batı'nın hala devam eden egemenliği, diğer yandan dünyadaki yeni güç odakları ve nihayetinde İslam dünyasının durumu İslam düşüncesinin geleceğine dair ümitsizlikleri besliyor görünmektedir.

Öncelikle içinde yaşadığımız dünyayı şu bileşenler etrafında betimleyebiliriz. Birincisi, modern zamanlarda hem bilgi hem de güç olarak egemenliğini sürdüren Batı düşüncesinin paradigma zayıflığı söz konusu olsa da, güç temerküzünü devam ettirmektedir. Amerika'nın İran'la savaşı bize göstermiştir ki, artık Batı daha önce bilgi ve paradigma üzerinden biriktirdiği güçle hareket etmektedir.

Bu gücün ne kadar daha batı düşüncesini idare edeceğini tabii ki kesin olarak bilemeyiz. Çift kutuplu dünya güç odaklarının fazlalaştığı bir dünyaya doğru evrildi. Bu bağlamda Amerika'yı zorlayan Çin'in yeni ekonomik bir güç olduğunu görmekteyiz. Çin uyguladığı ekonomi-politikle bu gücünü artırmaya çalışmaktadır. Çin bu gücünü inovasyon ve üretimle sağlıyor görünmektedir. Bu elbette bir güç ve başarıdır. Fakat Çin'in dünyaya sunmuş olduğu düşünsel bir paradigma bulunmamaktadır.

Bu paradigma eksikliği aslında dünyanın bugünkü manzarasında kendisini göstermektedir. Başta belirttiğimiz muğlaklıklar bu sebeple devam etmektedir. Amerikan imparatorluğunun gerileyişi ile Çin'in ekonomik yükselişi arasındaki gerilim devam etmektedir. Bu durum bir yandan dünyada yeni güç ve merkez arayışını göstermekte diğer yandan yeni dünya düzeninin neye göre oluşacağı ile ilgili arayışları hızlandırmaktadır.

Petro-dolar imparatorluğunun yerine geçecek arayışlar devam etmektedir. Tabii ki bu geçişin kolay olmayacağını bekleyebiliriz. Çünkü doların egemenliğini, kaybetmesi dünyanın dengesini de etkileyecek önemli bir ögedir. Yuan'ın rezerv para olabilmesi mümkün müdür Fakat dünyada yeni dengelerin kurulması sadece rezerv para ve maddi güç ile değil, aynı zamanda bir strateji ve paradigmayı gerektirmektedir. Bunu devralacak bir paradigma ortada görünmemektedir açıkçası.

Bunların dışında Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya gibi küresel aktörler diyebileceğimiz güçleri de zikretmeliyiz. Fakat İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler zaten paradigmal olarak öncülerdir ve Amerika ile aynı potada yer almaktadırlar. Amerika bir açıdan Kıta Avrupası'nda üretilen paradigmanın pragmatik yansıması olarak durmaktadır. Dolayısıyla hepsini aynı düzeyde değerlendireceğimiz Batı düşüncesi kendi paradigmasını yenileyemediği gibi zayıflamıştır. Rusya da bu paradigmanın bir başka tezahürü olarak ortada durmaktadır.