Batı Düşüncesinin Başarısı(zlığı)

İslam dünyası Batı'yı taklit ederken, Batı'nın paradigması zaten çökmüştür; peki bu öykünme bitmezse ne olur?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İslam düşüncesinin Batı'yı güçlü bir model olarak görmeye devam etmesini, Batı paradigmasının zayıflamasına rağmen devam eden başarısızlıktan kaynaklandığını savunur. Batı modernitesinin insan merkezli dünya görüşünü ve sömürgeciliğini paradigma farkı bağlamında eleştirerek, İslam düşüncesinin kendi paradigması etrafında yeniden inşa edilmesi gerektiğini öne sürer. Fakat yazarın, İslam paradigmasının çağdaş zorlukları çözmede Batı'dan farklı bir çözüm sunabileceğini gösterememesi, bu çağrının ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulamaya açık bırakmıyor mu?

İslam düşüncesinin kendisini aktüel değerlendirmesinde bilhassa Batı düşüncesi ve pratikleri ile karşılaştırmalar yapması elbette doğaldır. Fakat bu değerlendirmeler yapılırken hem paradigmal farklılıkların dikkate alınması hem de İslam ve Batı düşüncesinin güçlü ve zayıf yönlerinin kaprissiz biçimde analiz edilmesi gerekmektedir.

Modern dönemden itibaren islam dünyasının içinden yapılan batı değerlendirmeleri, açık ve örtük biçimde İslam ve batı arasında kurulmuş hiyerarşi üzerinden hareket etmiştir. Bir başka deyişle, Batı karşısında yenilgi yaşayan müslüman toplumların kendi başarısızlıkları üzerinden Batı'yı düşünmeleri çoğu zaman çekincesiz öykünmeleri birlikte getirmiştir.

Esasen bugün de durum çok değişmiş görünmemektedir. Batı düşüncesi paradigma olarak zayıflamış olsa bile, müslüman toplumlar hala başarısızlıklarını sürdürdükleri için Batı'yı "devasa" olarak algılamaktadırlar. Fakat Batı eskisi kadar güçlü değil; en başta gücünü destekleyecek paradigması zayıflamıştır. Fakat gazete ve dergiler okunduğunda koşulsuz öykünmelerin devam ettirildiği görülmektedir.

Şu tespiti tekrar ederek altını çizelim; İslam dünyası bugün stratejik bir akıl ve düşünce üretme konusunda başarısızdır. Peki bu başarısızlığı nasıl aşacaktır Bunu aşabilmek için birçokları batı düşüncesini tek referans göstermektedirler Çünkü bugün hala bir gücü temsil etmeye devam etmektedir.

Fakat burada hala görülemeyen nokta ise, artık Amerika başta olmak üzere Avrupa daha önce paradigması üzerinden biriktirdiğini yiyerek güçlü görünmektedir. Üstelik Filistin ve İran'a yapılan saldırılardan anlamaktayız ki, bu güç artık kontrolsüz bir biçime evrilmiştir. Bir tarih felsefesi üzerinden düşünecek olursak, bir düşünsel coğrafya ve onun görünür bedenleri (ülkeler) salt güç üzerinden hareket etmeye başlamışlarsa, burada paradigmanın düşünsel olarak yol açamadığını ve kendisini tüketmeye başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla hala burada Batı'yı bir yerde dondurarak ona yapılan öykünme müslümanların kendi üzerine aktüel düşünemediklerinin bir göstergesidir.

Batı düşüncesinin başarılarından bahsetmek elbette objektifliğin bir gereğidir. Fakat bu düşüncenin temel referansları ile dünyada nasıl bedenlendiği ayrı ayrı analiz edilmelidir. İlkin, modern paradigma üzerine dayalı Batı düşüncesi, sermaye birikimleri, Rönesans, reform, Aydınlanma, Bilimsel devrim, düşünsel dönüşüm vb. süreçlerin içinden geçerek ete kemiğe bürünmüştür. Bir dinamik üretme ve felsefe geliştirme, özgür düşünme bağlamında elbette Batı düşüncesi bir açılım göstermiştir. Doğrusu bu boyutlarını takdir ederek ilerlemek gerekir. Diğer yandan Batı'da bilgi üretimi, üniversite ve stratejik düşünce ve akıl elde edilen gücün temerküzünde ciddi bir pay sahibidir.